-1-

36 7 0
                                        


Cingulmonia: 'Sarılma bağımlılığı' anlamına gelir. Psikoloji kökenli bir terimdir ve bir kişinin başkalarına fiziksel olarak sarılma ihtiyacını aşırı kompulsif düzeyde hissetmesini ifade eder.

Jimin

Stüdyonun aynalı duvarına karşı dans ederken, kalbimin ritmi müziğin önüne geçiyordu.
Her adımda biraz daha sertleşiyor, her dönüşte biraz daha kırılıyordum.Sanki içimdeki öfke ve kırgınlık, bedenimden taşarak zemine çarpıyordu.Konuşmak isteyip de söyleyemediklerim, ellerimden, omuzlarımdan, ayaklarımdan fırlıyordu. Terden ıslanan saçlarım, her dönüşümde gözlerime düşüyor, görüşümü bulanıklaştırıyordu.Parmak uçlarım ve ayak topuklarım isyan edercesine sızlıyor, nefesim göğsümde sıkışıyordu.

Ama durmadım.

Duramazdım.

Çünkü kafamdaki sesler susmuyordu.

"Bencilsin."

"Hastasın."

"Artık yanında durmaya bile tahammülüm yok... ve buna sebep olan da sensin."

"Seninle bir geleceğim olamaz. Kimsenin olamaz... tabii o 'egon' dışında."

Bunlar, Jungkook'un benden ayrılırken söylediği sözlerdi.Her biri, soğuk ve paslı bir bıçak gibi kalbime saplanıyor, döndükçe yarayı derinleştiriyordu. Onu bu raddeye getirecek ne yapmıştım bilmiyordum.Bir haftadır, bu soru beynimin içinde dönüp duruyor; cevabı aradıkça biraz daha kendimden uzaklaşıyordum.Konuşmak istedim.Açıklama istedim.En azından bir cevap...Ama onu bile çok gördü bana. Kinini, öfkesini kusarken unutmuştu galiba insan olduğumu.Evet, sorunlarımız vardı. Ama biz her zaman bir yol bulurduk... bulmaz mıydık?

Ya da ben öyle sanıyordum.

Sabahları ondan gelen mesajlarla uyanmaya alışmıştım.Geceleri, kokusuna sarılıp uykuya dalmaya...Kahve içerken gülüşlerimizin birbirine karışmasına.Sokakta yürürken ellerimizin hiç ayrılmamasına.Dudaklarının tadına, teninin tenime karışmasına alışmıştım.Ve şimdi, bütün bu alışkanlıklar elimden alınmıştı.

Adımlarım yavaşladı. Sonunda durup aynadaki yansımama baktım. Karşımda duran kişi... biraz dağılmış, biraz kırılmış, biraz da her şeyden kopmuş biriydi. Ve biliyordum...o kişi ben değildim. Göğsümde, nefes almamı zorlaştıran bir acı vardı.

"Nasıl bu hâle gelmiştik?
Nasıl bu hâle gelmiştim?"

Beynimin içinde yankılanıp duran o sorulardan. Onu çok özlemiştim.Ve bu özlem, beni yavaş yavaş içten içe çürütüyordu.Gözlerimden akan yaşlar, aynadaki yansımamı silmeye başladığında bacaklarım artık beni taşıyamaz olmuştu.Yere çöktüm ve titreyen ellerim ile yüzümü kapattım.O an hıçkırıklarım, stüdyonun boşluğunda yankılanan kontrolsüz birer yakarışa dönüşmüştü.

Hiç bu kadar çaresiz olmamıştım.
Hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim.



...


Uzun zamandır bir şeyler yazmıyordum bu kurgu yıllardır taslakta duruyordu ve hep kaleme almak isteyipte ertelediğim bir kurguydu şimdilik kısa bir bölüm ile açılışı yapmak istedim bir sonra ki bölümler daha detaylı daha uzun bölümler olacak. Hatalarım varsa şimdiden kusura bakmayın keyifli okumalar.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 15, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

CingulmoniaWhere stories live. Discover now