KORUYUCULAR

By 0VasiLissa0

210K 12.1K 2.6K

☾ Ruh Serisi 1 ☽ Karanlık her geçen gün artıyordu. Tıpkı masum insanların katliamı arttığı gibi. Saf enerjil... More

1.Bölüm
2.Bölüm
3.Bölüm
4.Bölüm
5.Bölüm
6.Bölüm
7.Bölüm
8.Bölüm
9.Bölüm
10.Bölüm
11.Bölüm
12.Bölüm
13.Bölüm
14.Bölüm
15.Bölüm
16.Bölüm
17.Bölüm
18.Bölüm
19.Bölüm
20.Bölüm
21.Bölüm
22.Bölüm
23.Bölüm
24.Bölüm
25.Bölüm
26.Bölüm
27.Bölüm
28.Bölüm
29.Bölüm
30.Bölüm
31.Bölüm
32.Bölüm
33.Bölüm
34.Bölüm
35.Bölüm
36.Bölüm
37.Bölüm
38.Bölüm
39.Bölüm
40.Bölüm
41.Bölüm
43.Bölüm
44.Bölüm
45.Bölüm
46.Bölüm
47.Bölüm
48.Bölüm
49.Bölüm
50.Bölüm
*FİNAL*
Yeni kitap!
Gece Kuşu

42.Bölüm

2.5K 193 63
By 0VasiLissa0

Dolabımın karşısında durup kalın tayt, mor salaş kazağımı çıkarıp yatağıma attım. İçimde filizlenen umut çiçekleri parti yapmak istiyordu. O kadar mutluydum. Odamda ordan oraya zıplayan Elena heyecanınan yerinde duramıyordu.

"Annemin uyandığına inanamıyorum!" Bir çok duyguyu barındıran cırlaması ile yüzümü buruşturmak ve kahkahalarla gülmek arasında gidip geldim. Genişçe sırıtarak dolabımdan ona döndüm.

"İnanabilirsin şifacılar durumunun çok iyi olduğunu söyledi. Bize bir süprizleri olduğunu da söyledi duymak istiyorsak çabuk gitmeliyiz!"

Dolmuş gözleriyle karşımda durduğunda içimde ki duygular yoğunlaştı. Karanlığa büyük bir darbe vurmamızın üstesinden koca iki hafta geçmişti. Bu İki hafta işkence gibi geçmiş olsada iyiydik. Elena sabahın köründe odama dalıp annemin uyandığını söylemesi ile mutluluk dansı yapmıştık. İki haftadır onu görmüyordum. Acı çeken ruhunu görmekten ölesiye korkuyordum. Psikolojim ve kendi sağlığımda yeni yeni düzeldiği içinde gidememiştim.

Şükran günü ve dolunay geçeli dört gün oluyordu. Babamgil bozulmuş psikolojim ve yaralı halimle dönüşmeme izin vermedikleri için yaklaşık on cadının bir araya gelmiş içimde dışarı çıkmak isteyen kurdu mühürlerle bağlanmışlardı. Bunun etkisini bir daha ki dolunayda göreceğim kesindi. Büyünün her şeyi yapabildiğini de görmüş oldum.

"Korkunç bir süreçti ama iyileştiniz.." duygu yüklü sesiyle mırıldanan kardeşime sıkıca sarıldım. Kedi gibi koynuma girip kollarımın arasında küçücük kaldı. "Geçti kedicik.. geçti." Geçmişti. İyileşmiştik. Her şey eskisi gibi güzel gidicekti. Arada karşıma çıkar karanlık varlıkları avlayacak, eğitimime devam edecektim. İki hafta benimle bebekle ilgilenir gibi ilgilenen sevgilimle arada atışıp arada romantik anlar yaşayacaktık. Ona karşı içimde büyük bir minnet vardı. Usanmadan iyileşmem için kıvranmıştı. Özellikle arada kafamı dağıtan usul sevişmeleri oldukça iyi gelmişti. Yine olsa hayır demezdim.

"Hadi çabuk hazırlan! Biran önce annemin yanına gitmek istiyorum." Kollarımdan çıkan Elena aynı heyecanıyla şakıdı. Bu haline gülüp yatağıma ilerledim. Taytımı bacaklarıma geçirip kazağıma uzandım. Sırtımda boydan aşağı inen sıcak parmakları hissettiğimde irkilmeden edemedim. "Acımıyor." Rahatlatmak isterce kısıkça mırıldandım. İki hafta önceki görevde bana kalan bir hatıraydı. Yalnızca kabartılı izi kalmıştı.

