We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

1

343 24 15
                                        

Yanımdan ayrılan adama sahte bir gülümseme sunup ondan ayrıldım. Odaya girince öbür çocuğun odada olduğunu gördüm.

"Merhaba."

Bana dediği şey ile ona döndüm. Bir sincaba benziyordu. Güldüm.

"Merhaba."

"Tanışalım mı? Ben Jisung."

"Tanışalım bakalım. Ben de Jeongin. Hapisten geldim."

"Benim için farketmez."

Omuz silkerek söylediği şey ile ona dikkatlice baktım. İyi biri gibiydi. Tekrar konuşmasıyla dediklerine odaklandım.

"Şey benim pek arkadaşım yok. Pek sevmezler burada beni. Aslında çok çekingen biriyim. Ama şimdi oda arkadaşımsın. Eninde sonunda konuşacaktık."

Kafa sallayıp çantamı yatağın üstüne bıraktım. Tek kaşını kaldırıp konuştu.

"Hiç eşyan yok mu?"

"Hayır."

"Bir şeye ihtiyacın olursa şimdilik benden kullan. Bir de şey. Sana bir şey teklif edebilir miyim?"

"Söyle."

"Sana okulu gezdirebilirim. Tabii istersen."

"Olur."

Onun kalkmasıyla ben de çantamı alıp kalktım. Çantamı yanımdan asla ayırmazdım. Boynumdan geçirip çaprazlamasına taktım ve odadan çıktım. Yemekhaneyi,otomatları,tuvaletleri, kütüphaneyi yani kısaca okulun içini gezdikten sonra dışarı çıktık. Tam bir banka ilerlerken 5 çocuk önümüzü kesmişti. Turuncu saçlı olan konuştu.

"Naber Jisung?"

Jisung ise bana biraz yaklaşmıştı. Onunla uğraşıyorlardı demek.

"Kendine koruması için adam mı tuttun?"

Kumral çocuğun dediğiyle göz devirdim. Aptallardı. Aralarında saç ve boy olarak en uzun olan beni süzdü.

"Kalıplı da çocuk şimdi ama Chan tek atar diyorum ben."

"Hediye paketi miyim dışımdan ne olduğumu anladın?"

Dediğimle köpeciğe benzeyen çocuk konuştu.

"Ukalalık yaparsan kendini o halde de bulursun çöl tilkisi."

"Deneyebilirsiniz."

Dediklerim ile aralarında en kısa olan sinirle konuştu.

"Kaşınıyorsan neden olmasın?"

"Kimin kaşındığı belli değil mi bücür? Gel Jisung. Gidiyoruz. Bana buraları biraz daha gezdir."

Kolumu Jisung'un omzuna atıp ilerledim. Kumral çocuğa da omuz atmıştım. Aptallar. Götlerini ezikleyebilirler.

"Teşekkür ederim Jeongin."

Önümde eğilen çocuğa ofladım. Banka oturup yanımı patpatladım. Oturmasıyla etrafa bakarken konuştum.

"Biraz cesur ol ve sürekli bana teşekkür etme. Senden kalıplı da olsalar sonuçta güçlerin var."

"Evet ama bu bir özgüven meselesi. Deniyorum. Her neyse. Güç demişken. Senin gücün ne?"

"Görürsün. Seninki?"

"Ben mi? Şey havayı kontrol edebiliyorum."

"Yani uçuyor musun?"

"Evet."

"Vay havalı. Uçarak kaçarsın artık Jisung ha?"

"Dalga geçme."

Koluma vurmasıyla güldüm. İyi çocuktu. Etrafa bakmaya devam ederken birini gördüm. Yere çökmüş çığlık atıyordu. Sarışın oğlana ne olduğunu anladığımda koşarak yanına gittim. Hemen iki kolunu tutup fısıldadım.

"Uti sanitatem virtus."

Çocuk susup bana bakmıştı. Nefes verip sırtını sıvazladım.

"İyi misin?"

"E-evet. Teşekkür ederim şey.."

"Jeongin."

"Felix."

Onu kaldırıp Jisung'un oturduğu banka götürdüm. O da endişeyle bize bakıyordu.

"İyi misiniz?"

"Evet. Bu Felix. Felix bu da Jisung."

"Tanıştığımıza sevindim."

Jisung gülümseyip Felix'in elini sıkmıştı. Felix oturunca ben de oturdum.

"Ne olduğunu anlamadım. Benim telepati gücüm var. Kontrolde de iyiyim ama birden kafamın içi binlerce ses ile doldu."

Dedikleriyle şu salak beşliye baktım. Kaşları çatık bu tarafa bakan uzun saçlı çocukla göz göze geldim. Sen yaptın demek şerefsiz. Telepatiyi sizin gibi boş şeylere harcayanlardan hep nefret etmişimdir. Ananı sikmedim mi şimdi? Fısıldadım ve gözlerimi ona diktim.

"Uti paranoia virtus."

"Bir şey mi dedin Jeongin?"

Konuşan Felix'e döndüm. O sırada beşlinin apar topar gidişini duymuştum. Gülümseyip Felix'i cevapladım.

"Hayır."

"Ha bu arada sen beni nasıl kurtardın? Şifacı mısın?"

"Değilim."

"Nesin peki? Nasıl yaptın bunu?"

Bana merakla bakan ikilinin yanından kalkıp okula yürüdüm. Şimdilik kimsenin çok şey bilmesine gerek yoktu. Zamanla anlarlardı.

MAMAStories to obsess over. Discover now