🪐TAMAMİYLE YAZARIN İÇ DÜNYASINDA SAKLIDIR.
🪐🪐🪐İlk Korku
1 Temmuz 2004
"Park Jimin gelebilirsiniz."
Annemin elinden sıkı sıkıya tutarken korkak adımlarla içeriye adımladım. Hastanenin garip kokusu burayada vurmuştu. Doktor gözlüklerini çıkartıp gözlerine değdirdiği ellerini uzaklaştırarak bizi işaret etti. Oldukça yaşlı bir adama benziyordu. Sakalsız cildi onu bir parça genç gösteriyor olabilirdi.
Anneme çevirdim bakışlarımı beni usulca ileriye itti. Yutkunup doktorun önündeki sandalyeye yöneldiğimde kapanan kapı sesiyle annemin çıkıp odayı terk ettiğini anladım. Beni yanlız bırakışının nedenini öğrenmekten korkuyordum.
Doktor, steteskopunda gezdirdiği parmaklarını ayırıp oturduğum hizadan bana baktığında içimdeki endişe duygusuna yenilebileceğimi hissettim.
"Dediklerin seni üzebilir genç adam ama söylemek zorundayız. Bunun yükünü kaldırabilecek kadar büyüdüğünü düşünüyorum."
Sabırla tırnaklarımı sapladığım dizlerimi biraz daha geriye oynatıp ayak bileklerimi sandalyenin soğuk demirine dokundurdum.
Doktor belirli bir süre başını çevirip saate baktı. 12'ye yaklaşıyordu. Gözlerini tekrar gözlerimle buluşturduğunda söylemeye çekinen yüz hatları onu ele veriyordu. Uzunca bir nefes alıp geri verdiğimde kendimi hazır hissettim ve artık söylemesi için başımı ileri geri hareket ettirdim. Bu yerde bir saniye bile fazla kalmak istemiyordum. Annemle beraber evimize dönüp başım ağrıyana dek ders çalışmak istiyordum.
"Jimin, dünyada çok gözlenmeyen bir hastalık türüne sahipsin. Henüz gerekli bir ilacını veya hapını tayhin edebilmiş değiliz ki olduğunu da düşünmüyorum."
"Ne tür bir hastalıktan bahsediyorsunuz? 17 yaşındayım, dediklerinizi kavrayabiliyorum. Daha açıklayıcı konuşun lütfen."
"Senin kilo almanı, sağlıksız kalmanı, arada bayılıp dumanı sağlayan şeyin kaynağı geçirdiğin bu hastalık. Ve ne yazık ki ilerleme kaydedemediğimiz gibi son aşamalarına ulaştık."
Ağzım yarım açık kalmış doktoru dinlerken birbirine eklenecek cümlelerin canımı nasıl çok yakacağını tahmin edebiliyordum.
"Ölecek miyim?" dedim gözlerim şimdiden yaşlanamaya başlamıştı. Kaskatı kesilen çehremle kalakalmıştım.
"Üç ayın kaldı Jimin, belki de daha az..."
Korkum ölmekten değildi; yaşayamadığım ve yaşayamayacağım günlerin düşüncesiydi içimi kahreden.
Hastaneden çıktığımızda bu sefer annemin elini tutmadım. Düştüğümde kalkmamak için kilomu bahane edip yardım istemedim. Defterlerimin hepsini çöpe atıp ateşe verdiğimde yanan kağıtların kıvılcımlarının gözlerime yansımasına izin verdim. O yanan şey gençliğimdi ve ben yanarak küle dönüşmesini sessizce izledim.
YOU ARE READING
☾Before Death☽ Jikook/Texting
Teen FictionHayatımın su gibi akıp gideceğini ve bu günlerin geleceğini biliyordum. Doktorun söylediğine göre 3 ay sonra öleceğimi öğrendim, belki daha yakındır, bende devreye ölmeden önce yapılacaklar listemi soktum...
