Sızı

76 3 0
                                        

Çalan alarmın sesine daha fazla dayanamayarak yerimden kalktım. Ah biraz daha uyuyabilsem...
Daha fazla oyalanırsam okula geç  kalacaktım. Yatağımdan kalktığım gibi doğruca lavaboya gittim. İşlerimi hallettikten sonra siyah etek ve beyaz gömlekten  oluşan formamı üzerime geçirdim. Saçlarımın iflah olmayacağını bildiğim için hiç uğraşmayarak sıkı bir topuz yaptım.Yeşil gözlerim uykusuzluktan kıpkırmızıydı, umursamadım. Çantamı sırtıma takıp odadan çıktım. Abim, babam ve annem masaya oturmuşlardı bile.Sessizce masadaki yerime geçtiğimde babam gözlerini dikmiş bana bakıyordu.

   - Ne var
  
   Kaba tepkimle birlikte abim uyarırcasına gözlerime baktı,annem umursamadı, alışıktı.

-Ben senin babanım, doğru düzgün konuş benimle Ela!

   Yine başladık. Ona laf yetiştirmekten gerçekten yorulmuştum. Sessizce söylenmeye başladım;

-Abimden, benden, annemden sakındığın paraları kumarda harcayarak mı kendini 'baba' sandın?...

  Sessiz serzenişimi duymuş olmalı ki hızla yerinden kalktı, yanıma geleceğini bildiğim için sandaylemden kalktım fakat gecikmiştim. Annem domatesleri doğramayı bırakıp babamın önüne geçti. Babam alay dolu bir sesle doğrudan anneme bakarak konuşmaya başladı;

- İkinizinde beynini dağıtırım. Sen mi önümde duracaksın Hülya Hanııım?
 
    Annemin ne kadar korktuğunı biliyordum, çünkü babam dediğini yapardı. Bize el kaldırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Evet, para kazanıyordu ama kazandıklarını kumara yatırmaktan başka birşey yapmıyordu. O yüzden ben bir kitapçıda, abim ise açık öğretime geçtiği için tüm gün bir bilgisayar dükkanında çalışıyordu.Oysa sadece 18 yaşındaydı, liseden mezun olup iyi bir üniversitede okusaydı ne güzel olurdu. Düşüncelerim yavaşca dağılırken babamın annemle abimi aşıp benim önümde durduğunı farkettim. Suratımda bir tokat patlarken, abim babamı hızla itti ve bağırmaya başladı.

  - Dokunma onaaaa. Anneme dokunma, Elaya dokunmaa

   Hernekadar bağırsada onunda babamdan korktuğunu biliyordum. Ama babam abime değer verirdi. Bana vermediği değeri az da olsa abime verirdi.

   - İskender, oğlum, saygısızlık yaptı kardeşin, bende cezasını verdim.

   Abim hernekadar tatmin olmasada sustu.
.Anneme döndüğümde domatesleri doğramaya devam ettiğini gördüm. Sanki az önce kızına el kaldırılmamış gibi, sanki az önce bu evde yine bir kriz yaşanmamış gibi, tek yaptiği domates doğramaktı.Gözlerimde  yaşlar süzülmeye başlayınca çantamıda alıp evden dışarı çıktım. Siyah botlarımın bağcıklarını bağlamadan merdivenlerde  aşağı indim. Sonunda apartmandan çıktım. Temiz hava az da olsa rahatlatmıştı. Benim ardımdan kapının tekrar açılıp kapanma sesini duydum. Arkama baktığımda abimi gördüm. Hızla bana yaklaştığında, ona sarılmaktan kendimi alıkoyamadım...

    - Şhhhh... ağlama... Kızım, babamı bilmiyor musun ne diye karşı geldin ki?

   Birden sinir katsayım yükseldi ve abimin kollarından uzaklaşarak, istemsizce bağırmaya başladım.

   - Sen karşı gelmezsen, ben karşı gelmezsem nasıl olacak abi? Bizim bu adamdan kurtuluşumuz yok. Annemin umurunda mı sanıyorsun? O artık babamıda onun o boktan tavirlarını da kabullenmiş.Ama o adam senide benide yakacak.

