"ASIL SLYTHERİN O! BABASI BİLE BİR GRYFFİNDOR İKEN KENDİSİ ONLARDAN BİRİSİ! ONDAN DAHA KÖTÜ OLDUĞUNA BAHSE VARIM."

Violet gözlerinin dolmaya başladığını hissettiği zaman dudağını içten ısırdı. Başka bir acıya odaklansa ağlamazdı.

"ONUN BABASININ BENİM AİLEMİ ÖLDÜRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR OLAMAZSINIZ! ONLAR KATİL! O DA BABASI GİBİ BİR GÜN ÖLÜM YİYEN OLACAK!" Alicia bağırmaya devam ediyordu.

Violet babasını tanımıyordu. O, sadece üç yaşındayken Azkaban'a atılmıştı. Yedi yılını sadece soyadının Black olduğunu bilerek bir yetimhanede geçirmişti. Remus onu ilk aldığı zaman bile hemen anlatmamıştı ailesini. Her şeyi yavaş yavaş öğrenmişti.

Yine de içten içe hep bir umudu olmuş, belki de kendini kandırmıştı. Remus'un anlattıklarına dayanarak asla babasının kötü biri olduğunu düşünmüyordu. Bu düşüncelerini asla sesli bir şekilde söylememişti ama sebepleri olduğuna inanıyordu. Her şey için.

Büyük Salon da gözlerini gezdirirken büyük küçük herkesin onları izlediğini gördü Violet. Harry Potter ile göz göze geldiğinde ise yutkundu. Violet tüm hikayeyi biliyordu ama Harry'nin bilip bilmediğini bilmiyordu. Bilmiyor olmasını dilemekten başka yapacağı bir şey yoktu.

Ani gelen cesaret ile ayağa kalktı. Konuşup en azından buradan çıkmanın yolunu bulmalıydı. "Bak Alicia, benimle tanışmak, konuşmak zorunda değilsin. Beni görmek istemiyorsan gidedebi-" Alicia hakaret yemiş gibi bir ses çıkararak sözünü kesti. "Ah, hayır bu kadar kolay kurtulamazsın Black." Eline asasını aldığı Violet'in de eli cebindeki asasına gitmişti. Fakat doğrultmadı. İyice haksız konuma düşmekten kaçındı.

"Kimseye zarar gelmesini istemiyorum."

"Ama ben sana zarar gelmesini istiyorum. Bunun için de kendimi asla suçlamayacağım. Stupefy!"

"Protego!" Violet son anda asasını cüppesinden çıkarmış ve yakınındaki ikizleri de koruyacak şekilde bir kalkan oluşturmuştu. Oluşturmuştu oluşturmasına ama geç kalmıştı. Alicia'nın büyüsü ona isabet etmişti bile.

Kafasını sert bir şeye çarpmasını, bu darbeyle bütün hücrelerinin acıdığını hissetti. Yerde olduğunu kavrayacak kadar gözlerini açmaya başardığında kendisine doğru endişe ile koşan Remus'u gördü. Konuşmak, bir suçu olmadığını ona açıklamak istese de yapamadı ve kendini karanlığa teslim etti.

-----

Başında fısır fısır duyduğu konuşmalar ile uyanmıştı Violet. Gözlerini açmaya çalışırken aniden başının ağrıması ile yavaş yavaş elini kaldırdı ve şakaklarını ovdu. Gözlerini açtığı zaman Fred, George ve Remus'un burada olduklarını görmüştü. Kısık çıkan sesiyle, "Su alabilir miyim?" dedi.

George hemen yandaki sehpadan su alıp arkadaşına uzattı. Kardeşiyle beraber kendilerini aşırı suçlu hissediyorlardı. "Teşekkür ederim." dedi Violet.

"Kendini nasıl hissediyorsun Violet?" Konuşan Remus'a baktı. Risk alıp başında durmasını hiç beklemiyordu. Çok merak etmiş olmalı dedi kendi kendine.

"İyiyim Ay- Profesör Lupin. Sadece başım fazlasıyla ağrıyor." Kırmak üzere olduğu potu hemen düzeltmeye çalıştı. Sırası değildi. "Madam Pomfrey'e biraz daha ağrı kesici iksir vermesini söylerim. Ani hareketler yapmamaya çalış. Gitmem gerekiyor, ona iyi bakın çocuklar." dedi Remus, ikizlerin omuzuna dokunup. İkizler hemen kafalarını salladı. Öyle suçlu hissediyorlardı ki ellerinde olsa sabaha kadar burada kalırlardı ama Madam Pomfrey buna asla müsaade etmezdi.

