Bir anda kafam boşluğa düştü. Annem dizlerinde yatan beni yok sayıp bir anda ayaklandı. Sandalyedeki eşyalarını alırken kendi kendine sayılıyordu.
" Hayır gerçek değil olamaz inanmıyorum.. "
Hızla odadan çıkarken kapıda ayaklanan babam da en az benim kadar şaşkın görünüyordu. Ne diyeceğini bilemez halde karısının önünden geçip gidişini izledi o da. Arkasından gitse bir dert kalıp bana açıklama yapmaya çalışsa bir dert.
" Önemli değil, sen git yanında ol. "
" Ona bakma sen. Ben onunla konuşacağım. Sabah tekrar geleceğim. Üzülme tamam mı, bu saatten sonra seni bırakmam güzel kızım. "
O alnıma bir öpücük kondurup koşar adım çıktığında yeni gördüğüm Aydın girdi arkasından.
" Söyledin mi? "
" Dosyayı okumuş. "
" Kızım dedi. Kabul etmiş gibi görünüyor. "
" Annemin aksine.. "
" Biraz hızlı bir giriş oldu galiba. Merak etme sakinleşip düşününce o da anlayacak. "
" İtiraz etmeye hakkım yok o da haklı. "
" Öyle düşünme, haklı haksız meselesi değil bu. Onu da anla yirmi yıldır yasta ve şimdi yaşadığını öğreniyor. Hem de bunca zamandır dibindeyken. "
" Ben de isterdim daha önce söyleyebilmeyi. "
" Biliyorum güzelim. Sen zamana bırak daha fazla düşünme. Annem yemek gönderdi sana. Kendisi de gelmek istedi de zor tuttum sabaha burda olur ama demedi deme. "
Önüme getirdiklerini dizerken açtığı saklama kabında üzerine hindistan cevizi serpilmiş iki dilim bisküvili pastaya baktım. Gülerek açıkladı.
" En sevdiğim tatlıdır. Basit ve lezzetli. Ben de yapabiliyorum ama annem yapınca tadı bir ayrı güzel oluyor sana da getirmek istedim. "
Teşekkür ederken gülüyordum ama gözlerimdeki yaşları gizlemek için bir yalandı sadece. Kendimi kandırmaya çalışıyordum. Göğsümdeki ağrının sebebini yarama yormak istiyordum ama sebebinin kalbim olduğunu biliyordum.
Yemeklerle ağzımı doldururken kaçmasından korktuğum hıçkırıklarımı tutuyordum ama ne fayda.
Ağzıma attığım her lokma daha da büyüyordu boğazımda. Her lokmanın yutuşu daha da zorlaşıyordu. Tuttuğumu sandığım yaşlar yanaklarımdan süzülürken inatla yemeğe de devam ediyordum. Aydın da acıma ortak olmuş bir eli dizimde yanımda oturuyordu. Sonunda hem yemek hem de ağlamam bittiğinde getirdiklerini toplamış elimi yüzümü yikamam için lavaboya kadar eşlik etmiş hava almak için dışarıya çıkmayı teklif etmişti.
Soğuk gecede yan yana bir bankta omuzlarımda onun ceketi ile oturuyordum. Sabah geldiğinde sipariş verdiğim sonra da unuttuğum cigaradan bir dal çıkarıp uzattığında verdiği çakmakla yakıp derin bir nefes çektim içime. İlk defa içtiğini gördüğüm Aydın da bana eşlik ederken on dakika kadar öylece oturduk orada. Bir noktada kafamı omzuna yaslamış elimde sönen cigarayi izliyordum. Üşümüş ellerimden çöpü alıp atmak için kalktığında tekrar içeri girdik.
Ben yatağın içinde ısınmaya çalışırken o getirdiği poşetleri karıştırıyordu. O sırada nöbetçi bir doktor kontrole geldi. Dikişlerim iyi durumda ve yaram temizdi. Sabah çıkmak için kararlı olduğumu söylediğimde bir gece daha kal dese de doktor olduğum için idare edeceğim sözünü kabul etti.
Odada tekrar yalnız kaldığımızda Aydın elinde bir kitapla yanıma oturdu. Üzerinde astronot ve uzay resmi olan ince bir kitap. Almak için uzandığımda kaçırdı elini.
YOU ARE READING
DEVA
RomanceDerdine derman olmaya geliyorum aç kapılarını yüzbaşı. Ben Deva Öztürk. Yılların acısını çıkarmaya geliyorum. Bekle beni ailem yuvam derin yaram. Bekle beni intikamım dostum düşmanım. Bekle beni Yıldırım Hanedanoğlu. Bekle beni Aydın Çeliker.
