"Jin hyungg! Hadi ama, fazla abartmıyor musun!?"
Saatlerdir bana seslenen esmer çocuğa büyük bir bıkkınlıkla döndüm ve sorarcasına bakmaya başladım, hatasını biliyordu ve buna rağmen hala aynı şeyler için ısrar ediyordu.
" Bir konuşsanız ne olur yani? Fena mı? "
Bıkkınca bir nefes verdim ve vücudumu koltukta dik konuma getirerek ona döndüm. O sırada sonunda günlerdir çıkmayarak çürüttüğü yataktan koca poposunu kaldırıp yurdun salonuna teşrif edebilmiş Jimin merakla Taehyung ile oturduğumuz koltukta ikimizin arasına girmişti. Hiç oralı olmadan keskin bakışlarımla Taehyung 'a bakarken konuşmaya başlamıştım.
" Taehyung sıkıntı o değil , tabi ki de biri benim numaramı isteyebilir, bir ajans veya işbirliği yapmak isteyen herhangi bir İdol veya Kasu, ama böyle birşey olduğunda numaramı verirken bana sormalısın kafana göre vermemelisin."
Taehyung kafasını belli belirsiz sallamış ve Jin'in haklı olduğunu bildiği için sesini pek çıkaramamış sadece devam etmesini beklemişti.
"Ki bu kişinin amacı da belli Taehyung , dizi setine seni ziyarete geldiğimizde neredeyse içime düşeceği'nin hepimiz farkındaydık, özellikle de Namjoon-ah ; Bay Park'ın laubali tavırlarından rahatsız olduğumun farkına vardığı için masada yer değiştirmek istedik ama bay Park bileğimden öyle bir sıkı kavramıştı ki değil sandalyeden kalkmayı kolumu dahi çekemedim..
Tabi ki de kötü biri değil; çok kibar ve sevecen bir adam ama ben ona o yönden karşılık veremem Taehyung.."
Jimin de Jin'e onay veren mırıltılar çıkarmış ve kafasını sallayarak konuşmaya başlamıştı.
" Bir anda bende o masadan kalkamayacağımızı düşünmüştüm.."
O sırada kapıda duyulan anahtar sesi ile bugün dolabın boş olduğunu farkettiği için marketten kahvaltılık birşeyler almaya çıkmış olan Hoseok elindeki ağır oldukları 10 metre öteden bile belli olan poşetleri sürükleyip ayağını sürüyerek salona bağlı olan amerikan tipi mutfağa ilerlemeye başlamıştı.
Onun gelmiş olduğunu gören SeokJin; Jimin ve Taehyung'a , Hoseok 'a yardım etmesi için ısrar edip ve azarlarken sonunda üşengeç ikili bu ısrarlara daha fazla dayanamayacaklarını anladılarında koca popolarını rahat sarı koltuktan kaldırıp Hoseok'a buzdolabını doldurma konusunda yardım etmeye başlamışlardı.
O sırada kahvaltıda ne hazırlaması gerektiğine yeni yeni karar veren SeokJin dolaptan un , süt ve yumurta çıkararak krep yapmaya karar vermişti. Bir süre sonra dolabı doldurmayı yeni bitiren üçlü de kahvaltılık mezeleri masaya yerleştirmeye ve portakal suyu sıkmaya başlamıştı.
O süre içerisinde duş almış ve elindeki havluyla saçlarını kurulayan Jungkook ve uyandırılmaya 30 defa gidilip zorla kaldırılmış ama hala ayakta uyumaya devam eden Yoongi gözleri kapalı bir şekilde aşağı inmiş ve kendini koltuğa atarak uzanmaya devam etmişti.
Sonunda kahvaltı hazır olduğunda herkes sofraya oturmuştu ama bir kişi eksikti..
"Namjoon hyung nerede?" diye soran Jimin ile herkes birbirine garip bakışlar atarken Jungkook konuşmaya başlamıştı "o hala uyuyor, aslında kaldırmak istemiştim ama kıyamadım , nedenini bilmiyorum ama bütün gece uyumadı , nedenini sorduğumda ise uyku tutmadı diye geçiştirdi ve bütün gece durgundu , saat 4'te tuvalete gitmek için kalktığımda bile hala uyumamış kitap okuyordu , sabah onu uyurken görünce de kaldırmak istemedim. "
Aslında buna herkes şaşırmıştı çünkü yurtta her zaman ilk uyanan kişi Namjoon olurdu , hatta çoğu zaman fazla erken uyanır ve bunu dışarıda güzel bir sabah yürüyüşü yaparak değerlendirirdi.
YOU ARE READING
Papatya
FanfictionJungkook.." diye fısıldamıştı "böylemi olacak.. benden kaçacak mısın?" Evet diyemedim, böyle olacak, seni kaybetmekten korkarken kendimi senden uzaklaştırmaya çalışacağım diyemedim..
