Lisenin son senesine geçmek gerçekten hem üzücü hem sevindiriciydi.Üzücü,çünkü arkadaşlarımdan ayrılmak sanki beni ailemden ayırıp akıl hastanesine atmak kadar kötüydü.Aslında şu lanet hayat ne zamandır iyi ki.
Matematik dersine girmiştik her ne kadar hocayı tanısak bile hoca bize boş dersi armağan etti.Bu hocayı gerçekten seviyordum.Arkamda ki yeni gelen erkeğin sesiyle irkildim.
-Şeyy...Min sen misin?
-Evet.Ne olmuş bana?
-Çok konuşuluyorsunuz da...Tüm okul sizi konuşuyor.
-Ne hakkımda?
-Siz-
Sözünü kestim.Sanki korkak bir tipti.
-Yoksa okuldan atılmam ve ya...disiplin cezalarım yüzünden mi?Yoksa dur,en son bana "0" veren türkçe öğretmenin yüzünü dağıttığım yüzünden mi?
-Ev-
Yine kestim zavallının sözünü.
-Bu aptal şeyler benim umrumda mı sanıyorsun?Bunları hayattan soğumuş ve intihara meyilli bir insana mı söylüyorsun?...Neyse boşver!
-Peki...Adınız Min Yoongi'ydi değil mi?
-Niye sordun?
-Dedeme koca arıyorum da.Arkadaş olmak için salak!
-Haa evet.Senin?
-Jimin...Park Jimin
Sonra önüme yine döndüm.Can sıkıntısından elimi karalayasım geldi.Sonra hocanın boş dersi aklıma geldiğinde pantolonumun arka cebinden telefonumu çıkardım.
YOU ARE READING
yoontae/school
Teen FictionOkul ne kadar zor olabilir ki? Evet.Benim için olmuştu... Ama onun sayesinde değil okulun, hayatın zorluklarını unuttum ben... O olmadan belki bir hiçim... Belki onun göremediği bir şerefsiz...
