BAŞLANGIÇ

2.4K 34 14
                                        

Herkese merhaba. Yeni ve farklı bir hikaye denemek istedim. Burada geçen hiçbir olay gerçek değildir hepsi kurgudur. Muhtemelen bolca yanlışım olmuştur. Ben de burada okuduğum kitaplar kadar hakimim konuya. Lütfen doğrusunu biliyorsanız nazikçe dile getirebilir bilmiyorsanız da yargılamadan geçebilirsiniz.

Ben Deva Öztürk. Dertli deva derdine derman bulamayan deva. Şimdi bir başkasına derman olmaya giden deva, hiç bilmediği birinin derdine deva olacak onu içine gömüldüğü bataklıktan çıkarmaya giden deva. Aç kapıları ben geldim.

Ben Yıldırım Hanedanoğlu. Dermansız derde düştüm. Bilmediğim kapılarda kaldım eli yuva sandım acıma merhem aradım da bulamadım. Derdime deva gel gönlüme kur yuva.

Ben Aydın Çeliker. Bu hikayede belki yanan belki yakan çoğunlukla da sessiz çıtırtıların arasında küle dönen Çeliker. Bir yanımız sevda bir yanımızda sırlar. Gel Deva,gönlümde soluklan kalbimde yerini bul deva.

Uçaktan indiğimde kendimi ilginç bir şekilde dinç hissediyordum. Daha kapıdan çıkmadan güzel ülkemin en doğu en yüksek yerlerinden gelen soğuğu yüzüme çarpmış beni kendime getirmişti. Ben yazın aksine kışı sıcağın aksine soğuğu severdim. Ama şuan olduğum durumdan pek de memnun olacak ya da hava durumuyla ilgilenecek halde değildim.

Bavulumu bulmam ve eve gitmem gerekiyordu ama şu lanet bavul bir türlü gelmiyordu. Ben de niye düz siyah bavul aldım ki acaba hepsi birbirine benziyordu ve sanki sonu hiç gelmeyecek gibiydi. En sonunda gecenin bu saati bu kadar doğuya ve soğuğa kaç kişi inebilir diye düşünüp en benimkine benzeyeni aldım ve ön gözü açıp yine de kontrol ettim. Evet makyaj çantam buradaydı ve sonunda doğru bavulu bulmuştum.

Küçük bir rahatlamanın ardından artık eve gidip uçakta alamadığım uykumu almak için can atarak hızlıca kapıya doğru ilerledim. Lakin aniden önüme çıkan bir çift geniş omuz çıkışa kadar ulaşamadan yere yığılmama sebep olmuştu. Hayır uykudan değil bir anda hızımı alamayıp çarptığım kişiden dolayı yerdeydim. Aslında bir bakıma düşmüşken uyusam nolur diye düşünsem de rahat koltuğu düşününce vazgeçtim. Neden yatak değil de koltuk diye sormayın oraya da geleceğim ama önce Ferhat olup şu dağı aşmam gerekecekti.

Sebebi olduğu kazayı farkedip bana döndüğünde ona değil yere bakıyordum hala acaba yer koltuktan daha mı rahat diye. Sonunda bu kararsızlığa son verip ayağa kalktım. Dağ kişisi de o sırada birbirine takılıp düşen bavulları kaldırmakla meşguldü. Aman hiç medeni olayım centilmence bir el uzatayım da hanımefendiye yardım edeyim yok.

Saol prenses ben kalktım saol. Kalmayacağımdan değil de insan yine de düşününce yalandan da olsa bir el uzatanı olsun istiyor. Uyku sersemi edebiyat da yaptığımıza göre artık evime gidebilir miyim polis memuru bey amca.

Özür dilemenize hiç gerek yok gerçekten altı üstü yerle bir oldum bir ara hayatı sorguladım arada bir kaç dakika uyudum kalçamda da küçük bir kırık var ama olsun sorun değil. Siz de eminim daha dikkatli olursunuz artık malum hava şartları yerler kaygan hayırlı sabahlar. Bir taksi çevirdim ve sanki gittikçe daha da ağırlaşan bavulla evin yolunu tuttum.

Girer girmez bir artı sıfır odada bavul bir tarafa ben bir tarafa demek isterdim ama ne yazık ki alan dar çok uzaklaşamasak da işte olduğunca uzağa attım ve kendimi koltuğa fırlattım. Evet fırlattım çünkü koltuk da anlasın istedim ne kadar yorgun olduğumu anlasın ve beni sarıp sarmalasın. Teyze anne yarısıdır koltuk da yatak yarısı olsun istedim ama öyle bir koltuktu ki mutfak bile ondan daha anne yarısı. Sızlanmayı kesip halime bak diye bağırıp uykuya kendimi zor da olsa bıraktım. Gözlerimi açtığımda hala güneşin var oluşu bir an kendimi ve koltuğu sorgulatsa da kendimle birlikte koltuğa fırlattığım telefonu bulduğumda bir gündür uyuduğumu farkettim. Helal olsun koltuğa da iyi iş çıkarmış.

DEVAWhere stories live. Discover now