Kahverengi saçlı çocuk celladını, cehenneme gitme sebebini bekliyordu.
Kahverengili duvara bakıyor ve onu düşünüyordu. Işık açılıp kapanmaya başladı kahverengili şaşırmadı, neden olduğunu biliyordu. Heyecanla yataktan kalkıp sevgilisinin gelmesini bekledi. Sonunda karanlığın içinden siyah saçlı bir adam çıktı.
Kahverengili hemen sevgilisinin kollarına koştu. "Minho sonunda geldin. Seni çok özledim." Minho o sırada kafasını sevgilisinin boynuna çoktan gömmüş, özlediği kokuyu içine çekiyordu.
"Hoşbuldum güzelim seni biraz bekletmem gerekti biliyorsun diğer tarafta işler pek güzel ilerlemiyor."
Jisung başını olumlu anlamında sallayıp sevdiğine sarılmayı bırakmıştı. Minho sevgilisinden ayrıldıktan sonra onu yatağa doğru çekiştirerek oturmasını sağladı.
Jisung bunun anlamını biliyordu, ciddi bir konu konuşmaları lazımdı. "Minho, aşkım, şeytanım,benim en güzel günahım noldu?" Jisung sevgilisini biraz rahatlatmak için minho'ya en güzel ve içten iltifatlarda bulunuyordu.
"Jisung benim aşkım, güzelim seninle bir şeyler konuşmalıyız. Lütfen bölme bebeğim." Şeytan durakladı. Sevdiği adama bu durumu nasıl açıklaması gerektiğini bilmiyordu çünkü.
"Jisung diğer tarafta işler oldukça kötüye gidiyor. Artık ilişkimiz Tanrı'nın gözüne batmaya başlamıştı ama ben çokta kafa yormadım. Sonuçta o çok meşguldü. Ama lanet olsun..." Şeytan hayatında ilk kez ağlıycak konuma gelmişti. Jisung karşısında oturan adamın ne demek istediğini çoktan anlamıştı ama karşıdaki bedenden duymak istiyordu.
Şeytanın elini tuttu ve gözünün en içine baktı jisung. Kırmızı, şeytanın gözü şarap kırmızısıydı. Şeytan, duraksamadan sonra derin bir nefes alıp devam etti. "O fark etti. Çünkü sürekli buradaydım. Bu yüzden çok dikkatini çektim. O insanlardan olan nefretimi biliyor bu yüzden kovdu beni Cennetten ama artık sürekli buradaydım.
Benim hareketlerim ve kalma sürelerim değişince anladı her şeyi. Özür dilerim sevgilim." Şeytan hayatında ilk kez bir şeye pişman olmuştu. İlk kez özür dilemişti. Şeytan bir çok şeyin ilkini jisung ile yapmıştı ve şimdi o ilkinden, miniğinden ayrılacaktı.
Jisung yavaşça sol elini kaldırıp minho'nun yanağına koydu. Şeytan yanağına konulan ele hafifçe yaslandı. Jisung uzun düşüncelere daldı. Şimdi napıcaktı. Hayatı tamamiyle karşısındaki eline yaslanan şeytan olmuştu.
"Jisung çok özür dilerim hayatım."
Bunu söylerken şeytanın yanağından göz yaşları akıyordu. "Minho sevgilim, eğer biz ayrılırsak ikimizde yaşayamayız. Senin diğer tarafa gitmen lazım..."
"Hayır jisung intihar etmiceksin."
"Minho lütfen sen olmadığında daha mutlu bir hayat yaşamak yerine aksine önceki halimden daha kötü olucam. Lütfen sevgilim, ateşin ile yanmama izin ver ve öleyim." Şeytan istemiyordu.
