Into the Mystery: Blue Daisy - Bölüm 1 - Sınır Kapısı

38 6 4
                                        

(Lloydus: Erkek
Carolin: Kız
Sacer: Erkek
Avaritia: Kız)

                                                                                                                                    İyi Okumalar...

Bir gün...

Herhangi bir ormanın birinde ağaç evde yaşayan... bir dörtlü varmış. Bu dörtlü ağaç evi ormanlarında çıkan yangın nedeniyle terk etmiş ve başka bir yuva aramaya amacıyla. Yola koyulmuşlar. 4 gezginimiz günlerce, haftalarca gezmiş ve bir sonuç alamamışlar...
Carolin: Hiç... sağlıklı bir gezi olmuyor.
Avaritia: B- bacaklarım kopacak gibi hissediyorum.
Lloydus: Ben resmen... hissetmiyorum.

Carolin: Dinlen...-memiz lazım...

Sacer: İşte... şurası. Bizim ormandan kaçanların bir tane daha terk ettikleri bir kamp. Yeni kalkmışlar, ateş sönmemiş.
Lloydus: *Direkt kendini yerdeki yırtılmış tulumun üstüne bırakır.*
Carolin: *Çantasını bırakır ve çantasını açıp içinden bir kaç sandviç çıkar.* Hadi... yiyelim.

Avaritia: S-sağol... ben yemeyeceğim.
Carolin: P-peki. Ama buraya koyuyorum... şey. İstersen yersin. Ve ayrıca... ateşimiz fazla uzun dayanmayacak gibi görünüyor. Biraz odun toplasak iyi olacak yemekten sonra..
Lloydus: Ekibin tek erkeği olarak... ben toplarım.

Sacer: Tek erkek mi..? Ben neyim?Lloydus: Ah.. doğru. Kusura bakma. Ben toplarım.Sacer: *İç çeker.* Peki. Toplarsın. *Sandviçinden bir ısırık alır.*

Avaritia: *Diğerleri konuşur, eğlenirken Avaritia çadıra girer ve nefes nefese kalmıştır. Gözlerini elleriyle kapatır ve çantasını çadırın içine koyup, suyu ile yüzünü yıkar. Suyunu da içtikten sonra çadıra tulumun üzerine uzanır.*
Lloydus: Pekala... ben bitirdim. Gidip birazz... odun toplayacağım!
Sacer: Peki. D- dikkat et Lloyd.
Lloydus: *Giderken hafif arkaya bakar şekilde sırıtarak en yakın odunlara gider.*

Sacer: *Derin bir iç çeker ve konuşmaya başlar.* Şeyy... Carolin.
Carolin: ?
Sacer: Senin... ailen konusunu biliyorsun. Onlar...
Carolin: *Şaşırarak kalır ve aniden gözleri dolur ve bir kaç damla gözünden iner.*
Sacer: *Endişeli bir sesle:* Hayır bak ben öyl-!
Carolin: Sorun yok... ne demek istediğini anladım. Yangın çıktığı için... hayır. Benim için endişelenmezler Sacer.
Sacer: Ama-
Carolin: Onlar ölmedi. Onlar... beni terk etti.
Sacer: *Onun da gözleri dolar ve kırptığı an bir sürü damla gözünden aşağı kayar.*
Carolin: *Gözleri doluyken gülümser.* Sorun yok... ben iyiyim. Alıştım.

Carolin'in aklında o an ona uygulanan şiddet, bağırmalar ve hep olan kavgalar canlanır... gözleri 10 saniyeliğine aynı noktaya kederli bir şekilde bakarak dalar.

