Bu ficin konusunu düşünmek için çok uğraştım ve sonunda karar verdim shfjsjfjejf normalde bu hesapta fic yayınlamayacaktim ama kararım değişti. Kesinlikle bu fici yayınlayacağım :)
Umarım seversiniz. Bu bölüm sadece başlangıç olacak.
Şimdiden iyi okumalarr
•
Genç oğlan var olan gücüyle ormanın patika yollarında yalın ayak koşuyordu. Yağan yağmur bedenini ıslatıyordu, ayakları çamur olmuştu. Kucağında, onları yakalamaya çalışan askerlerin duyacağı bir şekilde ağlayan bebek vardı. Daha 5 haftalık bebeği hyein.
Sürekli ağlayan bebeğinin susması için yalvarıyordu jungkook. Lakin kızı onun aksine sesini daha çok yükselterek çığırıyordu. İçinden sadece dua ediyordu genç. Yakalanmamak için, kızının tanrıya kurban edilmemesi için yalvarıyordu tanrıya.
Kral Kim Hansung... Ülkesinde ve topraklarında var olan tüm kız çocuklarını tanrıya kurban ediyordu, vahşice. Erkek çocuklarını tanrıdan üstün gören, kız çocuklarını ise bir çöp parçası olarak gören şerefsiz bir kraldı.
Jungkook'un ablası daha 21 yaşında iken bir gözlerinin önünde kılıç darbesiyle katledilmişti. Ve bu tamı tamına 1 ay olmuştu, ablasını çok özlemişti. Keza annesini de... Annesi ise başka bir ülkeye köle olarak gönderilmişti kim Hansung tarafından.
Anlam veremiyordu genç. Kralın bu kadar vahşi, gaddar ve iğrenç biri olmasını anlamdıramıyordu. 2 yıl öncesine kadar böyle biri değildi kralları. Gayet sevecen, sevimli ve çocukları özellikle de kız çocuklarını seven biriydi.
Şimdi ne olup bitmişti de tüm kız çocuklarını öldürmeye çalışıyordu bilmiyordu. Öğrenmek istiyordu ama pek başarılı olacağını düşünmüyordu. Amma velakin kucağındaki küçük bebeğini kesinlikle bu kötü kraldan koruyacaktı jungkook. Ablasının emanetini gözü gibi koruyacaktı.
Küçük hyein ölen ablasının bebeğiydi. Daha bir yıl önce zengin bir tüccarla evlenmişti ve bir kızı olmuştu. Ama sonuç ortadaydı. Artık hyeinin annesi yoktu. Şerefsiz Babası ise köyden bir köle bularak onu eşi olarak almıştı ve ölen eşinden olan çocuğunu bile almamıştı. Bu bebeğin başına bela olacağını söylemişti piç herif.
Genç oğlan hâlâ koşuyordu ormanın içinde. Arkasından koşan asker baya bir geri de kalmıştı ve kendisine sığınak bulması gerekiyordu. Kucağındaki bebek susmuştu sonunda. derin nefes almıştı ve sola saparak devam etmişti yoluna.
Nefes nefese kalmıştı, ciğerleri pek acıyordu. ayaklarını ise hissedemiyordu. Patika yollarda sürekli dikenler ve tahta parçaları ayağının birkaç yerini kesmişti. Acısı umrunda değildi. Onları iyileştirebilirdi. Şuan tek önemlisi bebekti.
Yağan yağmur durmuştu. Sonrasında ise bu kış vaktinde kapalı hava güneş açmıştı. Ağaçlardaki kuşlar bu görüntü ile sevinçle hava da uçuşup ötmeye bile başlamışlardı.
Jungkook gülümsemişti. Kurtuluşun zaferiydi buydu. Kral hansungdan kurtulmuşlardı.
Belki de Jungkook öyle sanıyordu...
•
Jungkook bebeğiyle birlikte boş bir yer altı sığınağında öylece oturuyordu. Kaç gün veya kaç hafta geçtiğini kesinlikle bilmiyordu. İçeriye küçük bir delikten gün ışığı giriyordu. Gün batımını ve doğuşunu anca öyle anlıyordu.
Evden kaçmadan önce birçok kendilerini idare edecek yiyecekler yanına almıştı. Ama küçük bebeğe bu yemekler olmazdı ki. Anne sütüne ihtiyaç vardı. Evden getirdiği sütü anca içebiliyordu ve bitmek üzereydi.
Dışarıya çıkıp süt arayışına giremezdi. Girerse eğer kral hansung bebeğini katledebilirdi. Ve kendisi de sürgün edilirdi Kore'den.
Ne yapacağını düşünüyordu öylece. Biraz sonra küçük hyein uyanacaktı ve karnı acıktığı için ağlayacaktı. Genç oğlan ağlamak istiyordu. Ablasının emanetine bile sahip çıkamıyordu. Jungkook 19 yaşındaydı ve hayat tecrübesi pek çok vardı. Ama bebeğe nasıl bakılır bilmiyordu ki.
Genç oğlan hâlâ düşünmeye devam ederken bebeği çoktan ağlamaya başlamıştı bile. Jungkook onu kucağında sallamaya başlarken bebeğin ağlaması şiddetlenmişti.
"Güzelim ağlama lütfen. Tamam vereceğim mamanı ama lütfen sus. Bak yakalanacağız kızım."
Jungkook kendi kendine söylenirken, o sırada üst kısımlarda bir ses duymuştu. Gözleri şokla aralanmış, Kalbi o korkuyla hızla atmaya başlamıştı. Şimdi ne yapacaklardı?
Bulundukları sığınağın kapağı açılmıştı yavaşça. Bebeğini iyice gövdesine sokup görünmemesi için uğraşmıştı. Güneş ışığı açılan kapak yüzünden yüzüne iyice vururken, daha çok küçülmüştü bulunduğu yerde.
Kapağı açan asker şokla küçülmüş bedene ve kucağında ağlayan bebeğe bakmıştı. Ardından arkasını dönerek, jungkook'un kalbini durduracak o sözü söylemişti.
"Kral kim, burada birileri var bakmanız gerekiyor."
•
Olmadı...
Of aglicam ya
YOU ARE READING
The King: Victory |tk|
Fanfiction"Birçok savaş kazandım Jungkook." dedi Taehyung, ıslak dudaklarını gencin sıcak kulağına değdirerek konuşurken. sonrasında ise tuttuğu ince bel sayesinde hafifçe geriye doğru çekilmiş, jungkook'un büyük ve parlak gözlerine bakmıştı. Tam da kalbinin...
