Olay yeri bir anda polis ve MiT elemanlarıyla doldu.
Yıllarca özel kalemliğini yapan Kemal Hacıbeyoğlu ilk şaşkınlığını üzerinden atmış, gözyaşlarını saklamaya çalışı-yordu...
Başta bölge başkanı olmak üzere, istanbul'daki üst düzey MiT personelinin hemen hepsi olay yerine gelmişlerdi.
Şaşkındılar. Çünkü aynı yıl içinde suikasta uğrayan bu ikinci MiT görevlisiydi.
Emekli olmadan önce MiT Ermeni Masası'nda çalışan Al-bay Rıfat Uğurlutan 24 ocakta öldürülmüştü...
Herkes birbirini arıyor, suikastı öğrenenler duymayanla-rı haberdar ediyordu...
"Büroya daha yeni gelmiştim. Saat 10.30 sularındaydı. Çocuklar telefonu bağladı. Büyük bir gazetenin istihbarat şefi olan arkadaşım kötü haberi verdi. Şoke oldum, dondum kaldım. Ne yapacağımı bilemedim. Kısa bir sessizlikten son-ra 'Öldü mü ?' diye sordum. 'Maalesef diye yanıt verdi.
Bir müddet öylece kaldım. Ne yapacağımı düşünüyor-dum. Aklıma ilk gelen evi, eşini aramak oldu. Alışverişe çık-mıştı, evde yoktu.
istanbul'da oğlu Cengiz'! aradım. Cengiz, 'Merhaba Ağa-bey' deyince sesinden anladım, olaydan haberi yoktu. 'Ba-bandan haberin var mı f diye sordum. '15-20 dakikaya ka-dar gelir' dedi. Demek haberi yoktu. 'Cengiz kapının önünde babana ateş etmişler, sen hemen eve git, ben de geliyorum' dedim. 'Peki hemen gidiyorum' dedi başka bir şey de sorma-dı, ilk uçakla hemen istanbul'a gittim."J
Suikastın üzerinden neredeyse bir saate yatan zaman geçmiş, ambulans ve adlî yetkililer hâlâ gelmemişti.
Olay yerine doluşan meraklı vatandaşlar sokağı miting
t Soner Yalçın'ın, MiT görevlisi Mehmet Eymür'te 31 ekim 1990 tarihinde. Ankara'da yaptığıgörüşmenin notlarından.
alanına çevirmişti. Herkes sanki sıraya girmiş gibi merakla otomobilin içine bakıyordu...
Ceset görünmesin diye otomobilin camlan gazete kağıdıy-la kapatılmıştı.
MiT ve polis biraz da şaşkın bir halde, çevrede rasgele araştırma yapıyor, her kafadan bir ses çıkıyordu:
"MiT üç gün önce bölgedeki takip tarassut ekibini kaldır-mış!"
"Evinin önünde bir haftadır ayakkabı boyacısı varmış, nasıl gözden kaçırmış!"
"Rahmetli takip edildiğini MtTe bildirmiş, ilgilenmemişler!"
"Birkaç gün önce çocuklarına ve damadına, 'Eve gelip gi-derken dikkatli olun' diye uyanda bulunmuş, herhalde bir bildiği vardı!"
"Koruma almayacak kadar cesurdu. Cepheden gelecek hiçbir saklından korkmazdı. Aynı zamanda çok
