1. bölüm

35 4 9
                                        

"Hadi ama chim? Böyle 2 kuruş bile kazanamayız!"

Yoongi hyungun sitemli sesi kulaklarımı doldururken hâla karşı kaldırımda elinde zor taşıdığı valizle otobüs bekleyen genç çocuğa bakıyordum.

"Hyung bunu yapmak zorunda mıyız? Baksana, metrelerce öteden ben öğrenciyim diye bağırıyor resmen."

"Ah benim salak kardeşim, başka nasıl para kazanmayı düşünüyorsun?"

Böyle değildi, kesinlikle böyle değildi.

Ama susmayı tercih etmiştim, açıkçası kandırmak denince bu işin ustası sayılabilirdim. Hatta, kesinlikle öyleydim.

Arkamda eliyle omzumu patpatlayan hyunguma dönüp yüzüne baktım. Destekleyici bakışlarının ardından önüme dönüp derin bir nefes alarak karşımdaki kurbanıma doğru adım attım.

"Ah, hey! genç bana yardım edebilir misin?"

Sahte bir paytaklamanın ardından çocuk nihayet bana dönmüş ve sakatlandığımı düşünüp hızla yanıma yürümüştü.

"Bayım, iyi misiniz?"

"Sanırım, bileğimi burktum. Üstüne basmakta çok zorlanıyorum, bana durağa kadar yardımcı olur musun?"

"A, tabii..."

Hızla kolumun altına girmiş beni desteklemeye çalışıyordu.

Benimse hedefim karşımda duruyordu, tam olarak siyah büyük valiz tam karşımda duruyordu.

Karşıya geçip durağa ulaştığımızda, kısa bir inilti çıkararak oturdum.

Hadi ama! Bu performansla oyuncu bile olabilecekken benim burada ne işim vardı?!

"Öğrenci misin sen?"

"Şey, evet."

"Burada mı yaşıyorsun?"

"Hayır efendim Daegu'dan geliyorum."

"Anladım."

Aramızda geçen kısa bir sessizliğin ardından karşımda duran cılız ama bir o kadar da karizmatik çocuğa baktım. Ardından hemen yanımdaki çantaya...

"Bu arada şimdiden çok özür dilerim."

"Özür mü? Ne için?"

"Bunun için..."

Hızla yanımda duran çantayı kucaklayıp koşmaya başladım, arkamdan hırsız varmış gibi bağıran çocuğun sesi kulaklarımı çınlatmıştı.

Yani, teknik olarak hırsız vardı, evet.

Çocuk peşimden deli gibi koşarken hemen yan sokaktan çıkan Yoongi hyunga çantayı atmış ve daha hızlı koşmaya başlamıştık.

Kısa bir süre sonra çocuk ümidi kesmiş peşimizi bırakmıştı. Güvenli olduğunu düşündüğümüz yerde durmuştuk bizde nihayet.

"Hyung çocuğun özelini karıştırmasana!"

"Bu ne be! SpiderMan'li boxer mı gerçekten?"

Elinde kaldırıp baktığı şeyle istemsizce kahkaha atmıştım.

"Ne bekliyordun, bir çanta dolusu para mı?"

"Bu kadar adrenalin de bu saçma don için olmamalıydı!"

"Tamam, Hyung. İçindeki değerli şeyleri ve paraları al ve gidelim artık."

Yoongi hyung içindekileri toplamaya başlamıştı bile. Bir süre sonra kalan eşyalarla çantayı orada bırakıp eve yürüdük.

Bu sokaklar bizimdi, biz gibi başıboş binlerce saf kötü insanların.

Akşam olmak üzereydi, hava kararmaya yüz tutmuş, gece olmadan ayaz vurmuştu.

Dışarıdan daha soğuk evimize girdiğimizde Yoongi hyung günün kazancını hesaplamaya oturdu.

"Aptal Jimin, senin yüzünden az kazandık!"

"Ne, benim yüzümden mi? Ben olmasam sen bunun onda birini bile toplayamazsın!"

"En zengin kurbanımıza kör taklidi yaptığın halde gözleriniz çok yakışıklı diyen ben miydim?"

Evet, olmuştu böyle bir şey ama napabilirim ki! Gözlerinden gözlerimi alamamıştım.

~~~
12 saat önce

"Bana bak Jimin, adam Jilet gibi giyinmiş bak bunu sakın kaçırma! Anlıyor musun?"

"Of tamam hyung, benim avımı ıskaladığımı nerede gördün?"

Bir cevap vermesini beklemeden kafasının üstünde duran gözlüğü alıp gözüme taktım.

Oyun başlasın.

"Oh, kimse var mı!"

Kör taklidi yapıp sendeleyerek karşımdaki avıma doğru adımlar atıyordum.

"Hey, kimse var mı?"

Hemen önümdeki banka bilerek ayağımı vurdum.

"Ah!"

"İyi misiniz?"

Bingo.

Av ayağıma geliyor.

"Oh, kimsiniz?"

Etrafıma bakınıp rolüme daha çok girdim.

Adam karşıma geçip bir eliyle kolumu tuttu. Oldukça uzun boylu, fit bir vücuda sahip bu adam bana bu kadar yakınken nasıl rolümde kalabilirdim ki!

Ellerimle adamı taradıktan sonra koluna tutunup ağır adımlarla ona eşlik ettim.

"Bir sorun mu var?"

"Ah, evet. Çubuğumu düşürdüm ve sonra da bulamadım."

"Çubuk?"

Anlamaz bakışlarla bana bakması sinirimi bozmuştu.

Gözlüğümü sertçe gözümden çıkarıp yüzüne baktım.

"Şurada kör olmaya çalışıyorum aptal mısın- ah, gözleriniz ne kadar yakışıklıymış!"

"Bir dakika, Ne?"

"Oh sanırım batırdık, tamam... sorun yok Jimin. Şimdi sakince arkanı dön ve..."

Kendi kendime konuşurken kaçmaya çalıştığım sırada kolumdan tutup kendine çevirdi.

"Dur bakayım sen! amacın ne, dolandırıcı mısın sen?"

Bingo.

"Ahahaha, ne alakası var canım, tiyatro provası yapıyorum ben. Dolandırıcıya mı benziyorum?"

"Bilemem-"

"Aaa, ocakta yemeğim vardı benim, unuttum gördün mü? Neyse, iyi günler... bay yakışıklı göz."

"Kaçın bakalım. Size de iyi günler, bay yarım göz."

♤♤♤

Bence bu konulu bir fic yoktur diye düşünüyorum. Varsa da söyleyin okuyalım ya. Valla ne yazacağımı bilmiyorum, öylesine yazıyorum bu fici biraz komediye ihtiyacım var. Ve bu arada ben üniversiteli olduuummmm eheheheheh. Umarım okurken eğlenirsiniz ve beğendiğiniz bir fic ortaya çıkarabilirim♡

The Butterfly Click// Jikook Stories to obsess over. Discover now