Remus gittikten birkaç dakika sonra Madam Pomfrey elinde iki iksir şişesi ile yanlarına geldi. Birisini sehpaya bırakıp, "Bunu sabah ağrın olursa içeceksin." demeyi ihmal etmedi. Diğer uzattığı şişeyi içmesini beklerken ikizlere bakıp, "Siz ikiniz de çok durmayın burada bakayım, birazdan gitmiş olun. Hastanın istirahat etmesi lazım." dedi.

Madam Pomfrey yanlarından gittikten sonra Violet ikisini de izledi.Her an bir şeyler olabilir diye tetikte gibiydiler. Merak ettiği için, "Ne zamandır baygınım?" diye sordu Violet.

"Çok olmadı aslında. Fakat kafanı fena çarptığını söylediler bu yüzden biraz korktuk dedi Fred. George ekledi. "Lütfen kafanı çok oynatmamaya çalış, arkasında sargı var."

Violet, George diyene kadar bunu fark etmemişti bile. Onaylayan sesler çıkarttı. Sonuçta ilacı yeni içmişti ve etkisini daha göstermemişti, yeni bir ağrıyla uğraşmak istemezdi. Fred gülmeye çalıştı, ortamdaki gerilimi almaya çalışıyor gibi konuştu. "Yarın derslerden kaytardın. Ders programını bize söylersin gitmeden önce ve biz de yarın sana hepsini getiririz. Biz gelmesek bile birisini yollarız hiç şüphen olmasın."

"Umarım bizi bunun için affedersin." dedi George tekrar oldukları durumu hatırlatarak. "Evet gerçekten, umarım bizi affedersin." diye kardeşine hak çıktı Fred'te.

"Kendinizi affettirmenin yollarını bulun o halde, bunlar sizin yüzünüzden oldu."

İkizler sırıttı. "Nerede teşekkür ederimler, özür dilerimler diyen o nazik kız?"

"Duvara çarptı."

Sırıtmaları yüzlerinden düşerken Violet üzüldüklerini düşünüp ortamı yumuşatmak adına güldü. Başının ağrıyacağını unutmuştu.

"Bu akşam san gülmek yasak. Olağanüstü komiklik yeteneğimizi kullanmamalıyız sanırım. Sana zarar vermemek için." Fred'in dediklerine kafasını salladı. "İyi olur." dedi Violet.

"Buna alışmamanı da öneririz." Violet canının acımaması için sadece gülümsedi. "Sormak istiyorum ama alacağım cevaptan korkmuyor değilim." dedi George. Violet eliyle devam etmesini işaret etti.

"Yaptığın kalkan... Bizi de kapsıyordu. Neden?"

"Çünkü Alicia'nın hangi büyüyü yapacağını, ne büyüklükte olacağını bilmiyordum ve-" duraksadı ve demek üzere olduklarını düşündü. Daha bir gün olmuştu sonuçta ama ikizler ona karşı iyi olmuşlardı. Söylese bir şey olmazdı.

"On beş yıllık hayatımda edindiğim tek arkadaşlara, yani arkadaş olduğumuzu düşünüyorum. Ne olduğunu bilmediğim ama kötü bir şey olacağını bildiğim bir şeyin olması riskini almak istemedim. Fazla yakın oturuyorduk sonuçta."

Fred ve George şaşırmıştı. Aynı zamanda biraz duygulanmışlardı da. George şaşkınlıkla, "Nasıl yani senin hiç-" diye başlamışken Violet onu böldü. "Black soyadının akıbeti Fransa'da da biliniyordu. İnsanlar konuşuyordu."

Bir süre konuşmadılar. İkizler sessizliği bozup ayağa kalktıklarında Violet arkadaşı olmak istemedikleri için gideceklerini düşündü. Fakat onlar dikkatli bir şekilde kendisine sarılmıştı.

"Arkadaşımıza dolaylı yoldan zarar verdiğimiz için özür dileriz..." 

*

Merhablar efeniimm ben geldimm gerçi hemen gideceğim bugün hiçbir yerde fazla aktif olmama kararı aldım bu yüzden yorumlarınıza geç cevap verebilirim bölümü de istendiği için attımm

Umarım bölümü beğenmişsinizdir, beğendiyseniz oy verip beni çok hepi yapın hade hala burayı yazmak geriyor bunu ve evet bu kısmı da her zaman belirteceğim ehe

Diğer bölümde görüşürüzz öpmek ben sizi

Violet BlackWhere stories live. Discover now