Beklemeden kazağımıda geçirdim. Botlarımı ve siyah polar hırkamıda giydiğimde hazırdım.

"Hadi gidelim."

Odamdan çıktığımızda koridorlarda ilerlemeye başladık. Ne kızlar ne de Corden beni hiç yalnız bırakmamıştı. Gözümü her açtığımda biriyle karşılaşıyor onlarla vakit geçiriyordum kısa süre sonrada Step geliyor tekrar uyuyana kadar onunla oluyordum. İşlerini ben uyurken yaptığınıda bu sayede anlamıştım.

Koluma giren Elena'ya yandan bir bakış attım. Merdivenin ucunda bekleyen Lydia sarı saçlarını topuz yapmış antremandan yeni çıkmış haldeydi. Elena heyecanla elini sallayıp "Annem uyanmış!" diye cırladı yanımdan. Bu sefer dayanamayıp yüzümü buruşturdum. Elena yüzümü görmüş olmalı ki mahcupça bakıp yanağıma sulu öpücüğünü kondurdu. "Elena!" İtip kendimden uzaklaştırdığımda sırıtıyordu. Yanağımı silip gözlerimi kısarak baktım.

Lydia'nın önünde durduğumuzda "Çok sevindim!" diye cırlayarak ikimizin boynuna atladı. İkiside birbirine çok benziyordu. Kıkırdamadan edemedim. "Daha fazla sıkarsan gene hastanelik olacağım." diye homurdandığımda geri çekildi. Mahcupça bakan kızarmış yüzüne eğlenen gözlerle baktım.

"Üzgünüm Gabriel."

Burnunu sıkıp "Önemli değil." Dedim.

"Duş alıp geliyorum yanınıza." El sallayıp yanımızdan ayrıldığında bizde köşkten çıktık. Yeşil binaya ilerlerken İzy'nın ikizleri uzaktan bize el salladı. Meysie ve Meykie ikizleri görevden gelmiş olmalı. Şehir dışına giden, FBI ajanları olarak işe başlamışlardı. Amcamda onlardan biriydi. Ne zamandır görmüyordum onu. Liam da şehir dışına göreve gitmişti ne zaman geleceğini bilmiyordum. Onu da çok özlemiştim.

"Liam ne zaman gelecek biliyor musun?" Elena kocaman gözlerle bana bakakaldığında tek kaşımı kaldırdım. "Ha görevden!" Donup kaldığını hatırlamış gibi birden şakıdı. Bu sefer iki aşımı kaldırıp gereksiz tepkisine baktım. "Bilmem!" Omuzlarını aldırıp indirerek tekrar şakıdı. Kolumu çekiştirerek hızlandırırken kolum sızlamıştı. İnleyerek kendimi çektim. Bu hareketi daha da şüphelenmeme yol açmıştı. "Ne görevi? Kuzenini görmek için Rusyaya gitmedi mi?" Denemekten zarar çıkmazdı. Korkuyla gözleri daha da büyüdüğünde kollarımı göğsümde bağladım. Tek kaşımı aldırarak sinirli bakışlarımı takındım. Gene saklanan bir gerçek!

"Öt kedicik!" Sinirli hırıldamam ile korku üzgün karışımı gözlerini kaçırdı. "Süvariler Liam'ı kaçırdı." Şok olmuş şekilde donum kaldım.

Süvariler!

Kaçırmak!

Ne dediğinin farkında mı? Bunca zamandır onların elinde mi?! Elena şoka girmiş bedenimi uzandığında geri çekildim. Gözlerinden geçen hüznü gördüğümde umursamadım. "Abla gerçekten iyiliğin için saklamıştık! O kadar bitik durumd-" korku dolu sesiyle cümlelerini sıralarken bir gerçeği daha fark ettim. "-mıştık. Siz.. hatta hepiniz!" Hayal kırıklığı dolu çıkmıştı sesim. Benden sakladıkları gerçeklere bir yenisi daha artmıştı. Los Angeles'ta yaşanan bir takım olaylar vardı ve onlarda benden saklanıyordu. Şimdilik geri plana atmamın nedeni kötü bir dönemden geçmemizdi.

