Merhabalar
Öncelikle sert bir fic'e başladığınızı belirtmek isterim. Gerçi diğer bölümlerin bu bölüm kadar sert olacağını zannetmiyorum ama yine de uyarımı yapayım.
Birkaç animede insan ticareti ile ilgili şeyler görmüştüm ve cidden çok etkilenmiştim. Kimse orda bu olayları yaşayan karakterlere yardım etmiyordu. Bu duruma içerledim ve bu yüzden kafamda bu çeşit bir şey tasarladım.
Amacım herhangi bir üyeyi cinsel unsurmuş gibi göstermek değil. Zaten ficte herhangi bir sapkınlığı unsur olarak kullanmayı eleştirdiğim bolca paragraf göreceksiniz.
Evet, uyarı ve açıklamamı yaptığıma göre iyi okumalar hepinize.
...
Herkesin bir fiyatı vardı, düşük ya da yüksek. Etiket koymazlardı bize çünkü biz açık arttırma mallarıydık.
"Sıra sende Jimin. Üstündeki havluyu çıkar derhal."
Sahneye çıkmam gerekiyordu tam o an. Sahneyi kafanızda nasıl canlandırırsınız bilmiyorum ama şarkı söylenen ya da başka herhangi bir yeteneğinizi sergilediğiniz bir yer değildi benim sahnem. Zira ben bedenimi sergileyecektim.
On bir yıldır her gece bu anın yaşanmaması için dualar ediyordum. Fakat biz Tanrı'nın sevmediği çocuklardık. Yalvarışlarımın bir duyanı yoktu şayet her gece yaşanmasın diye dua ettiğim o an bu gece yaşanacaktı.
Bir alfaya satılacaktım.
Havlumu çekiştiren adamdan kurtulup sahneye adımımı attım. Bırakmak istemiyordum onu. Keza bırakırsam ayakta dahi duramazdım.
Her bir adımımda fısıltılar gittikçe kuvvetleniyordu. İğrenç kahkahaları kulağıma ilişiyordu. Her bir zerrem korkuyordu hepsinden.
Sonunda sahnenin tam ortasına iliştiğimde tüm sesler kesildi ve yaşadığım yerin sahibi ,bu açık arttırmanın yetkilisi, konuşmaya başladı.
"Gecenin en değerli parçasını size takdim etmekten müteşekkirim efendiler.
Onu 7 yaşındayken yanımıza aldık ve 11 yıldır sizlerin huzuruna çıkarmak için yetiştirdik. Evet beyler 7 yaşından beri bizimleydi çünkü kendisinin kimliği diğer omega ve alfalar gibi ergenliğinde değil henüz çok küçükken ortaya çıktı.
Bunun sebebini birçoğunuz biliyordur eminim. Dünyada nadir bulunan baskın omegalardan biri olduğu için kimliği bu kadar erken kendini belli etti.
Yanlış duymadınız, kendisi bir baskın omega. Bu yüzden beyler, göz bebeğimiz için kolları sıvayın ve fiyatı arttırın. Başlangıç fiyatı 50 milyon won!" dedikten sonra havluma ters bir bakış atıp bir anda çekti.
Öylece kalmıştım orda. Sesleri algılayamıyordum, bacaklarım titriyordu az sonra birkaç alfanın penisini okşadığı görünce gözlerim dolmaya başladı. Ruhum çekiliyordu adeta. Gerçi buna imkan yoktu çünkü o havlunun bir kenara atılmasıyla benim ruhum yitip gitmişti. Zaten malların da ruhu olmazdı ki.
Bakın şu alfaların oturduğu tahta sandalyelere. Bende aynı işi yapacaksam bu hikayenin sonunda niye benim onlardan bir ayrıcalığım olsundu?
Hem sandalyenin bir ismi vardı. Sandalye. Ancak bu adam beni ürünmüşçesine tanıtırken ismimi dahi söylememişti. Sahnede dımdızlak kalmışken tek kıyafetim ismimdi benim. Ancak bu adamlar onu da almıştı elimden.
İnsanlar fiyatı arttırırken oralı değildim. Zira titremekten başım dönüyordu. Soğuktan değildi bu titreme, gururumu yok etmiş olmamdandı. Gerçi o kavramın ne demek olduğunu tam olarak bildiğimden emin değildim ancak şuan emin olmuştum gurursuzluğumdan.
Çünkü gurur bir insanın beyinciğiydi.
İskeletiniz olsa da beyincik olmadan dengede duramazdınız. Bende titriyordum çünkü dengede duramıyordum.
"Taesung Bey'den 343 milyon won geldi. Yok mu attıran?" diye bir ses yükseldi dibimden. Bu fahiş fiyat beni tekrardan oraya döndürmüştü ancak kimin o fiyatı söylediğini bile duymamıştım. Yetkili 'satıyorum satıyorum sattım' faslına geçince işimin bittiğini düşündüm lakin son anda mekana gürültüyle giren bir Alfanın "700 milyon won!" diye bağırmasıyla gözümden yaşlar akmaya başladı. Üstelik yüzümü saklamıyordum az önce olduğu gibi. Bayağı bayağı ağlıyordum. O an neden ağladığımı bilmiyordum ancak kendimi de kontrol edemiyordum. Bu yüzden bu duygu yoğunluğunu size betimlememin bir yolu da yoktu.
Ardından herkes şok içinde adama dönüp baktı. Fısıltılardan anladığım kadarıyla ünlü va hatta skandallara bulaşmayan bir iş adamıydı. O halde bu tip mecralarda bulunmanın kariyerini etkileyeceğini herkes tahmin edebilirdi. Ancak o burada bulunmakla yetinmemiş icraat da göstermişti. Kariyerine leke süreceğim için bana kötü davranması ihtimalinden ödüm koptu o an. Gerçi bana her türlü kötü davranma ihtimali vardı.
"Kulaklarım doğru mu duydu efendiler? Bu fiyatın üstüne çıkacak olan var mı? Taesung Bey abiniz Taehyung Bey'den daha yüksek fiyat vermeyecek misiniz?" ardından biraz bekledi ve "Cevap alamayacağımı tahmin etmiştim. O halde satıyorum, satıyorum sat-tım!" dedi büyük bir coşkuyla.
Fikrim sorulmadı, alışıktım. Bu insanlar sizin insan olduğunuzu düşünmüyor. Sizi para olarak görüyorlar. Size ne kadar emek harcarlarsa o kadar çok yükseliyor fiyatlarınız. Sizse gösterilen emeğin karşısında sevildiğinizi sanıyorsunuz ama eninde sonunda bulunacağınız yer burası oluyor.
Bunu ilk defa yaşamıyordum. Zaten yedi yaşında babam tarafından bu adamlara satıldığımda özgürlük kavramını çok gerimde bırakmıştım. O andan itibaren ben bir porselen bebektim. Benim bir fiyatım vardı, oldukça yüksek bir fiyat. Ve bu fiyat ömür boyu boynumda tasma kalacaktı.
Ya da ben öyle sanıyordum.
YOU ARE READING
PRICE | vmin
FanfictionBenim bir fiyatım vardı, oldukça yüksek bir fiyat. Ve bu fiyat ömür boyu boynumda tasma kalacaktı. Ya da ben öyle sanıyordum. 《omegaverse》