Carolin: Ah... bi' dakika. Ne.. ha- Ah... Avaritia... *Avaritia'nın olduğu çadırın girişini hafif aralar ve içeri gülümseyerek bakar. Aniden endişeyle bakakalır.*
Avaritia: *Nefes nefesedir ve dinlenmeye çalışıyodur. Carolini fark eder ve ona doğru kalkıp bakar.*
Carolin: S-sen... iyi misin?
Avaritia: *Ağlamaya başlar ve Carolin'e sımsıkı sarılır.*
Carolin: *Sıkı sarılmaya karşılık verir.*
Sacer: *Onlara bakarak kıskanırmışcasına gülümser.*


Lloydus, bir süre sonra bir kucak dolusu odun ile geri döner ve hepsini yere yığar.
Lloydus: İşte bir gecemiz burada.Carolin: *Lloydus'a döner ve:* Harikasın Lloyd!Lloydus: Teşekkürler... *çok övülüyomuş gibi gözlerini kapatıp gururlanır.* Hadi o zaman. Ateş sönmeden odunları atalım.
Avaritia: *Çadırdan çıkıp ateşin önüne gelir.*
Sacer: *Üçlünün konuşup çalışmalarını izliyordur. Gülümseyerek onlara bakar.*

...

Pulchritudines Ormanı;

Yaşanan, çok uzak bir zamanda yaşanmış olmayan isyandan sonra halk üzgündür ve korumacılar, halktaki gönüllüler ormanın etrafını çeşitli tuzaklarla ve küçük küçük ekiplerle kaplamışlardır. Büyük kasaba ormanın ortalarında olduğu için ortalara yaklaştıkça daha büyük tuzak ve daha güçlü korumacılar kasabayı koruyordur. Kasaba Lordu yeni plan üzerinde çalışıyordur. Artık tamamen savunmadadırlar ve papatyaların yerlerini, gereken maddeleri korumaya odak gösteriyorlar...

Lloydus, Carolin, Avaritia ve Sacer ateş başında dertleşirken, sırada nereye gideceklerini düşünürlerken gece olur ve artık uyumaya koyulurlar... ve sabahında...
Herkes sabah uyanır ve hazırlanıp yola koyulmaya bakarlar. Ondan önce ise dün gece konuştukları planı bir kez daha tekrarlarlar.

Lloydus: Bakın... dün akşama doğru. Önümüzde uzaklardan görünen bizim ormanımızdan olanlarda vardı. Bence oradan gitmeliyiz ki birisi gece bilekliğini buraya düşürmüş.

 Bence oradan gitmeliyiz ki birisi gece bilekliğini buraya düşürmüş

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Avaritia: Ama bu... oraya doğru bir tehlikenin olabileceğinin işareti değil mi Lloyd? B- baksana... bileklik dağılmış. Bu normal olmamalı-

Lloydus: Tehlike ha... tehlike ile baş etmek benim göbek adım kızım!

Avaritia: *Lloydusun ona kızım demesinden rahatsız olur ve gözlerinin yumup yola doğru bakar. Ayak izlerini izler.*
Carolin: *Avaritia'nın yüzüne bakıp gülümser ve omzuna elini koyar.* Boş ver...

Herkes kampı teker teker toplar ve herkes çantasını topladıktan sonra hazırlanmışlardır ve yola çıkarlar.

Lloydus: Pekala. Gidiyoruz. *Ayak izlerinin olduğu yönü gösterir ve uzun yolculukları başlar.*

Ekibimiz yoldayken yolda gördükleri farklı bitkiler, hayvanlar dikkatlerini çeker... sanki tamamen farklı bir boyuta açılan bir yermiş gibiydi burası. Git gide de daha mistikleşiyordu sanki bir masaldan fırlamış gibiydi. Avaritia bunları çok beğendi ve gözleri resmen parlıyordu. Sacer umutsuz bir şekilde en arkalarından ilerliyordu, Carolin umutlu bir şekilde etrafı izliyordu ve Lloydus her zamanki gibi liderliğini taslıyor ve önden gidiyordu. Yüzünde çok egolu bir sırıtış vardı. Tam bir çirkef suratı.

