1.Bölüm《 Kırık Kanatlı Yeşil Peri 》

1K 353 1.6K
                                        

Selam canlarım! Üzülerek söylüyorum ki yazdığım Umudun Çiçeği isimli hikayem silindi. Hesabımı biri ele geçirdi ve tüm bölümleri sildi, zor kurtardım hesabımı ve bu yüzden de o kitabı yazma hevesim kaçtı açıkçası, çünkü tam tamına 20 bölüm yazmıştım o hikayeden. Yeniden yazacak gayreti bulamıyorum kendimde:(

Onun yerine büyük bir özenle yazdığım bu hikayeme bekliyorum sizleri. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Kalplerinize dokunması dileğiyle, iyi okumalar!

Başlama tarihiniz: 👉
_________________________________________

Yaşam her zaman umduğumuz hediyeyi vermese de gerçek armağan hayatın taa kendisidir. Verdiği duygular, ruh, beden, aile ve daha sıralanacak birçok şey... Hepsi birer hediyedir aslında, farkında olmasak da. Peki tüm bunlara rağmen yine de her şeyi manasız gördüğünüz oldu mu? Boşluğa kapılmış gibi hissizleştiniz mi hiç? Hayatınızı yaşanır kılacak bir sebep, bir kişi veya herhangi bir şeyiniz olmadığında bile yaşamaya devam ettiniz mi? Hiçbir anlam içermeden öylece yaşamak için yaşamak...

Oturduğum yatakta dizlerimi kendime çekip kollarımı etrafıma sarmış, çenemi de üzerine yerleştirerek ifadesiz gözlerle odamın penceresinden dışarıyı seyrediyordum. Gece tüm ihtişamını ortaya sererken ay ve yıldızlarda engel olmayıp gökyüzünü terk etmiş, sahayı ona bırakmışlardı bugün. Her yer zifiri karanlığa boğulmuştu tıpkı zavallı mecruh ruhum gibi. Tek fark dışardaki karanlığı bölen tek tük sokak lambalarının ışığı vardı ama benim ruhumun ışığı bırak yakacak tek bir mumu bile yoktu. Odamda bu payidar uyuma ayak uydurarak siyahlara bürümüştü kendini, her gün olduğu gibi.

Zihnimdeki karmaşık düşünce silsilesini bıçak gibi kesti telefonumdan gelen mesaj sesi. Kafamı kaldırıp karanlık odamı kısa süreli olarak hafifçe aydınlatan telefon ışığına çevirdim bakışlarımı ve bir vakit boş boş izledim masanın üstündeki bu görüntüyü. Benim gibi önemsiz birine kim mesaj atardı ki? Ardından umursamazca önüme dönüp tekrar çenemi dizlerime yaslayarak dışarıyı seyretmeye devam ettim. Operatörden gelen saçma salak mesajlar dışında çalmayan bu telefonum, yine aynı sebepten dolayı bozmuştu sessizliğini. Ötesi beklenemezdi zaten çünkü düzen hep böyle işlerdi, kuralın çiğnenmesi kanunlara aykırıydı.

Ben yaşamı boyunca daima yalnız kalmış daha doğrusu yalnızlığa terk edilmiş bir acizdim. Yüzüm bir gün olsun doğru dürüst gülmemiş, dudaklarım tadamamıştı bu zevki. Öylesine yaşadığım bu hayat, omuzlarıma tonlarca yük bindirmişti doğduğum ilk günden beri. Sırtım bu ağırlıkla yaş bir ağaç gibi bükülüp ruhuma hançerler saplamıştı sürekli.

Günah keçisinden farksız olan annemin kara lekeleri benim hayatımı da esir almış, sonsuz bir esarete mahkum etmişti beni. Kendi isteğiyle yaptıklarının bedelini can çekişerek her gün, her saat, her dakika hatta her saniye çekmiştim çekmeye de devam ediyordum. Bir an bile olsun bana annelik yapmamış, saçlarımı öpüp sevmemişti. Kendi kendime zorluklar içinde kıvranarak büyümüş ve genç yaşımda daha dalında açmamış bir gül tomurcuğu gibi solup gitmiştim.

Zaman ayırt etmeksizin eve getirdiği adamlarla gülüşüp eğleniyor, altlarına yatıyordu. Tek derdi o heriflerden alacağı pahalı hediyeleri ve parasıydı. Sırf yaptığı bu iğrenç şeyden dolayı çevremdeki tüm insanlar beni de öyle görüp hoyratça muamelelerde bulunmuşlardı. Tabiri uygunsa sürtük gibi davranmışlardı desem az kalırdı belki de.

Yeşil Peri (Yarı texting) (ASKIYA ALINDI)Stories to obsess over. Discover now