"Bu hediyeler İllumination krallığından geldi efendim." gönderilen hediyelere baktım.
Bir kasa domates, bir gitar ve de bir şişe su.
"Pekala, güzel hediyelermiş, atın zindana." dedikten sonra gülmemi engelleyemedim.
Aynadaki halime bakarken en yakın arkadaşım Bella:
"Lara sen delirdin mi? Bir kasa domatese bakıp gülüyorsun. Yetiştirmemiz gereken çok iş var. Bugün prensin doğum günü."
Tabi ya! Bugün prensin doğum günüydü.
Elimdeki meyve tabağını belime dayayıp kapıyı açtıktan sonra hızla kalenin en sonundaki prensin odasına yol aldım.
Sabah uyanır uyanmaz ilk iş olarak bir tabak meyve yemeyi tercih ederdi.
Odasının önüne geldiğimde üstümü başımı düzelttim ve kapıyı çalarak:
"Efendim?" dedikten sonra içeri girdim.
Her yer her yerdeydi. Başı yataktan düşmüştü ve örtüsü üzerinde değildi. O güzel kaslı sırtını izleyebiliyordum.
Meyve tabağını yatağın baş ucuna koyduktan sonra perdeleri açtım ve bütün Toronto manzarasının odaya girmesine izin verdim.
Yüzüne aniden vuran ışıkla neye uğradığını şaşırıp yataktan düştü. Ona belli etmeden gülmemi gizlemeye çalıştım ancak:
"Komik mi?" dediğinde tekrar ciddileşerek:
"Hayır efendim." dedim ve kenarda duran havlusunu ona uzatıp banyoya geçtim.
Küvetini sıcak hindistan cevizi özü suyuyla doldurduktan sonra tekrar odaya geçip:
"Efendim banyonuzu hazırladım. Siz banyonuzla ilgilenirken bende odanızı ayarlayayım." tamam dercesine başını salladıktan sonra döndü ve gözlerini bana dikti:
"Sen daha öncede burada çalışıyor muydun?" yuh! 8 aydır özel işleriyle ben ilgileniyordum bu çocuğun. Sorduğu soruya bak!
"Evet, 8.ayım efendim." ancak umursamadan yanımdan geçip gitti ve banyoya girdi.
Oda da tek başıma kalmıştım. Sonunda aynı ortamda bulunmadığımız için rahatlamıştım.
Çünkü Shawn Mendes tek bir bakışıyla size ateş edebilir, sizi bir buz misali eritebilirdi.
Buna karşılık 8 aydır her sabah ilk gördüğü kişi siz olmanıza rağmen böyle salak salak sorularda sorabilirdi.
Yastığını yerden alıp yumruk atarken:
"Salaksın sen! Salak." dediğimde arkamdan:
"Sen yastıkla mı konuşuyorsun?" arkama döndüm ve ıslam vücuduyla karşılaştım.
"Şey, istediğim kabarıklığa getiremedim de. Ona sinirlendim." güldü ve arkama uzanarak çekmeceden banyo süngerini aldı.
"Kaç aydır burada çalışıyorum demiştin? Çünkü banyo süngerimi unutmuşsun da." arkasını dönüp geri banyoya girdiğinde kalbimin biraz önce intihar ettiğini hissettim.
Asla adımı bile öğrenmeye tenezzül etmeyecek birine aşık olmuştum. Ben hizmetçiydim oysa koca bir krallığın ukala ama yakışıklı prensi.
