BÖLÜM 1

25 2 0
                                        

     
       ''Scott Slayer. Lakabının Slayer olduğu biliniyor. Ortalama 50 insanı öldürdü ve kiralık katillik yapıyor.  1 ay önce bu ülkenin başkanını da öldürdü. Siyaset karıştı ve ülke birbirine girdi. Polisler ellerinden geleni yaptı ancak bu katili yakalayamadılar. Geçtiğimiz günlerde de dünyaca ünlü bir  mankenin ölümüne sebep oldu. Artık bu adamın durdurulması gerekiyor. Bunu yapabilmemiz için de yardımınıza ihtiyacımız var. Umarım beni anlıyorsunuzdur.'' diye özetledi şef.

       Odadaki herkes onaylıyordu. Hiçbir şekilde ardında iz bırakmayan bir seri katili yakalamak için gruplara ayrılmışlardı.

        Bella da bilişim tarafındaydı. Ve herkes özellikle bu gruptan medet umuyordu. Çünkü adamın kendince kurduğu en büyük medeniyet internetteydi. Kiralık katillik yaptığı için müşteriyle ticareti internetin karanlık tarafında gerçekleşiyor olmalıydı.

       Ve bugüne dek hiçbir grup üyesi bu hesabı bloke edememişti.

"Peki, bu adamın lakabını nereden biliyorsunuz şefim?" diye sordu Jack. Jack, Bella'nın gruptaki en yakın arkadaşıydı. Yeni ipuçları bulmak için araştırma grubundaydı.

"Ayrıca başkan ve mankenin Scott tarafından öldürüldüğünü nereden biliyoruz?" diye ekledi Bella.

"Çünkü öldürdüğü bütün insanların göğsüne Slayer Scott diye kazımış. Muhtemelen kesici bir alet ya da jilet kullanıyor. Otopsi raporlarına göre kurbanlar uyuşturulduktan sonra vücutlarının birçok bölümünde açılan son derece derin kesikler, kan kaybından dolayı öldürüyor."

Şefin söyledikleri üzerine, "Kazınılan yazı, eğer kurbanlar öldürüldükten sonra yazılsaydı, pıhtılaşma gerçekleşmediği için kan yayılırdı. Bu durumda adam lakabını kurbanları öldürmeden önce yazmış olmalı." dedi Jason. Jason, Bella'yla aynı gruptaydı. Ve grubun en iyisiydi. Bir bakıma onların hocası sayılırdı.

"Yanılıyorsun." dedi şef Michael. "Pıhtılaşma olmasa bile vücutta akan kana rağmen kazımış olmalı. Çünkü öldükten sonra yazdığında ne kadar çok kan akarsa aksın, otopside zaten kan silinmiş bir halde olacak. Ve yazdığı her neyse görülmüş olacak."

"Şef haklı." dedi Jack. O bunu derken Jason ona hiç de iyi bakmıyordu.

"Kimin haklı kimin haksız olabileceğini ayırt edebildiğini düşünmen ne hoş Jack." Jason bunu kibirle söylemişti. Genel olarak Jason herkese gıcık gelirdi. Ancak işindeki başarısı herkesçe kabul edilmişti.

"O kadar da zor değildi." diye cevap verdi Jack. Kesinlikle Jason'dan nefret ediyordu.

"Buraya sohbet etmeye gelmediniz. Eğer işinizi profesyonelce halledemeyecekseniz gidebilirsiniz." şef bunları söylerken o kadar ciddiydi ki iki adam da başlarını eğmek zorunda kaldılar.

"O zaman Scott'ı bulmak için çalışmalara başlayalım." dedi Gabriel. Bunu söylerken gülümsemişti. Jason kızın gülümsemesine tiksinerek baktı.
"Ah Gabriel, o kadar çirkinsin ki sözlerini ciddiye alamıyorum." dedi Jason huysuzca. Bella istemsizce sırıtmıştı. Gabriel gücenerek başka tarafa bakmaya çalıştı. Şef artık sinirleniyordu. "Şımarık bir bebek gibi davanmayı kestikten sonra herkes işinin başına dönebilir."

Bella huzuru yakaladığı odasında Slayer Scott adlı katil hakkında bilgi toplamaya çalışıyordu. Odasında üç tane bilgisayarı vardı. Birini internete , birini internetin karanlık yüzü Deep Web'e girmek ve diğerini de gözlemlediği verileri kaydetmek için kullanıyordu. Deep Web'de hatrı sayılır bir seviyeye yükselmişti. Bazen gördüklerinden midesi bulansa da bunu yapmak zorundaydı.

Bella odasında bilgi toplamaya çalışırken odaya Jack daldı. Bella havaya sıçradığını düşünerek "Bence vakit kaybetmeden kapıyı çalmayı öğrenmelisin." diyerek azarladı Jack'i. Jack sırıttı. "Müsait değilsen kapıyı kilitle."

