5- Maskenin Gerisinde

20.1K 1.5K 216
                                    


Süt şişesini eve bırakıp hızla yola düştüm. Çok mahçup olduğum için komşu evin önünden geçerken bu sefer hiç bakmadım. Teyzemlerin evine ana yoldan 10, bahçelerin arasındaki patika yoldan 5 dakikada varılıyordu. Başka zaman olsa yürüyüş olsun diye yolu uzatabilirdim ama şimdi vakit kaybetmek istemiyordum. Köprüden geçip karşıma çıkan patikaya daldım.

Patikayı takip eden küçük bir sulama kanalı vardı. Teyzemlerin eve inen ikinci patikaya geçmek için, suyu kesik kanaldan atladım. Bunu yaparken de çocukluk anılarım canlandı. Atladığım yerin biraz ilerisinde şimdi teyzeme verilmiş olan bahçe vardı ve küçükken anneannem veya annemlerle oraya gelip elma, fasulye, domates, ceviz falan toplar; odun ateşine oturtulmuş yağ tenekesinin üstünde pişen taze fasulyeden ve lahana yaprağına doğranmış salatadan yerdik.

Onlardan aldığım lezzeti benim diyen lokantadaki yemek veremezdi. Çünkü her şey taze ve doğal lezzetiyle girerdi midemize. Sonra sıkılınca bu su kanalına gelip ayaklarımızı sokar, birbirimizi ıslatır, bazen de akan suda yaprak yüzdürürdük. Çok güzel zamanlardı, yaşadığım için çok şanslı olduğum zamanlar.

Teyzemlere varınca Petek ve eniştem hazır olduğu için hemen yola koyulduk. Bizim köy, yani Kömeç zaten Tokat'a 10 dakika mesafede. Yol meyve bahçelerinin arasından sizi şehre ulaştıyor ve ilk durağımıza gitmek için şehre girmemize de gerek yoktu. Tarım kooperatifine 6-7 dakika sonra vardık.

Eniştem sağ olsun içeride tanıdıkları varmış, nerden nasıl bilgi alıp başvururuz öğrendi. Gidip ilgili memura projemizi ve bu projeyi hangi arazilerde uygulamak istediğimizi anlattık. Adam tabii benim saçları ve makyajı görünce, söylemeyi unuttum bu arada ben biraz severim de makyaj yapmayı, her neyse işte adam tipime takıldı sanırım biraz. Yani her gün pembe saçlı kadınlar gidip, 'Ben çiftçi olacağım, köyde yaşayacağım, kredi veya hibe alabilir miyim?', diye sormuyordur doğal olarak. Önce ciddiye alamadı pek beni ama baktı ki ziraat fakültesi mezunuyum ve ne yapmak istediğim konusunda net bir fikrim var, o da başvurumuzu değerlendirmeye aldı. Tabii önce incelenmesi gerekiyormuş durumumuz uygun mu diye. İnceleme yapılıp uygun bulunursak aranacaktık.

Görüşmenin ardından eniştem bizi şehre indirdi. Kendisinin bazı işleri varmış, biz de fırsattan istifade biraz dolaşıp, bir yerlerde otururuz diye düşündük. Eski Niksar yolu kavşağında indik Petek'le. Hava soğuktu, Topçam dağının zirvesi karlı ve biraz da pusluydu. Aslında Petek avm ye gidip dolaşmayı önermişti ama ben şehirde biraz dolaşıp hasret gidermek istemiştim. Bursa'ya taşınmadan önce ve tatillerde geçirdiğim zaman zarfında belleğimde büyük yer edinmişti bu şehir. Tarihi hanları, hamamları, camileri ve Arnavut kaldırımlı dik sokaklardaki eski evleriyle kendine münhasır bir Anadolu şehriydi Tokat.

Mecburiyet caddesi denilen tek ana caddesi üzerinde gidip gelmekten insanların çoğunluğu birbirini en azından sima olarak tanırdı. Değişik ne var diye baka baka yürüdük şehrin üst kısmına doğru. İnsanlar tam tahmin ettiğim gibi saçlarıma ve yüzüme tuhaf tuhaf bakıyorlardı. Umrumda mıydı? Tabii ki hayır, önceden olsa çekinirdim belki ama artık umursamıyordum böyle şeyleri. Bence tuhaf olan şeyler başkaydı; kadınlara sarkan adamlar, müşteriye bozuk mal satanlar, maaş alıp iş yapmadan yan yatanlar, arkadaşının karısını, kocasını ayartanlar falan diye epey uzun bir liste sayabilirdim yüzüne tuhaf bakılması gereken tipler kimlerdir diye. Neyse işte sonuçta saçım pembe olabilirdi, alışılmış olmayabilirdi ama kimseye zararı yoktu en azından.

"Herkes sana bakıyor Çiçek, sanırım ben cesaret edemezdim, hoş senin kadar iyi de durmazdı bende." Petek koluma girmiş yürürken kıkırdadı. Ukala bir ifadeyle gülümsedim,

"Baksınlar da biraz vizyonları genişlesin. İki dağın arasından ibaret değil dünya, daha neler var. Ayrıca sana da çok yakışırdı bence."

BİR KAVANOZ GÜL REÇELİ -Raflarda!Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin