1. Bölüm: Düğün

62 3 5
                                        

İlk bölümde özellikle iyi anlamanız için her şeyi uzun uzun açıklayarak yazdım. Umarım beğenirsinizz iyi okumalarr...

_________________________

Felix'ten

Sevgili annem ve üvey babamın az sonra birbirlerine edecekleri yeminle kavuşmalarını izleyecektim.

Harika! Değil mi? Anneniz, babanız öldükten sonra başka bir adamı sevip evleniyor ve sizin bunu mutlulukla izleyip, katlanmanız gerekiyor çünkü anneniz mutluysa gerisi önemli değildir.

Benim de annemin mutluluğu benim için çok önemli, bu yüzden buna sessiz kalmak zorundayım. Normalde annemin mutluluğu benim mutluluğum diye sesli dile getirmek isterdim ama ne yazık ki değil. Düzenim alt üst olmuştu. Ne kadar mutlu olabilirdim ki?

Tanrım yardım et.

Bayağı kalabalıktı düğün salonu. Kameralar sürekli çekim yapıyor, flashlar patlıyordu. Ben ise en öndeki masada annemi parlayan gözlerimle izliyordum.

Ah, annemde öz annem değil bu arada. Hem annem hem de babam üvey artık. Ne kadar güzel, Baya orijinal bir aileye sahibim.

Her Neyse, umrumda değil, soy ismim hep Lee olarak kalacak.

Öz annem ve babam ben henüz altı yaşındayken yollarını ayırdılar. İyi ki de ayırmışlar. Benim öz annem bana hiç anneliğini göstermemişti. Ne önüme bir tabak yemek koymuştu, ne düşünce yaralarımı sarmıştı, ne de bir kez olsun bana sarılıp, saçlarımı okşamıştı. Düşünüyorum da ben hastayken bile öz annemin umurunda olmamıştım...

Gözlerine hep belki beni sever umuduyla baktım ama o beni hiç bir zaman sevmedi, sevemedi.

İnsan evladını sevemeyebilirmiş.

Babam da bunların farkındaydı ama elinden bir şey gelmiyordu işte. Bana hem anne hem baba olmuştu. Canım babam, umarım cennettesindir ama senin gibi melek bir adamın cennete gitmeme şansı yok zaten.

Annemin babamı aldatması bardağı taşıran son damla oldu. Boşandıktan sonra annemi bir daha ne aradım ne de sordum. O günden sonra hiç görmedim. Görmek istemedim. Umarım başka üvey kardeşlerim yoktur. Bir iki tane daha kaldıramayacağım.

Babam annemle boşandıktan iki yıl sonra üvey annem jiyeon ile evlenmiş, ve çokta mutlu bir ilişki sürdürmüştü. Ve en iyisi de üvey annem, bana öz annemin göstermediği Şefkat ve sevgiyi göstermiş, her zaman kendi evladı gibi sevmişti.. bir derdim olduğunda çözüm bulmuş, dersime çalıştırmış, tüm eksiklerimi kapatmıştı. Ona sahip olduğum için mutluydum.

Benim tek bir annem vardı, Jiyeon.

Geçen sene babamın ölümüyle birlikte annem bu yıl yeni bir adamı sevip, evlenmek istedi. Zengin, oldukça yakışıklı, iyi kalpli ve orta yaşlı bir adam. Babamın ölümüne rağmen beni kendi evladından sayıp yanından ayırmadığı için öz annemi jiyeon sayıyordum. Ona yük olmamak için ne kadar zorda olsa gitmek istediğimi söylediğimde net bir şekilde reddetmiş, evin kapısını bile kitlemişti. Onu istemeden de olsa kırmıştım. Benim de evladım yük olmak istemediğini söylese döverdim herhalde. Şaka yapıyorum, dövmezdim. Bir çocuğa elimi kaldırmazdım. Kendi evladıma asla.

Bazı insanlar kaldırıyordu, acımasızca.

Her neyse, bende beş, on yılda bir aile değiştiyorum işte. "Bundan on yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?" diye sorsalar "yeni bir aileyle." cevabını verirdim.

Neyse, alıştım zaten demek isterdim ama bazı durumlar var ki sürekli keyfim kaçacak, olmayan düzenimi daha da mahvedecek gibi hissediyorum.

Annemin düğününde evleneceği adamın iyi olmasına rağmen neden mi sevinemiyorum?

The Next Room | HyunlixHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora