Bir Dakika Ne?

196 21 31
                                        

"Bu yaptığınızın yanınıza kâr kalacağını mı sanıyorsunuz?" diyerek üstümüze gelen insanlara ne desek bilememiştik.

Yaptığımız tek şey biraz genetikle oynamak ve olası jenerasyonu daha da güçlü yapmaktı.

Biz nerden bilelim bir alfanın bedenini bir omegaya çevirmeyi veee tam tersini bir omegaya vermeyi...

Kesinlikle bir saçmalık olmuştu ama bu bizim elimizde değildi? Yani aslında öyleydi ama değildi de.

Sonuç olarak hesaplamalara göre her şeyi düzgün yapmıştık. Ailelerden döl bağışı yapmalarını istemiştik ama onlar bize kendi çocukları üstünde yapabileceğimizi söylemişlerdi.

Evet, daha test aşamasında olan bir deneye çocuklarını atmaları çok mantıksızdı ama biz daha öncesinde bunun birkaç testini yapmış ve olabileceğini kanıtlamıştık.

Neden sonucun böyle olduğunu ise kimse çözememişti. Olur öyle demek istiyordum ama önümdeki alfa beni parçalayacağa benziyordu.

Ne canım yani alfa oğlunu omegaya çevirdiysem. Hem çocuğun hesaplamalara göre vücudu bir alfa kadar güçlü olucaktı. Uzun ve kaslı bir yapısı olucaktı, aynı zamanda alfa sesini de kaybetmemişti.

Sadece sikmek yerine sikilecek diye bu tantana neydi canım? Haksız mıyım?

Onun yanındaki aile ise aslında mutluydu ama çaktırmıyorlardı. Bir omega oğulları olacaktı ama şimdi bir alfa oğulları olucaktı.

Omega bedeninde bir alfa.. Tatlı olurdu herhalde. Düşünsenize minik ama asabi. Büyüyünce göreceğiz artık.

Ama şu an bununla ilgilenemezdim. Önümdeki sahne daha önemliydi.

"Alfa, bu bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Geri çevirmeye çalıştık sen de gördün ama olmuyor. Hem açıkladık da sana. Alfa ve omega arasında fark yoktur derken çok inandırıcı gelmiştin. Şimdi ne oldu da bize böyle ahkam kesiyorsun. Çocuğun dünyada bir ilk farkında mısın? Şu an onun ne kadar özel olduğu ve söylememe gerek var mı sence?"

Tabi ben böyle diyince bir şey de yapamazlardı. Çaktırmadan da elimdeki imzaladıkları dosyaları da gösteriyordum. Bize ne dava edebilirlerdi ne de başka bir şey yapabilirlerdi.

Tabiki de sürüde de yaşasak her şeyin bir imza ve statü olması değişmiyordu. Sadece kurta dönüşüyorduk, insanlardan tek farkımız buydu.

"Ve şunu da söylemek isterim. Bu yeni bir jenerasyonun doğması demek. Hiçbir cinsin sadece vücuda bakılarak şekillenmemesi gibi. Sen sadece bu olayın başında olduğumuz için bunu fark edemiyor olabilirsin ama bu çocuklar geliştikçe hem alfaların hem omegaların güçleri ikiye üçe katlanacak. Omegalar alfaların duyu özelliklerine sahip olacakken, kendilerini daha iyi koruyabilecekler. Hızları, çevikleri çok daha gelişecek. Birilerine sadece muhtaç olmak zorunda kalmadan kendi ayaklarının üstünde durabilecekler. Alfalar ise ne güçlerinden bir şey kaybedecekler ne de şu meşhur alfa seslerinden. Hatta daha da güçleneceklerine emin olabilirsin. Bir omeganın zekasına ve becerisine sahip olacaklar. Omegaları bilirsin bütün planlar ve düzenler onlardan sorulur. Alfalar sürüyü, omegası alfasını yönetir."

Bu lafları söylerken kendimden emindim. O ne diyeceğimi bilemez tavım yok olmuş, çok keskin bir dille açıklamıştım kendimi. Bu çok büyük bir şeyin başlangıcıydı.

Herkes alfa ve omegaların aynı haklara sahip oldukları, aralarında fark olmadığını savunuyordu sözde. Ama öyle değildi. Şu an neredeyse önünde oğlu omegayken alfa olucak diye mutluluktan ağlayacak bir aile ve alfa oğlu omega olucak diye kuduran başka bir aile vardı.

Bu olaydan sıkıldığımı hissederken kızıl saçlarımı kulağımın arasına sıkıştırmış, oflamıştım.

"Şimdi lütfen. Biraz sakin olur musunuz? Burası bir laboratuvar ve bir sürü insan çalışmaya çalışıyor. Yaptığımız şey kötü bir olay değil. İkinizin de oğlunda aslında hiçbir şey değişmeyecek. Görünüş olarak hele fark bile olmayacak. Sadece içlerindeki kurtlar değişti. Aslında eşlenmeden birbirlerine karıştılar."

Bunu dememle birlikte durulmuşlardı. Hepsi biliyordu eşlenince alfanın da, omeganın da, betanın da güçlendiğini...

