1.-"Ne o yenilgi zorunuza mı gitti bayım?"

32 1 0
                                        


Maggie Lindemann- Allison

Arkadaşımla buluşmaya gittiğimde kim bilebilirdi hiç tanımadığımız erkeklerin bize meydan okuyacaklarını.

Evet tamda öyle olmuştu. Tanımadığımız insanlarla bir anda muhattap olmuştuk ve üstüne üstlük birde şuanda basketbol maçı yapıyorduk.

Ne yapalım bir anda bizi kışkırttılar. Ama onlara fena halde günlerini gösterecektim. Ben zaten bir basketbolcu idim. Arkadaşımda pek basketbolcu sayılmazdı. Ama her hafta sonu onunla antreman yaptığım için çoğu şeyi bilirdi. Ona ben öğretmiştim.

"Hey, Lau burdayım!" topu bana atması için Laura'ya bağırdım. Topu elinde havalı bir şekilde sektirdikten sonra bana fırlattı. Tuttum biraz topla oynadıktan sonra potaya yöneldim. Veee basket!

"İşte bu bebeğim!" diyerek Lau'nun üzerine atladım. Meydan okumayı biz yenmiştik. Ve tam şuanda sevinç dansı yapıyorduk. Etraftakiler bize uzaylı görmüş gibi bakıyorlardı. Evet biz buyduk Laura ve Allison. Ups! İkisi de üstündeki tişörtleri sıyırıp bir kenara atmışlardı. Ağızım açık kalmış bir şekilde onları izliyordum. Evan'ın kasları... Aman Tanrım! O kadar... Neyse.

"Hey, bu sayı sayılmaz!" diye itiraz etti Evan. Ona bakarak dil çıkardım.

"Ne o yenilgi zorunuza mı gitti bayım?"

"Hayır, sade-sadece bu sayılmaz."

Tekrar dil çıkararak "Tabiki de sayılır."

Yanıma doğru yaklaştı. Nefesini yüzümde hissedebiliyordum. O an bacaklarım titremeye başladı. O, o çok çekici gözüküyordu. Terli bile bir insan nasıl çekici olabilir ki? İlk defa yeni tanıştığım bir insanı çekici buluyordum. Daha sonra bedenimize ve yüzümüze çarpan soğuk su ile kendimi toparladım. Laura ve Luke üzerimize soğuk su fırlatmışlardı. Kısa bir şokun ardından kahkaha atmaya başladım. Evan'ın yüzü çok komik duruyordu. Ağızı hafif açıktı ve yüzünden düşen su damlaları yanaklarından çenesine, çenesinden de o kaslı vücuduna dökülüyordu. Ve bu onu daha da çekici yapıyordu. Çekici ve komik. Daha sonra Lau kolumu çimdiklemeye başladı. Ona öldürücü bakışlar atarak kafamı ne var anlamında ona çevirdim. Oda bana yolu gösterdi. Hayır olmaz! Bu benim eski sevgilim Marcus! Tanrım hayır bu gün değil, bu gün değil! Yaklaşık üç aydır onu görmüyordum ve onun ani çıkışı beni sarsmamalıydı. O benim ilk sevgilimdi ve lanet olsun ki aşık olduğum tek kişiydi. Beni aldatmıştı. Ve o her geldiğinde ben her konuda sarsılıyordum. Evan'ın sesi ile kendime geldim.

"Bir şey mi var?"dedi.

Sadece hayır anlamında kafamı sallamıştım. Sanırım yüzümdeki bütün ten rengi bir anda uçmuş ve havaya karışmış olmalıydı. Ve ten rengimi toplamak için zamanım yoktu. Aklımda bir plan vardı. Ama bunu ben değil Evan'ın yapması lazımdı. Marcus'dan öç alma zamanım gelmişti. Hala kendini sevdiğimi sanıyordu. Ama yanılma vakti! Evan'ın kulağına yaklaşak,

"Bana yardım etmen lazım!" dedim. Durdu ve yüzüme baktı.