      Sonunda cümlemi bitirdiğimde abimin cevap vermesine fırsat tanımadan otobüs durağına doğru koşmaya başladım. Durağa vardığımda yaşlar sessizce yanaklarımdan süzülüyordu."O adamdan kurtuşumuz yoktu" Bu düşünce canımı öyle bir yaktı ki yutkunmam uzun sürmedi.
Artık dayanamıyordum, kafam babamla o kadar doluyduki bugün yeni okuluma başlayacağımı bile unutmuştum. Deneme sınavı ile son sınıfta kazandığım burs ile özel bir okulda okuyabilecektim. Fakat bunu paylaşabileceğim ne  bir arkadaşım, nede bir ailem vardı. Yeni forma bile alamamıştım ama ilk günden sorun olacağını sanmıyordum.
Üzerinde "SOLAR KOLEJİ" yazan minibüse bindim. Uyum sağlayıp sağlayamamam önemliydi ama dahada önemlisi bu kolejin benim üniversite için kurtuluş kapım olmasını sağlamaktı. Ama okuduğum devlet okulunda bile "asosyal" damgası yemişken, bir kolejde hiç şansım olmadığını biliyordum. Minibüsten inerken hala tedirgindim. Sabahki yaşadıklarımdan sonra buraya gelmem korkutmuştu beni. Sanki yüzüme bakarak nasıl bir hayatım olduğunu anlayabileceklermiş gibi...
Yanağımda haala ince bir sızı vardı. Henüz aynaya bakmaya fırsatım olmamıştı,yüzümün ne halde olduğunu bilmiyordum. Okulun kapısına adım atarken, okuduğum devlet lisesiyle bu koleji karşılaştırmaya başlamıştım bile. Okul çok büyüktü. Kocaman bir bahcesi ve bahcenin her yanında sarmaşıklarla çevrili banklar vardı. Gözüm otoparktaki arabalara kayınca gözlerimi kırpıştırdım. yaşadıkları hayat gerçekten lükstü. İnsanlar yanımdan geçerken kimisi dönüp bakıyor, kimisi ise umursamıyordu. Zaten dikkat çekmeyi hiçbir zaman sevmemiştim. Binaya adımımı attığımda karşıdan gelen kızlı erkeklı arkadaş grubuna yaklaşarak;

   - Müdür odasını arıyordum

    En azından rica etmem gerekmez miydi? Aah gerçekten iletişim kuramıyordum. Grubun içerisindeki kumral çocuk,

      - Koridorun sonundaki sağdaki oda

     Dedi, dümdüz bir sesle.

   Koridorda hızla ilerlemeye başladım. Müdür odasına girdiğimde karşımda gördüğüm orta yaşlı kadınla konuşmaya başladım.

    - Ela Altıner. Burslu  öğrenci.

     Kadın beni baştan aşağı süzmeye başladı.
  

    - Eveet Elacığım. Başarılı bir öğrencisin, bursu olarak kazanabildiysen. Ancak okulumuzda disiplin çok önemlidir. Yarın seni "Solar Koleji" formasıyla görmek istiyorum. Sınıfın en üst kat, koridorun sonu.Çıkabilirsin.

    Otoriter sesisyle birlikte yalnızca kafa sallayarak odadan dışarı çıktım.Koridorun sonundaki 12-C sınıfını bulduğumda, heyecanımı gizlemeye çalışarak içeri girdim. Aah bu olamazdı deyil mi? Tüm yüzler yavaşça bana döndü. Konuşmam gerektiğini hissederek;

    - Ela Altıner. Yeni kayıt oldum.
  
Kısa açıklamam yetmemiş gibi hoca hala yüzüme bakıyordu.

      - Evet Ela, hangi okuldan geldin?

  Bu kolay bir soruydu. Hızla konuşmaya başladım.

    - Devlet okulundan geliyorum. Buraya kazandığım burs sayesinde gelebildim.

    Cümlemi tamamladığımda hoca anlayışla başını salladı.

    - Boş bir yere geçebilirsin, Ela

Gözlerimle boş yer var mı diye tarıyordum ki, en arkadaki sırayı görmemle adımlarımı oraya doğru yönlendirdim.

 

   -
  -

KorkakDonde viven las historias. Descúbrelo ahora