Konuşmak için dudaklarını aralayın Elena'ya işaret parmağımı dikip "Hepinizden hesap sorucam ama şimdi değil." Sinirli adımlarımı şifahaneye ilerlettim. Edecekleri bahaneleri aklıma doluşmaya başladı. Senin iyiliğin için, zamanı vardı, seni korumak içindi... felan filan! Kendilerine olan güvenimi yıkmaları neydi peki?!

"Gabriella!!" Şifahaneye gireceğimiz zaman tanıdık sesi duymam ile sinirim tamamen geri çekildi. Başımı hızla köşkün önünde ki arabaların olduğu tarafa çevirdim. Deri ceketinin üstüne iki yana uçları kızıl saçlarını salık bırakmış, ela gözleri eğlenen ışıltılarla parlayarak bakan Selen. Hemen arkasında arabanın siyah camında saçlarını düzelten Aron!

"Selen!" Özlemle çığırıp hızlı adımlarımla dibine girdim. Kollarımı boynuna dolayarak sıkıca sarıldım. Aynı şekilde sarılmama karşılık verip "Çok özlemişim seni kuzen!" Dedi.Sesinde gezinen duygu yoğunluğu hislerini anlatıyordu. Geri çekilip yüz yüze geldiğimizde genişçe sırttık. "Ne ara geldiniz?" Omzumdan tutulup çekildim. "Kör müsün? kızım şimdi geldik ya!" Aron alayla konuşup kollarını çevreme sardı. Sıkı sardığı kolları inlememe neden oldu. Selen Aron'un kafasına vurup "Yavaş sarılsana kız yeni iyileşti!" Aron bana sarılmaya devam ederken Selen'in saçlarını çektiğinde Selen ona atıldı. Arada kaynayan ben gülsem mi kaçsam mı bilemedim.

Elena durumumu anlamış gibi kolumdan tutup kendine çekti. Mahçup bakışlarını üstümde hissediyordum. Ona dönmeyip Selen ve Aron'un didişmelerini izledim.

"Dayım geldi mi?"

Selen'in başını kolunun altına sıkıştıran Aron cıklayarak karşılık verdi. Dayımın gelmemiş olmasına üzülmüş olsamda en kısa zamanda ziyaretine gidecektim. Hatta Selen ve Aron gelmeseydi. Yakın vakitte kesinlikle gidecektim.

"Bıraksana lan!" Cırlayan Selen'e kıyamayıp, Aron'un kolları arasında ki Selen'i kurtardım. "Yeter bu kadar annem yeni uyandı onu görmek istiyorum." Aron gözlerini devirip "Aman sizinle de eğlenilmiyor. Liam ve Corden nerede?" Göz devirip Şifahaneye girerken "Corden restoranda, Liam ise şehir dışına göreve gitti." Yandan Elena'ya bakış attığımda yanaklarını kızardığını gördüm. Olabildiğince gözlerini benden uzak tutuyordu. Selen'in diğer koluna o girmişti.

Elena yolu bilen olduğu için hepimiz ona uyuyorduk. İkinci kata çıkıp ilk odaya girdiğimiz de Yatakta yatan annemi gördüm. Şişmiş yanaklarıyla beklediğimden daha iyi görünüyordu. Başında duran Ygienos elini üstünde gezdirip durumuna bakıyordu. Göz göze geldiğimizde nefesim kesilmiş anında gözlerim dolmuştu. Yorgunca süzülen ruhunun iyileşmekte olduğunu görebiliyordum.

Koltukta oturan babam yanıma gelip kolunun altına çekti. Diğer tarafına da Elena'yı çekti. Selen ve Aron'a hoşgeldiniz dediğini uzaktan işitmiştim. Gözlerimi annemden çekemiyordum. Karnına gitmiş eline gözüm kaydığında karnı hafif büyümüştü. Şok olmuş gözlerimi babama çevirdiğimde başını aşağı eğip şefkatle gülümsedi.

"Annem.." kısık mırıltımdan ne kadar şaşırdığım belli oluyordu. Babam başını olumlu anlamda salladı. "Küçük bir kardeş geliyor." Elena'ya gözüm kaydığında onun çoktan bildiğini anladım. Annemin yanına hiç gitmeyen bir ben olduğum için bilmemem gayet normaldi. Dolan gözlerimden yaşlar akmaya başladı.