"Ne konuda?"dedi. Ona anlatmaya başladım.

"Şey... Mmm... Kızabilirsin ama beni öpmen lazım ve sevgilim gibi davranman lazım... Lütfen bak buna çok ihtiyacım var. Tanrım! O sokağın başındaki benim eski sevgilim ve hala onu sevdiğimi sanıyor." Diye açıkladım.

Yüzüne biraz şaşkınca ve birazda çapkınca bir ifade yerleştirdi. Fakat Marcus giderek yaklaşıyordu. Ona baktım, oda bana baktıktan sonra sokağın başında Lau'ya el sallayan Marcus'a baktı. Evet bitmiştim. Daha sonra ağzımı açıp bir kelime daha söylüyeceğim sırada Evan dudaklarıma yapıştı. Evet şuanda az bir sürede tanıdım insanla... Neyse. Bu olmak zorundaydı. Karşılık vermek istemesemde veriyordum. Dudakları çok değişik bir şekilde yumuşacıktı. Daha sonra benden çekildi ve göz kırptı. Sonra kulağıma doğru eğildi.

"Gülümse yoksa gerçeği anlayabilir." Dedi.

İkimizde aynı anda yüzümüze bir gülümseme takındık. Marcus'a baktığımda planım tutmuştu. Şaşkın bir şekilde bize bakıyordu. İçimden Evan'a beşlik çakmak istiyordum. Ama bunu yaparsam olmazdı. Marcus buraya doğru yürüme başladı. Yüzündeki ifade hala değişmemişti. Kendime ve Evan'a içimden konfeti patlatıp ödüller veriyordum. Marcus daha fazla yaklaştı ve yanımıza geldiğinde ilk Lau'ya selam verdi daha sonra benim yanıma geldi. Onunla selamlaşmak istediğim pek söylenemezdi. Onu nasıl daha önceden sevdiğimi bile anlayamıyorum. Onu görünce yaptığı şeylerden dolayı midem bulanıyor, yüzüne kusmak istiyordum. Tam bir pislikti. Bana doğru yaklaştı. Kolumdan ilk başta yavaşça tuttu ve kulağıma doğru eğildi.

"Konuşmamız lazım." Dedi.

Şok olmuş şekilde ona bakıyordum. Kafamı hayır anlamında kendime güvenimle salladım. Koluma daha fazla sıktı. Canım acıdığı için ufak bir çığlık attım. Evan bana bakıyordu ve ona yalvarırcasına bakmaya başladığımda Evan beklenmedik şekilde Marcus'un üzerine atladı. Ve tam şu anda kavga ediyorlardı. Evan Marcus'u tam anlamıyla feci benzetiyordu. Aman Tanrım! Bir şeyler yap Allison. Kavganın tam arasına girerek onları ayırmaya çalıştım. Kendimi iki devin arasında kalmış karınca gibi hissediyordum. İkiside bu kadar uzun mu olmak zorundalardı? Neyse boşverin. Kavgayı ayırmam lazım. İkisinin de arasına girip bağırmama rağmen ikiside hapisaneden kaçmış çılgın dövüşçüler gibiydiler. Sesimi dahi duymuyorlardı. Bağırıyordum, çığlık atıyordum ama nafile... İkisinede durması için yalvarırken Lau ve Luke da beni onların arasından çıkarmaya çalışıyorlardı. Evet kavganın tam ateşli yerindeydim, ortasındaydım. Ve daha yeni tanıştığım biri ile eski sevgilim deliler gibi kavga ediyorlardı. Tam o anda ne oldu bilin. Aradan bir yumruk... Ve boom! Tam isabet gözüme geldi! Anca bu onların durmasını sağladı. Şuan yerde gözümü tutarak acı içinde kıvranıyordum. Herkes başıma toplanmış bana bakıyordu.

Just Ask #wattsy2016Stories to obsess over. Discover now