Sakinlemiş kalabalığa bakarken "Çok iyi hissettirir mi bilmiyorum ama sizin oğullarınızdan başka iki çocuğa da deney yaptık. Hatta birisi kendi kızım olur. Sizlerinkiler kadar net ve düzgün bir karışım olmasa da onlar da sizin oğullarınız gibi. Elimizde iki üç çift daha var. Aynı prosedür onlara da uygulanacak. O yüzden lütfen bırakın işimizi yapalım."

"Bizi bu kadar net başınızdan savamazsınız. Bunun farkındasınız değil mi? Resmen çocuğumun geleceğiyle oynadınız. Sizce hayatı normal bir kurtunki gibi olacak mı? Hep farklı olduğunu hissedicek, hiçbir yere ait olamayacak ve bizi suçlayacak. Ama biz de sizi suçlayacağız. Mahvettiniz der şeyi!" diyen Anne Styles beni hiç dinlememiş gibiydi.

Yüzüne bir süre boş boş bakmış sonra da konuşmaya başlamıştım. Kaşlarım çatık, omuzlarım dikti.

"Bu algıyı kırmak sizin elinizde. Bunu bizim suçumuz gibi olarak gösterirseniz, çocuğunuz zaten hayatı boyunca kendini dışlanmış hissedecektir. Onu ilk siz dışladınız. Başkalarının dışlaması sizce önemli mi?"

Kadın bir süre olduğu yerde böyle beklemiş ve ağlamaya başlamıştı. Böyle bir şey yapmak istemediği açıktı. Oğlunu o ne olursa öyle seveceğine de emindim. Kadınla çok uzun zamandır tanışıyorduk ve aslında arkadaşım sayılırdı. Bu yüzden de bana ve yaptıklarıma bir nevi güveniyordu. Ama bu tavrı çok yanlıştı. Ona yaklaşırken sırtını sıvazlayan eşinden de izin istemiştim.

"Bak Anne. Böyle bir şey olsun biz de istemedik. Sadece daha güçlü yapmaya çalıştık ikisini de ama onları birleştirdiğimiz yanda birbirlerine karıştılar. Ayıramadık bile onları çok güçlülerdi. Bunun böyle olması sadece şans diyebilirim. O yüzden lütfen bu olaya çocuk dışlanıcak kendini kötü hissedecek gibi bakma. Sen onu düzgün eğitirsen ve arkasında olursan onun başka bir şeye ihtiyacı olmaz ki. Kendine güvenir ve kişiliğiyle barışık olur. Bunları benim sana söylememem lazım sen zaten bunları çok iyi biliyosun. Şimdi lütfen sakinleş, her şey güzel olucak."

Bunların hepsini kocasının olmadığı tarafına otururken söylemiştim. Onu da anlıyordum. Başına ne geleceğini bilmiyordu. Ama bu küçük adımlar olmazsa hep eskisi gibi kalıcaktık ve artık yenilenmeye ihtiyacımız vardı. Yanımıza gelen Jay de aynı şekilde hissediyor olmalıydı ama farklı bir şekilde. Anne'ye destek olduğunu belirtmek için elini sıkmış ve çok içten bir şekilde gülümsemişti. Sonuçta onun oğlu bir omega olması gerekirken alfa olmuştu. Narin bir bedene sahip bir alfa olucaktı. Onun işi bir nevi daha zordu.

Onlar birbirlerine bakarken bu süreçte birbirlerinden güç alacakları belliydi. Ayağa kalktım. Benle beraber diğerleri de dikleşmişti.

"Önümüzde bilmediğimiz bir süreç var. Her ne kadar biz çocuklarımızda hiçbir şeyin değişmeyeceğini de bilsek, bu çok başka bir şeyin başlangıcı. Lütfen sadece çocuklarınızı hiçbir çocuktan ayırmayın ve onları en iyi şekilde eğitin. Onlar şu anki bütün cinslerden daha güçlüler. Sizden sadece yıllık doktora gider gibi buraya gelmenizi istiyoruz. Büyüme sürecini takip edebilmemiz açısından bu çok önemli ve aynı zamanda gelirseniz iki kurdun nasıl bir bağa sahip olduğunu ve bu bağın ne derecede olduğunu anlamamız açısından da çok önemli. Bu süreçte bize katıldığınız için çok teşekkür ederim."

Yatışmış kalabalığa bakıp gülümsedim. Yandan da bizim ekibe bakıyordum, hepsinin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. İyi iş çıkartmıştık.

Herkes artık sakindi. Tabi ne kadar sakin kalacakları tartışılır ama yine de. Gelişme gelişmedir.

*****

Eveeetttt, şimdi bu kurgu benim aklıma "Neden alfa Lou, omega Harold kitabı yok?" derken geldi. Tam olarak bunu dedim. Tabiki de Humega ve Love Never Felt So Good'u okudum ve en sevdiğim kitaplarım arasındalar. Ama neden daha fazla olmasın ki..
Haksız mıyım??
O yüzden neden genetiği bozulmuş iki insanın aşkını yazmıyım?
İşte öyle inş seversiniz.

This is us •stylinsonStories to obsess over. Discover now