Avaritia: Bu renkli kelebekler... çok güzel değiller mi Carolin!
Carolin: Evet Avaritia... güzeller. Tıpkı gözlerin gibi.
Avaritia: *Şaşkın ve güzel gözleriyle parıltılı bir şekilde Carolin'e bakar ve gülümser. Yanakları kızarır.*
Sacer: *Kıskançla Avaritia ve Carolin arasındaki dostluğu izliyordur ve kafasını çevirip, yere bakarak çekingen bir şekilde yürümeye devam eder.*

Avaritia ve Carolin birbirlerine eskilerden beri çok yakın arkadaşlardı. Avaritia hep tatlı, güzel ve çekici aynı zamanda kardeş gibi olan, Carolin ise uzun, abla gibi koruyucuydu. Onlar en yakın arkadaşlardı ve ayrıca onların en iyi arkadaş bileklikleri ve kolyeleri var. Onlar resmen çikolata ve süt gibi çok iyi bir ikililerdi.

 Avaritianın burnuna bir tane renkli kelebek konmuştu ve bu diğerlerinden farklı bir tür gibiydi... bir farklılık vardı ama hiç kimse daha fark etmemişti. Fakat şeklinin farklı olduğu barizdi. Avaritianın burnunda, kolunda ve omzunda o kelebek yol boyunca dolandı. Sonunda kocaman sarmaşıklarla üstü kapatılmış mosmor parlayan meyvelerin olduğu bir tahtadan kapıya geldiler. Alttan nehir akıyor ve burası bir iskeleydi. Kısa bir mesafe yürüdükten sonra karşı adıya koca kapının yanına gelirler.

Sacer: Bu da ne-
Lloydus: Baksanıza. Bir kaç aile daha var. Gidip onlara soralım. *Lloydus, Sacer'i ittirip geçer ve çocuklu bir ailenin yanına gidip sorar:*

Affedersiniz... buradaki kapının önünde neden herkes bekliyor ve bu neyin nesi?

Aile Babası: Şey... tam olarak bizde bilmiyoruz genç fakat burası bir geçiş ve yolda gördüğünüz üzere... o garip bitkiler, çiçekler ve böcekler. Farklı, güvenli ve huzurlu bir yere açılıyor gibi. O yüzden herkes burada.

Lloydus: Teşekkür ederim. *Diğerlerine döner.* Duydunuz. Bekleyeceğiz.
Carolin: Lloyd! Hep senin dediklerini yapmak zorunda değiliz ve YAPMAYACAĞIZ! Neden liderimizmiş gibi davranıyorsun!
Lloydus: Çünkü liderinizim. *yumruğunu sıkar.*

Carolin: *Belli etmez fakat yumruğunu sıktığını görür ve hafif irkilir. Geri çekilir ve Avaritia, Carolin'in kolunu tutar ve sakinleştirmeye çalışır.*

Sacer: *Kenara nehirin üstünde iskeleden bacaklarını sarkıtarak oturur ve Carolin'den aldığı sandviçini açıp yemeye başlar.*

FunFact: Sacer, depresif olduğu için yemeyi özellikle tatlı yemeyi çok sever fakat hiç kilo almaz. Hep zayıf/orta kilodadır. Ayrıca çekingen ve utangaçtır. Biraz da kıskanç

Yaklaşık 6 saat sonra kapıdaki sarmaşıklar çekilmeye başlar ve teker teker iskeleye sarmaşıklardan dökülen mor meyveler dökülür ve kapının dibindeki herkes o meyveleri toplamaya başlar. Sarmaşıklar tamamen çekildikten sonra kapı 4 e ayrılıp iki parçası üst çarprazlara iki parçası alt çarprazlara ayrılır ve kapı tamamen aralanır. Kapıdan ise Pulchritudines Ormanı sakinleri, Ganimet Sahipleri ve Kasaba Lordu çıkar. Çok büyük olmayan bir ekiple gelmişlerdir. Askerler, sağlıkçılarla birlikte bir ekip toplamışlardır.

Kasaba Lordu: Öncelikle... Pulchritudines Ormanına hoşgeldiniz...

//1. BÖLÜM SONU.\\

Into the Mystery: Blue DaisyWhere stories live. Discover now