"Aman tanrım, hamile!" Selen heyecanla bağırıp boynuma atladı. Şaşkınca kollarım iki yana sallandı.  Bilmeyen bir ben değilmişim. Aron, Elena'yı dibine çekmiş Selen ve bana sıkıca sarılmıştı. "Tanrım umarım erkektir ve bana benzer!" Aron'un duasına gülüp göz devirdim. Sevgi yumağı olduğumuzda Elena ile göz göze geldim. Kollarımı ona ve Selen'e doladım.

Aron sıkılmış gibi "Bana dokunduğunuz yeter ben Corden'ın yanına gidiyorum!" dedi. Giderken saçlarını düzeltmesine ve omzundan toz silermiş gibi yapmasına hepimiz güldük. Kendi gibi olan Corden'ın yanında bitmesi çok normaldi.

"İkisinin durumuda çok iyi ben sizi yalnız bırakayım." Ygienos'un şefkatli sesini işittiğimde kalbim pır pır ederek onlara döndüm. Annem teşekkür ederce gülümsedi. Doğrultup yaslanarak uzanmasını sağlamışlardı.

Elena Selen'in koluna girerek "Belki yalnız konuşmak istersiniz." diyerek ikiside koridorda kayboldular.

Babam annemin alnına şefkatli öpücüğünü kondurup doğrulduğunda bana döndü. "Kapının önünde bekliyorum." Yanağımı okşayıp dışarı çıkarken arkasından kapıyı kapattı. Sonunda annemle yalnız kaldığımızı anladığımda tüm duygular üstüme çullanmıştı. Bakışlarımız buluştuğu anda gözlerim doldu. Şefkatle gülümseyip "Gel." dedi. Elini yatağın kenarına vurup yanına çağırdı.

Usul adımlarla yatağın kenarına oturduğumda mahcupça baktım. Mavi gözleri solgun şişmiş yanakları kızarmıştı. Göğsünen ortasını sargılar kaplıyordu. Çevresinde süzülen ruhlarımın ona iyi geldiğini görebiliyordum. Dolmuş gözlerimle gülümsemeye çalıştığımda sıcacık elini yanağıma yasladı. Ağzımdan küçük bir hıçkırığın kaçmasına engel olamadım.

Elinin üstüne elimi yaslayıp "Gelemediğim için üzgünüm." diye mırıldandım. Sesim çatlamış bir çok duyguyu barındırıyordu. Teninin sıcaklığını hissetmeyi, kokusunu solumayı çok özlemiştim.

"Şşit, her şey geçti meleğim. Sen de iyi değildin ve şuan ikimizde iyiyiz."

Anlayışlı çıkan şefkatli sesini bile çok özlemiştim. Canını yakmak istemezce, usulca dibine girip beline sarıldım. Dudağımı ısırıp hıçkırığımı yuttum. Sırtımda gezinen elleri içimin huzurla dolmasına neden oldu. Başıma kondurduğu öpücüğü hissettiğimde "Seni çok özledim anne.." diye mırıldandım. Gülümsediğini hissedebiliyordum. "Ben de çok özledim.." bir eliyle saçlarımı okşayıp "Güzel kızım benim."

Parmaklarım karnına gittiğinde ışıldayarak oynaşan minik ruhu hissettim. Ağzımdan tekrar hıçkırığın kaçmasına neden oldu. Benim ağlamamı hissetmiş gibi daha da hareketlendi. Yatakta kayıp başımı annemin belirgin karnına yasladım. Kulağıma dolan mırıltılar ile şaşkınca inledim. Benimle konuşmaya çalışıyordu ama daha konuşmasını bilmiyordu! Heyecanla doğrulup yaşlarımı sildim.

"Mırıldıyor!"

Heyecanla cırlamama eğlenen gözlerle baktı. Kardeşimi hissedebilmeme şaşırmamış gibiydi. Genişçe gülümseyip başını olumlu anlamda salladı.

"Elena'yı da böyle dinlerdin."

Şaşkınlığım daha da arttığında aklıma bazı anılar doldu. Annemin şiş karnına yüzümü yaslamış bıdır bıdır konuşuyordum.

