99

96 7 4
                                        

Araba lojmana girdiğinde hiç konuşmadan benim evin önünde durdu Aydın. Hiçbir şeyim yoktu. Üzerimdeki kıyafetler bile bana ait değildi. Ne telefonum ne anahtarım. Bende bana ait tek şey anılardı. Onları da ben silmek istiyordum.

Bu şehre bir amaç uğruna gelmiştim. Benden hayatımı çalan pisliği bulmak intikamımı almak. Sonucunda ailem vardı. Sonucunda ben vardım. Yıllarca aradığım o sorunun cevabı vardı: ben kimim.

Geldim amacımı yerine getirdim ve artık aileme kavuştum. Beni reddetmiş annemi ve daha haberi bile olmayan kardeşimi saymazsak. Şimdi sırada ne vardı? Gitmek mi kaldı geriye tüm yolların sonunda bize kapı göründü mü? Ufuklarda yeni diyarlar bir yerlerde yazılmayı bekleyen hikayeler. Yaşanması gereken bir hayat.

Ben arabadan çıkarken Aydın zile basmakla meşguldü. Kapıyı açmasını beklediğimiz Yıldırım ise bir türlü gelemiyordu. Bir kaç kere daha zile basıp sonunda aramayı akıl etti Aydın ama ne fayda. Yıldırım bey oldukça meşgul malum ulaşılamıyor kendisine. E ben evime nasıl gireceğim? Eşyalarım nerede onu bile bilmiyorum kapıda mi kaldım yani. Yıldırım'ın insafına mı kaldık, onun gelmesini mi bekleyeceğim artık her neredeyse?

" Hadi bin açmayacak bu. "

" Evim burası. "

" Ev sen nerede mutlu olmayı seçiyorsan orasıdır. Bana edebiyat yaptırma şimdi. Bize gidiyoruz belli ki Yıldırım açmayacak kapıyı. "

" Olmaz, sana yeterince zahmet verdim zaten. Bir otele gitsem daha iyi olur. "

" Of ne saçmaladın be doktorum. Şu haline bak iki sokak çıkamazsın sen bırak gitmeyi. Ayrıca zahmet falan değil vurcam ağzına bak düzgün konuş. "

" Aydın sende kalamam annen evde. Yanlış anlar kadın şimdi sorun falan olur. "

" Of Deva of. Laftan anla be kızım. Bir kere de dinle. Niye yanlış anlasın ayrıca o durur mu buraya gelecekti sana bakmaya. "

Arabayı bu sefer de kendi evinin önünde durdurdu. Birlikte merdivenleri çıkarken içimden de halime küfrediyordum. İki kurşunla geldiğimiz noktaya bak. Ah ulan Hanzala gider ayak bir işi düzgün yapsaydın bari. Elinin ayarını düzeltsinler emi. Sen gel onca yılını harca oku çalış bir kurşun yarası ile desteksiz merdiven bile çıkama. Ama adamlar da haklı bana ölümsüzlüğü sunmadılar ki hayatta kalmayı öğrettiler. Onu da ben biraz yanlış anladım galiba.

Koluna girdiğim Aydın bir yandan beni tutup bir yandan kapıyı açtığında çıkardığım ayakkabılarla içeri girdim. Yüzüme vuran kuymak kokusu ile aç midem sesini çıkarması gerektiğini düşünerek büyük bir gürültü sundu bize. Ben Aydın'ın kapattığı kapının yanında dikilirken o önüme terlik koymuş ceketini çıkarıp asmış annesine seslenmekle meşguldü. Her şey o kadar sıradandı ki. Bu hayatımızın normaliymiş gibi geldi bir an.

Bu kuymak kokusunu en son okul zamanlarında galerideki Karadenizli bir aşçı abla sayesinde almıştım. Sağolsun çok güzel yapardı. Her ne kadar birileri bizim sağlıklı beslenmemiz için program yapsa da o abla bize kıyak geçer görevlilerin olmadığı bazı pazar sabahları menüye eklerdi. O yediğimin üstüne bile beş sene olmuş inanılır gibi değil.

"Kızım hoşgeldun, ne durisun orda kapu ağzında? Geçsene içeri, mutfağa gel hayde.Mısır ekmeğiyle kuymağı ocağa koyduydum, de hayde geç otur! "

Kapıda kalmış halime Aydın'ın annesi müdahale etti. Kadının ismini ise halen bilmediğim için kendimden utanıyordum. Dosyasını okuduğumuzda öğrenmiştim ama hangi detayı aklımda tutayım yahu. Lazım olacağını da hiç düşünmezdim zaten.

DEVAWhere stories live. Discover now