prologue

6.2K 281 74
                                        

prologue
0.0



Sen, benden nefret ediyorsun. Bunu biliyorum.

Beni her gördüğünde bakışlarınla saldırıyorsun sanki, bir kurşunla beni öldürüyorsun, kalbimin içinden hiç tereddüt etmeden bıçağı geçiriyorsun, bana olan nefretinle harlanmış ateşten okları fırlatıyorsun bu aciz ruhuma. Benden nefret ediyorsun ve her bir zerren bunu belli ediyor.

Fakat benim bir yolum yok. Nereye gittiğimi, kendimi nerede bulacağımı bilmiyorum. Yıllardır sağlam kalan temellerim artık yerle bir oldu ve ben yalnız başıma kaldım. Yalnız başıma, boş bir yolda.

Senin, benim elimden tutup o yolda beni ayağa kaldırman gerekiyordu. Derinlerde bir yerde var olduğuna inandığım kalbindeki hislerle, en çok da merhametle o yolda çiçek açtırman gerekiyordu. Öyleyse neden savruluyorum senin yüzünden? Neden bilerek, isteyerek rotamı şaşırmama sebep oluyorsun?

Benden neden nefret ediyorsun?

Çok karanlık bir yerdeyim. Etrafta tek bir ışık taneciği bile yok, her yer zifiri karanlık.

Ayaklarım bir zeminin üstünde durmuyormuş gibi. Kocaman bir boşlukta süzülüyorum, düşüyorum. Vücudum tüyden hafif gibi ama kolumu bile hareket ettiremiyorum. Gözlerim karanlığa alışmıyor ve kıpırdayamıyorum.

Boşluktayım.

Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum.

İleride, karanlığın üstünde yatan bir beden var. Üstündeki beyaz kıyafetlerden dolayı kolayca fark ediliyor, onu son gördüğümde de bembeyaz giyindiğini anımsıyorum. Tıpkı bir melek gibi.

Sonunda vücudumdaki uyuşukluk geçiyor gibi, elimi ona doğru uzatıyorum ama sanki daha da uzaklaşıyoruz birbirimizden. Bağırmak, seslenmek istiyorum ama boğazımdan geçemiyor kelimelerim. Aramızdaki mesafe uzuyor, uzuyor ve uzuyor.

Birdenbire tam arkamda bir nefes hissediyorum, o kadar tüyler ürpertici ki nefesim soluk borumda tıkanıp kalıyor. Duygularım şaha kalkıyor, gözlerim kapanıyor. Titriyorum.

Arkamı dönemiyorum ama kim olduğunu çok iyi biliyorum.

Sımsıcak nefesin boynuma vururken bir elin omzuma dokunuyor, her şey kayboluyor. Sen kayboluyorsun ve ileride beyazlar içinde yatan beden karanlığın içinde kaybolup gidiyor.

Acı içinde bir çığlık yükseliyor boğazımdan ve gözyaşlarım hiç durmadan akmaya başlıyor, neden ağlıyorum? Neler olduğunu bilmiyorum.

Karanlık, üstüme geliyor. Yapayalnızım ve önümde yükselip bir sarmaşık gibi sararken dört bir yanımı, hiçbir şey yapamıyorum. Kurtulamıyorum. O kadar güçlü ki karşı bile koyamıyorum.

Benden nefret ediyorsun. Neden? Bana karşı beslediğin tek ve en güçlü duygu neden nefret?

Senden nefret ediyorum. Ama en çok da benden nefret etmenden nefret ediyorum.

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

you ain't worth my loveif you only love to hate me

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.


you ain't worth my love
if you only love to hate me.

love to hate me |rosékookStories to obsess over. Discover now