Rose'un ağzından
Yine kendimden nefret ettiğim bir sabaha daha günaydın.
Alarmımın sesiyle direkt yatağımdan kalktım ve direkt dolabımın karşısına geçtim. Ne giyeceğimi düşünürken aşağıdan gelen ses ile irkildim.
Bu babam olmalıydı.
'Kızım hadi artık aşağıya in geç kalıcaksın' diye bağırıyordu.
'Geliyorum baba' dedikten sonra dolaptan seçtiğim kıyafetleri hemen giyerek ve geceden hazırladığım çantamı kontrol ederek odamdan çıktım.Merdivenleri ikişer ikişer inerek hazır olduğumu ve çıkabileceğimizi söyledim.
10 dakika sonra okula varmıştık bile.Hemen benim kızları gördüm babamı yanağından öperek arabadan çıktım.
Bu 3 kız bu okuldaki beni param için değilde beni benim için seven tek 3 kızdı. Onları çok seviyordum. Birlikte bir dans grubumuz var hatta ben gitar çalabildiğim için arada bi bakmışız müzik grubu olabiliyoruz.
Üçünüde öptükten sonra sınıfa doğru yürümeye başladık. Bende kulaklıklarımı taktım bu esnada. Ne kadar müzik dinlersem o kadar iyiydi benim için.
Tam o sırada üstüme doğru koşarak gelenleri gördüm ama geç gördüm aralarından bir kişi bana çoktan çarpmıştı. Hatta çarpmakla kalmayıp düşürmüştüde. Gözlerimi açıp tam küfür edicekken bunun Jungkook olduğunu gördüm.
Bi an için dilimi yuttuğumu sandım ama yutar mıyım ben hiç?
Rose:Üstümden ne zaman kalkmayı düşünüyorsun acaba???
Jungkook:Aa pardon ben gerçekten üzgünüm yarış yapıyordukta.
Rose Her neyse üstümden kalkıcak mısın artık zaten herkes bize bakıyor. Yeterince rahatsız edici.
En sonunda üstümden kalktı ve bana elini uzattı. Elini tutmayarak kendimin kalkabileceğini söyledim.
Kalktığımda ciddi anlamda herkes bize bakıyordu. Aynı annemin cenazesindeki herkesin bana dik dik bakması gibi.
Sert bakışlarımın yerini korku dolu bakışlar almaya başladı.
Bunu farkeden arkadaşlarım bağırmaya başladı.
-Rose düşünme beynini boşalt bak biz yanındayız.
Ama iş çoktan geçti gözlerim doldu. Gözyaşlarım dökülmeden oradan uzaklaşmayı ve kendimi yangın merdivenlerine atmayı başarmıştım.
Hava soğuktu. Üşüyordum ama umrumda değildi. Akan yaşlarım yüzümü ısıtıyordu ya o yeterdi bana.
Aniden arkamdaki kapıdan gıcırtı geldi. Bizim kızlar olduğunu düşünerek ses çıkarmadım.
Jungkook:Rose benim Jungkook. Buraya iyi misin diye bakmaya gelmiştim.
Aniden arkamı döndüğümde gerçekten o olduğunu gördüm. Beni takip etmiş olduğunu anladım.
Merak ettiğim nokta ise bu çocuk benim ismimi nerden biliyordu diyecekken saçma olduğunu farkettim ve demedim. Okulda tanımayan yoktu ki zaten.
Daha da merak ettiğim şey iyi olup olmamam onu neden ilgilendiriyordu ki?
Herhalde onun suçu felan sandı.
Rose:İyiyim sıkıntı yok. Ha bide suçlu felan hissedersen şimdi sakın hissetme senin suçun değil. Geçmişte yaşadığım bir şeyden dolayı şu an ağlıyorum.
Jungkook:Biliyorum.
Dedi.
Nereden biliyorsun ki diye dememe gerek kalmadan o söyledi.
Jungkook:Kuşlar söyledi.
Dedi gözlerini havaya dikerek.
Bu çocuk aklımı felan mı okuyor acaba diye düşünürken kuşların benim kızlar olduğundan hiçbir şüphem yoktu.
Rose:Neyse ben iyiyim artık gidebilirsin. Bir dahakine dikkatli ol yarış yaparken.
Jungkook:Peki
Dedi ve anında omuzlarımda sıcak bir şey hissettim. Bu onun montuydu. Hemen açıklama yapacakken elimle dur işareti yaptım.
Rose:Gerek yok açıklama yapmana teşekkür ederim mont için. İçeri girdiğimde geri vereceğim.
Jungkook:Zaten aynı sınıftayız merak etme istediğin kadar kalabilir.
Biz aynı sınıfta mıydık?
Biz?
Peki ben neden bilmiyorum?
Diyecekken iç sesim konuştu.
-Aptal tabiki bilmezsin her tenefüs uyursan ve sınıfla alakan olmaz ise bilmemen doğal değil mi?
İç sesime cevap verdim.
-Çok haklısın.
Sonra Jungkooka geri döndüm.
Rose:Teşekkür ederim Jungkook tekrardan artık gitsem iyi olacak.
Dedim ve önüme döndüm. Yaklaşık 1 dakika sonra kapının gıcırtısını bir daha duydum. Bu gittiğine işaretti ve aynı zamanda rahatça ağlayabileceğim anlamına geliyordu.
Hıçkırıklarımı serbest bırakarak ağlamaya başladım ve yaklaşık 1 saat ağladıktan sonra yerimden kalkarak okula girdim. İlk işim tuvalete gitmek oldu.
Yüzümü iyice yıkadıktan sonra kendime geldiğimi hissettim ve aynada bunu yapabilirsin dedikten sonra kendimi koridora attım. Herkes yine bana bakıyordu. Bu sefer neden diye düşünürken Jungkookun montunun üstümde olduğunu farkettim. Farketmemle çıkarmam bir oldu zaten.
Sınıfa girdiğimde kimseler yoktu herkes yemeğe inmişti. Sadece bir kişi vardı o da yatıyordu. Montu askılıklara astım. İştahım olmadığından yemeğe inmeyecektim o yüzden sınıfta kalmayı tercih ettim. Bir şarkı mırıldanmaya başladım ve bu mırıldanma giderek yükseldi yükseldi.
Söylediğim şarkı ise Jungkookun grubunun şarkısıydı. Normalde pek dinlemem ama bu şarkıları hoşuma gitmişti.
Blood and Sweat and Tears
Şarkının nakaratına gelince sesime küçük beden hareketlerimle uyum sağladım.
Arkadan birinin bana eşlik ettiğini duydum.
Duyduğum anda sustum. Utancımdan yanaklarımın kıpkırmızı kesildiğine %100 emindim.
Yavaşça arkamı döndüğümde gördüğüm yüze şok olmuş bir ifadeyle baktım...
EVEET ARKADAŞLAR. İLK BÖLÜMÜ NASIL BULDUNUZ. EKSİKLERİM OLMUŞ OLABİLİR AMA DAHA BU İLK BÖLÜM. SİZLERİ YORUMLARA BEKLİYORUM.
VOCÊ ESTÁ LENDO
Çarpışma|Jungkook
Ficção AdolescenteRose/Sıradan bir lise öğrencisi demeyi tercih ederim ama maalesef değil. Babası bir şirketin CEO'su olduğundan herkesçe bilinen biri. Annesini küçük yaşta kaybetmiş ve hayata küsmüştür. Jungkook /Onada sıradan bir lise öğrencisi demeyi isterdim ama...