Hayatında ilk kez bir insanın ölmesini istemiyordu. Ama insan olan haklıydı. Şeytan yavaşça başını olumlu anlamda salladı. Jisung şeytana en büyük ve en içten gülümsemesini sundu. Jisung şeytan ile ellerini birbirine kitleyip yavaşça yataktan kalktı. Şeytan ise hiç kalkmak istemese bile anılarla dolu yataktan, odadan ayrıldı. Jisung sonunda banyoya geldi ve durdu.
"Kapıyı kitle minho" tereddüt ile kapıyı kilitledi. İkiside birbirine bakmaya başladı. Şeytan hayatında ilk kez karşısındaki insan sayesinde mutlu olmuştu, ilk kez sevilmişti, ilk kez ağlamıştı ve bir çok ilkini, anılarını onla biriktirmişti.
"Jisung...yapma" jisung minho ile alınlarını birleştirdi. "Minho anlamıyor musun? Gökyüzü güneş olsa bile, ben sensiz karanlıktayım. Senle yanmak benim için cennet ile aynı minho." Alınlarını ayırıp birbirlerini öpmeye başladılar. Ama nazikti ve zarifti. O kadar naziktiki birbirine Şehvet ile değen dudaklarını hissedemiyorlardı.
İnsan nefessizlikten ayrıldı, şeytan ise acıdan. Onu öpmek artık canını yakıyordu. Onu bu halde görmek canını yakıyordu. "Beni ateşinle yak minho. Beni ateşin ile birleştir" minho tam bir şey diyecek iken jisung onu susturdu. Artık jisung'da ağlıyordu.
"M-Minho... kulaklarını kapa sevgilim. Benim acımı duyma." Minho başını hayır anlamında salladı. "Kulağımı her ne kadar kapasam bile duyuyorum sevgilim."
"O zaman minho elimi asla bırakma tamam mı? B-Ben korkarım." Artık ikili daha fazla ağlamaya başladı. Şeytan kendisinde konuşacak gücü bulamadı, insanda dinleyecek. Minho sonunda zamanın geldiğini anladı.
Minho meleğinin elini sıkıca tuttu ve son kez en güzel iltifatlarda bulundu. "Benim güzel sevgilim, meleğim, benim en değerli varlığım seni seviyorum."
"Benim şeytanım, günahım, ateşim, suçum. Seni seviyorum"
Ve birlikte birbirine aşkla yanan tenler arasında bu sefer başka bir ateş vardı. Ölüm ateşi. Onların yarattığı ateş. Şeytan kendi ateşini jisung ile paylaşıyordu. Başta sessizdi jisung. ölüm ateşi bütün vücudunu, ölüm bağırışları ise odayı sardı. Jisung bağırıyordu ama asla dur demiyordu ya da birleşik elleri ayrılmıyordu.
"Minho seni seviyorum!" Minho boş eliyle göz yaşını sildi. "Lütfen dur de. Yalvarırım dur de jisung. Sana yalvarıyorum jisung!"
Ama asla o kelimeleri bağırmadı jisung. Jisung ruhunu alan azraile bile dur demedi. 'onu seviyorum' dedi.
Minho jisung öldükten sonra onun cansız bedenini kucağına aldı. Cansız bendenin yanağını öptü. "Özür dilerim"
Şeytan cansız bedeni alıp ona bir mezar yaptı. En güzel şekilde hazırladı ve aşkının mezarına orkide koydu. Kokusuz bir çiçektir orkide. Bir parçası eksik bir çiçek. Jisung gibi. Orada cansız bedeni yatarken bir parçası eksik. Minho'su yok.
Şeytan bütün her şeyi yaptıktan sonra Tanrı'nın yanına gitti ve cehennemin en alt katına yolladı onu. Minho jisung'un gelmesini bekledi jisung ise gelmesini diledi. Tanrı jisung'u cezalandırmak için onu minho'suz bir cehenneme yollamıştı. Tanrı iki aşığı sadece bedenen birbirinden ayırdı. Onların ruhları birlikteydi. Buna Tanrı bile karışamazdı.