"Küçük yaşında bile ne kadar özel bir çocuk olduğunu biliyorduk tatlım. İlk beş yaşına kadar kendi kendine çok konuşurdun bir şifacıyla konuştuğumuzda medyuma yönlendirdi. Medyumla konuştuğumuzda göz perdenin açık olduğunu ve bazı ruhlarla konuştuğunu söylemişti. Büyüdükçe perdenin kapanacağını da söylemişti ama aslında bu gücün çok önceden beri sende olduğunu gösteriyordu."

Annem sustuğunda şaşkın halime gülmeden edemedi. Burnumu çekip başımı sırıtarak yana eğdim.

"Hiç bir zaman normal olmamışım. Peki ilerleyin yıllarda nasıl gizlediniz benden."

Omuz silkip "Saklayamadık, anılarını silip hapsettik.." boynumda ki kolyeyi göstererek. "Bütün anıların kolyede en acı anılar bile." Gözlerine çöken hüzne dayanamayıp boynuna sarıldım. "Her ne yaşanmışsa geçti anne." Benden bütün saklananlar demekki kolyemde saklıydı.

Kısa süren şaşkınlığımı umursamadım. Normal olmadığımı kabul ediyordum. Şaşırmamam gerekiyordu. Annem burnumu sıkıp kıkırdadığında parlayan mavi gözlerine hayranlıkla baktım.

"Sen her zaman mükemmel bir çocuktun bebeğim."

Gözlerimi karnına indirip elimi karnına götürdüm. Usulca okşayıp kardeşimi hissettim. Parmaklarımın çevresine dolanıp oynaşan pırıltılar içimi kıpır kıpır etti. Elena ile de böyle oynuyor muydum acaba?

"O benden daha mükemmel.." alayla sırıtıp "Elena'yı boşver." Son cümlemle başını arkaya atıp kahkaha attı. Elime vurup kızarmış gibi baktı. "Elena'yı karnımda hissettiğin andan beri kıskanıyorsun." Başını yana eğip hatırladığı anı gözlerinin önüne gelmiş gibi eğlenerek baktı. "Bir keresinde onu fırına koymaya çalışırken yakaladım seni. Sana kızdığımda ise.." beni taklit eder gibi dudaklarını büzerek "'Karnım çok aç bende tatlı olan kardeşimi yemek istedim.' demiştim." Bu sefer başını arkaya atıp kahkaha atan bendim. O anı hatırlıyordum. Amacım Elena'yı ortadan kaldırmaktı. Tabi ki başaramamış bu günlere kadar gelmiştik. Elena'yı halen çok kıskanıyordum. Bir kere benden daha uzundu! Ve neredeyse her bilgiyi bilme gibi bir özelliği vardı. Ama onu kıskanmam onu sevmediğim anlamına gelmiyordu. Canının yandığını gördüğüm an dünyayı yıkarım.

"Her neyse almışsınız çöpten artık atamayız."

Gülüp başını iki yana salladı. Kapı tekrar açıldığında babam başını uzatarak bize baktı. Annemin yanağına sulu öpücüğümü bırakıp kalkmadan belirgin karnına da öpücük bıraktım. Mırıltılar artıp kulağıma dolarken pırıl pırıl parlayan minik ruhun hareketliliği arttı.

Kıkırdayıp annemin karnını okşarken "Sakin ol ufaklık ablacık gene gelecek." dedim. Babam ve annemin şefkatli bakışları altında ayağa kalktım babama ilerleyip yanağına sulu öpücüğümü kondurdum. "Biraz dinlensem iyi olur akşama gene gelirim anneciğim." El sallayıp "Tamam meleğim." İkisine de son kez bakıp odadan çıktım.

Elena ve Selen'i bulsam iyi olacaktı. Elena'ya çıkışmış olabilirdim. Şu süvari melesini ondan öğrensem iyi olacaktı. Öğrenebileceğim şuan bir tek o var gibiydi. Elena'nın gönlünü de almam gerekecekti. Step nerelerde bilmiyordum, onu en son kahvaltıda görmüştüm.

Bu zamana kadar saf saf yaşadığımı sanıyordum oysa öğrendiklerimi sildirmişlerdi. Böyle yapmaları can sıkıcı bir durum olsada olan olmuştu. Bundan sonra saklanan bilgilere asla izin vermezdim.

Madem süvariler benimle konuşmak istiyorlardı. Liam'ı kaçıracak kadar yardıma muhtaçtılar o zaman onlarla ciddi bir konuşma yapardım. Aileme zarar verecek bir konuysa gerekirse onlarla bile savaşırım.

