counting stars'

370 23 4
                                        


Rutubet kokan ve artık bir işlev görmediğine inandığı geniş yatak odasında, komodinin üzerindeki, kenarları gümüş işlemelerle kaplı aynasının karşısına geçiyor. Bakıyor kendine, uzun uzun. Beyninde susturamadığı karmaşık koroyu bir an olsun sakinleştirmek adına plağına koyduğu şarkı, işine yaramıyor.

Bembeyaz teni, ağlamaktan yorgun düşmüş kızıla çalan göz altları ve bez bebekten farksız vücuduyla küle dönmüş zihninde yaşadığı şeyleri istemsizce anımsıyor.

Geçmişte yaşadıkları gözünün önüne geliyor, pişmanlık kırıntıları göz bebeklerinin içinden ışık gibi sızıyor aynadaki görüntüsüne.

"Bunu böyle yapsaydım eğer, ne olurdu. Falanca kişiyi önemsemeseydim, ne hâlde olurdum. Keşke şunu öyle yapsaydım. Keşke bunu böyle yapsaydım. Keşke, keşke, keşke..."

Zira farkında, artık bunların bir önemi yok. Pişmanlıkları yüzünden bu hâlde olduğunu kestirmeye çalışıyor, ancak tek sorun bu değil. Biliyor.

Aynadan baktığı soluk suretinden ayırıyor gözlerini. Etrafına bakınıyor, yavaş yavaş. Çevresini saran renkler görüyor, ancak bu renklerin harap olmuş bedeninden süzüldüğü aşikâr. Tertemiz ruhunu karartan insanları cımbızla seçmeye çalışıyor bulanık zihninde. Ancak ona bile gücü yetmiyor.

Etrafında âdeta kalkana benzeyen bir filtre var. Bu filtre içinden geçmek isteyen canlı renklere kapatıyor kendini. Sadece griyi alıyor, siyahı alıyor. Bu renkler birleşiyor ve kül gibi süzülüyor çevresinde. Bembeyaz bir kuşun kanadından kopan çaresiz tüyler gibi etrafta dolanıyorlar ve usulca yere düşüyorlar.

Hâlbuki Taehyung, kuşatılmak istiyor canlı renklerle, canlı ruhlarla. Ancak gördüğü şeyler şunlar oluyor;

            hüzün,
savurganlık,
pişmanlık.

Kül olmuş bir ruh istemiyor, kararmış kalpler istemiyor, işlevsiz zihin istemiyor.

Yüzünü tekrar kendi suretine çevirmeden dönüyor arkasını, bakınıyor yıldızlarına.

Gülümsüyor hafifçe, belirsiz bir hafiflik bu, bulanmış bir hafiflik.

Çizdiği resimlere yıldızlar'ım diyor. Boş odayı dolduran yıldızlar'ı her daim aydınlatıyor bu karanlık mekânı. Her daim aydınlatıyor gönlünü. Birden etrafındaki kül tanelerini süpürüp götürüyor uzak diyarlara, bu yıldızlar. Etrafı ışıl ışıl oluyor.

Çizdiği resimdeki çocuğa bakıyor, muazzam görüntüsüne parmak uçlarını dokunduruyor. Okşuyor sonra, her bir milimini özenle çizdiği saçlarını. Saçlarının parıltısı, gözlerini alıyor genç adamın. Kendisinde hakir gördüğü tertemiz ruhu, hayallerindeki çocuğa aktarıyor zihninden.

Bütün odasını, bu hayallerindeki çocuğu çizdiği resimlerle kuşatıyor.

Tüm kalbini, temiz ve geniş hayal gücünden, bembeyaz tablolara aktardığı bu çocuğa vermek istiyor.

Taehyung belki de, hayallerinde yarattığı bu püripak çocuğa, kendi ruhundan süzdüğü temiz duygulardan hediye etmek istiyor.

never be alone, taekookWhere stories live. Discover now