"Meşgulüm, ne söyleyecektin?" Bella gerçekten meşguldü ve Jack biraz daha onu tutarsa işine karşı zorlukla edindiği odaklanması sönecekti.

"Sadece şu katil hakkında ne kadar bilgi edindiğini soracaktım." dedi Jack, Bella'nın asi tavırlarına alışmıştı. Sonuçta 3 yıldır arkadaştılar ve onu gerçekten iyi tanıyordu. Zaten Bella hariç kimseyle pek anlaşamıyordu. Özellikle Jason'la.

Bella gülümsedi. "Ah dostum, gerçekten çok yorgunum. En iyisi sen bize iki sert kahve getir. Başım çatlıyor." böyle zamanlarda Bella kahveye asla hayır demezdi. Özellikle zihnine kendine gelmesi için uyarı gönderdiğine inandığı sert bir kahveye.

Ortalama beş dakika sonra Jack gelmişti ve kahvelerini yudumluyorlardı. "Gerçekten işimiz zor." dedi Jack. "Adam gerçekten ardında hiç iz bırakmıyor. 3 yıldır böyle olaylarda ipucu peşinde koşarım. Ama daha önce hiç böyle bir şeye tanık olmamıştım."

"Haklısın." diyerek onayladı Bella. "İnternette hiçbir şekilde ona ait bir hesaba erişim olanağı yok. Sanki ışınlanmış gibi. Acaba bu katili kiralayanlar ona nereden ulaşıyorlar?" Bella son iki saattir hiçbir ilerleme kaydedememişti. Ve bu sorunun cevabının Deep Web olduğuna emindi. Ancak hiçbir şekilde ona ulaşamamıştı.

Jack konuşmak için ağzını açmışken biri odaya gerçek anlamda dalmıştı. "Umarım siz ikiniz bir an önce işinizin başına geçersiniz. Ayrıca Jack, iş başındayken seni Bella'yla muhabbet edip aylaklık ederken görmek istemiyorum. İzin verirsen şimdi Bella neler bulmuş kontrol edeceğim." gelen Jason'dı. Kısa bir süre önce bilişim grubunun başına geçtiği için gruptakilerin yaptıklarını kontrol ediyordu. Bir bakıma onların lideriydi. Şef Michael'a göre bu göreve en uygun kişiydi. Tabii birçok kişi buna karşıydı.

"Özgürce arkadaşımla kahve içmemin birilerine bir zararı olacağını bilmiyordum. Olay çıkaracaksan, gidiyorum." dedi Jack ve ayağa kalktı.
"İyi edersin." dedi Jason. Bella, Jack'in 'küstah' diye fısıldadığını duydu. Ve Bella, "Tamam Jack, başka bir zaman için sözüm olsun. En kalitelisinden ikimize kahve ısmarlayacağım. Şimdi gitmelisin." dedi ve gülümsedi.

Jack de gülümserken Jason her zaman yaptığı gibi ikisine de tiksinerek baktı. Özellikle Jack'e. Durumu fark eden Jack, arkadaşının zor durumda kalmaması için kahvesini alıp odadan hızla ayrıldı. "Ne kadar da yapışkan bir herif." diye söylendi Jason. Bella gülümsedi.

"Henüz pek bir şey yapabilmiş değilim. Adam kendini çok iyi kamufle etmiş." dedi Bella Jason'ın kızmamasını umarak.

"Zaten başarılı bir seri katil IP adresini ilan edecek değildi. Çalışman gerekiyor Bella. Bu adamı senin bulmanı istiyorum." Bella duyduklarına inanamamıştı çünkü Jason kimsenin iyiliğini istemezdi.

"A-anlamadım?" diye sordu.

"Merak etme." dedi Jason. "Kimseden bir ayrıcalığın yok. Yalnızca diğerlerinden daha zekisin. Aslına bakarsan sana bir teklifte bulunmak istiyorum." Bella adamın ne diyeceğini kestiremiyordu.

"Nedir?" diye sordu merakla.

"Endişelenme. Sadece işim başımdan aşkın ve Scott denilen katille uğraşmak istemiyorum. Aslında onun hakkında biraz bilgi topladım. Eğer istersen benim de topladığım bilgilerden yola çıkarak katili bulmaya çalışabilirsin." Bella sevindi. Çünkü elinde hiçbir kazanç olmadan arayış içine girmektense Jason'ın topladığı bilgilerden yola çıkarak hedefe yaklaşabilirdi.

"Teşekkürler. Şefin bundan haberi var mı? Yani Slayer Scott işiyle uğraşmayacağınızdan."

"Michael mı? Tabiiki de var. Yalnız rica ediyorum kimsenin kulağına gitmesin bu. Ben sana tuttuğum notları atarım."

"Peki."

"İyi günler Bella. Kolay gelsin." Jason o gün ilk defa gülümsedi.

"İyi günler efendim." Bella da gülümsedi ve Jason odadan çıktı. Az sonra Jason, notlarını Bella'ya ulaştırmıştı.

SLAYER Where stories live. Discover now