Arkamda süzülen ruhlarıma göz attım. Üç tane şifacı ruh peşimden asla ayrılmamıştı. Daniel bana yaklaştığında bir şey demek istediğini anladım.

Leydi Megan seninle konuşmak istiyor Leydim..

İçime işleyen derin fısıltısı tüylerimi diken diken etti. Her zihnimde hissettiğim fısıltısı içime garip bir güven aşılıyordu.

Ne konuşmak istediğini biliyor musun?

Başını iki yana sallayıp geri çekildiğinde cevabımı aldım. Kızların yanına gitmeden önce onun yanına gitsem iyi olurdu. Köşkün önünde her zaman hazır duran siyah kamyonetime ilerledim. Kısa süre sonra Benjamin'i ilk gördüğüm noktaya gelmiştim. Heykelin oraya gidebilmemin en basit hali böyleydi. Dönüşüm geçirip ormanın içinden gitmek gözüme oldukça yorucu gelmişti.

Dönüşüm geçirmek ne kadar yorucuysa arafa geçmekte ruhu bir o kadar yoruyordu.

Kamyonetimden inip ağaçların arasında dolanan küçük bedene baktım. Aynı kirli kıyafetler, karışmış kıvırcık saçlar. Isırılası tombik yanaklar. Gözleri bana değdiğinde soğuk bir o kadar tatlı tebessümü içimi titretti. İki yanağında oluşan gamzeleri ısırasım geldi. Dibine girip yanağını sıktım.

"Nasılsın görüşmeyeli Benjamin?"

Gözleri saniyelik olarak cebime gittiğinde onun için getirdiğim küçük hediyeyi anlamış olmalıydı.

"İyiyim Leydi'm."

Boncuk gözleri tekrar cebime kaydığında sırıtıp cebimde ki çikolatayı ona uzattım. Durgun heyecanıyla çikolatayı alıp boynuma sarıldı. Soğuk tenini hissetmek anlık olarak donmamı sağladı. Kendimi toplayıp sarılmasına karşılık verdim. Ölümün uğursuz kokusu kollarımda ki minik bedene hiç yakışmıyordu.

Küçük sarılmamızın ardından elimi tutup ağaçların arasından ilerlememizi sağladı.

Liam için endişelenmiyor değildim. Bilmediğim bir ortamda zorla tutuluyordu. Böyle bir şeyi bana nasıl söylemezler anlamıyorum. Fazla pasif kalıyorum sanırım, bundan sonra ruhlarımla kendi planlarıma başlasam iyi olacaktı. Bu kadar zarar gördüğümüz yeter hamle yapmak için sıra bendeydi.

Tanıdık açıklığa girdiğimde geniş açıklığa hiç kış havası gelmemişti. Hayranlıkla heykelin çevresini saran bahar havasını inceledim. Çimenlerin üstünü renkli çiçekler kaplamıştı. Rüzgar tatlı tatlı esip tenimi okşuyordu. Heykele adımlamaya başladığım andan itibaren sıcak basmıştı. Heykelin dibine girdiğimde arkasından zarif beden süzüldü. Üstünde ki uzun elbise oldukça asil görünüyordu. Dalgalı uzun saçlarının üstüne şuan benim başımda bulunan taç yerine kırlardan toplanmış çiçeklerden yapılma taç vardı.

"Merhaba Leydi Megan." Genişçe gülümseyip selamladım. Havada zarifçe süzülerek dibime girdi. Ellerimi tutan soğuk teni Benjamin de olduğu gibi ürpermeme neden oldu. Soğuk gülüşünü kondurduğu güzel yüzü aydınlanmış gibiydi.

"Merhaba Leydi Gabriella."

Soğuk derinden gelen fısıltısı ile saygılarını sundu. Onların gözünde değerli olmak, en ufacık hareketimde mutlu olmaları çok güzeldi.

"Seni bekliyordum bende, sana önemli bir bilgi vereceğim. Bu bilgiyle nasıl adım atacağını daha kolay karar verebilirsin."

Ellerimden çekip heykelin dibindeki taşa oturmamı sağladı. Bahsedeceği konu uzun olmalıydı.

