Sevgililer Günü OneShot Serisi -1
"Chanyeol- Baekhyun"
"Baekhyun buraya gel. Baekhyun!"
Chanyeol'un umutsuz çağırışları minicik evde bile cavapsız kalıyordu. Istemsizce yataktan kalktı ve tembelce ayaklarını sürüye sürüye oturma odasına gitti. Yoktu. Saçlarını karıştırarak kendini koltuğa sert bir biçimde attı. Büyük ihtimal Baekhyun bunu görse hemen üstüne atlayıp onu yumruklamaya başlardı. Aslında...yumruk dışında hoşuna gideceğini hepimiz biliyoruz değil mi?
Uzun sürdüğünü düşündüğü uykusundan uyandığında sadece 20 dk geçtiğini gördü ve kendi kendine söylenerek kendine bir mısır gevreği koydu. Ev Baekhyunsuz ne kadar da sıkıcıydı onun için. Aramak istiyordu fakat aradaki neredeyse 10 saatlik ( aslında saymak istemiyordu bu onu daha da kötü yapıyordu) saat farkı yüzünden yapamıyordu. Jongin'den helen mesajlara bakma zahmetine bile girmediği için sevgili arkadaşı ona sesli mesaj yolluyordu.
"Hey Chanyeol. Sehun ve ben yalnızlar partisi veriyoruz sende geliyorsun. Hemen! Saat neredeyse akşamın yedisi koca popolu bana uyuyorum deme."
Iç çekerek ahizeyi kaldırdı ve aynada saçını düzeltirken konuştu.
"Birincisi sen ve Sehun yanyana gelince ciddi anlamda sapıklaşıyorsunuz. Ayrıca söylesene Luhan iel ne oldu benimkinden daha büyük olan popona tekmeyi mi bastı?"
"Bunu sana daha sonra anlatırım. Hemen buraya gel."
"Ajanlar zeki olur tezini de çürütmüş oluyorsun Jongin hoşçakal"
Telefonu derin bir nefesle yerine koyarken kendi görüntüsüne baktı. Onsuz kaç ay geçmişti de bugün sevgililer günüydü? Eksik kalan anılar kaç ayda tamamlanabilirdi? Evden uzun süredir dışarı çıkmadığı için Jongin'e yenik düştü ve evden çıkmak için hazırlandı.
Üzerinde geçen yıl dönümlerinde onun hediye ettiği gömlek vardı. Ondan ayrıyken ve özellikle 'Yalnızlsr Partisi'ne giderken bunu giymek ne kadar doğru olurdu bilemiyordu. Aynada kendine somurtarak partinin yolunu tuttu.
"Sevgililer gününün anlam ve önemine yakışır biçimde somurtuyorsun bir harikasın sevgili dostum."
"Sana da merhaba Sehun."
"Neyin var? Gübre sıkıntın varsa Jongin halledebilir biliyorsun bu konu hakkındaki konuşmalarımıza şahit olmuştun."
"Ah evet şu mesele. Jongin ile nasıl gidiyor. Sonunda söyle mi sana?"
"Sonunda seni güldürebildim inan bana bu gece çok eğleneceksin. Ama.. Jongin bana neyden bahsedecek?"
"Hiç...yok bir şey. Hey bak Jongdae de burdaymış."
Chanyeol kırdığı pot ile birlikte Jongdae'nin yanına giderken yanaklarını ısırıyordu. Evet kesinlike parti berbat geçecekti. Arada sırada sohbete katılıp Jongin ve Jondae'nin muzipliklerine aradan geçenn3 saat boyunca katlanabildiği için kendini tebrik ediyordu ama artık gitme vaktiydi. Amerikada sabah mıydı akşam mıydı acaba? Arasa cevap verir miydi?
"Jongin Sehun benim gitmem gerek."
"Aaa a hayır Chanyeol daha gece bitmedi."
Jongin'in Sehuna kol atmasıyla birlikte yerinden hemen koşan Sehun diğerlerine haber verdiğinde ışıklar aniden söndü. Chanyeoo kendi şansına lanet okurken önünde duran Jongin'in kaybolduğunu hissedebiliyordu.
"Neler oluyor?"
Kalabalık odada tek tepki Chanyeol'den cıkmıştı. Sanki hepsi bunu bekliyormuş gibiydi. Chanyeol arkasından birinin ayak seslerini duyabiliyordu. Ona doğru yaklaştı ve bir çift el gözlerini kapattı.
"Burasının zifiri karanlık olduğunun farkındasın değil mi? Her kimsen gözlerimi kapana gerek yok."
Romantik olabilirdi, Amerika'da okuyacak kadar zeki olabilirdi fakat bu gibi durumlarda Chanyeol'dan daha zeki değildi.
"Senden uzak kalınca böyle okdum sanırım."
Onun güzel kipriklerine değen ellerini yavaşca serbest bıraktı ve karanlık ortam gittikçe loşa dönerken tepkisini bekledi. Chanyeol gözlerini açtı ve kulağına dolan o özlediği melodik sesi hissetti. Olamazdı değil mi? Büyük ihtimal içkiyi fazla kaçırdığındandı. Dünyanın öbür ucundan gelemezdi.
Arkasına döndü ve görmek istediği görüntüye baktı. Buradaydı. Karşısında. Ona dokundu. Gerçekti.
"Buradasın."
"Senin için buradayım."
"Boyun uzamış Baekhyun. Tanrım çok yakışıklı görünüyorsun"
"Çünkü tabureye çıkıyorum aptal."
Chanyeol'un kahkahası tüm odayı doldururken karşısında duran sevgilisine sarıldı.
"Seni çok özlemişim."
-----------
-Juni