"Benim soyum Süvarilere dayanır. Şuan senden haber bekleyen süvariler benim halkımdan. Bu önemli bilgiyi sana vermek için bir türlü fırsatım olmadı." Şaşkın bakışlarım karşısında başını yana eğip usulca gülümsedi. "Sana ilk süvarilerden bahsedeyim. Süvarilerin gücü soyut bir güçtür. Ruhlar dünyasıyla en kolay iletişime geçebilen ırktır. Bir zamanlar bende yaşarken senin gibi ruhlar dünyasını yönettim, huzuru sağladım. Süvari ırkından olduğum için kullandığım güç sayesinde hiç zorlanmadım. Senin karanlık ruhlarla savaşırken ne kadar zorlandığını görebiliyorum. Süvariler sana nasıl savaşacağını öğretebilir."

Zolukla yutkunup yeni öğrendiğim bilgileri sindirmeye çalıştım. Step süvariler hakkında bilgi verirken bunu bildiği halde bana söylememiş miydi? Yoksa bilmiyor muydu? İkinci düşüncemin olması için tanrıya dua ettim. Sürekli benden bir şeyler saklamalarından nefret ediyordum. Boynumda ki kolyede anılarım bulunuyordu. Kolye sayesinde unutturulan hatıraları tekrar hatırladığımda bütün gizlenen gerçekleri öğrenecektim. Ama bu dünyaya dahil olmuş ve kendimi koruyacak seviyeye geldiğim halde benden bir şey saklamalarını kaldıramazdım.

Leydi Megan'nın bir süvari olması ise ayrı konuydu. Hayatımda ki her şeyin tesadüf olmadığını hissediyordum. Muhakkak aralarında bir bağlantı vardı.

"Yardım istedikleri konuyu biliyorsun o zaman?" Sonunda düşüncelerimden arınıp en çok merak ettiğim şeyi dile getirdim.

"Sahip oldukları soyut gücün getirdiği tehlikelerde vardır." Kaşlarını kaldırıp 'biliyorsun' derce baktığında gözlerimi devirip başımı salladım. Soğuk kıkırtısı içimi titretti. Bu sanki yüksek baslı müziğe maruz kalmak gibiydi. "Bu gücü kullanabilenlere Croeso denir. Yani Ruhbaz. Ruh yönetebilenler diyede geçer. Element bükücüler onlara ruh bükücü der. Süvariler hayat amacı karanlık varlıkları avlamaktan ziyade şeytani ruhları avlamaktır. Bu yüzden karanlık taraf onlara suikastçı der."

"Son bir yüz yılda ortaya çıkan şeytani ruhların lideri halkımı lanetlemeye başladı. Croeso'ların güçleri bir yere kadar yetiyor. Lanetlenen ruhları kurtarmaya çalışanların bir kısmı hayatını kaybetti. Senin yardımınıda bu yüzden istiyorlar."

Karşılıkla anlaşma yapabilirdik aslında. Bana soyut dünyada savaşmayı öğretebilirlerdi. Benim ise nasıl yardım edeceğimi bilmiyordum. Üstelik sonuçları tehlikeliydi.

"Ben nasıl yardım edebilirim bu konuda? Sonucunda ölüm bile var."

İçime bir an şüphe doğdu. Ya başaramayıp kendi canımdan olursam. Benim ölmem kimseye fayda sağlamaz karanlık varlıklar dışında tabi.

Leydi Megan ayağa kalkıp zarif bedeniyle süzülmeye devam etti. Bende onu gibi ayağa kalkıp yanında yürümeye başladım. "Yapabileceklerinin farkında bile değilsin kızım.."

Karşıma çıkan yeni bilgilere alışmaya çalıştım. Kısa sürede olsa dinlenmek istiyordum. Son iki hafta bedenen dinlenmiş olsamda ruhen berbat durumdaydım. Annemin ölümle burun buruna gelmesi bile ne kadar acı verici olduğunu görmüş oldum. Ailemden birini kaybetmeyi düşünemiyorum bile.

Leydi Megan ile bu konu hakkında biraz daha konuştuktan sonra kamyonetime doğru ilerlemeye başladım. Ruhani ortama sahip açıklıktan büyük gövdeli ağaçların arasına geçtiğimde yaşayanların dünyasına geçmişim gibi enerjileri hissetmeye başladım. Çevreme doluşmaya başlayan tanıdık kurtlar ile dejavu yaşadım.

"Neredeydin Gabriella?!"

Zihnimde işittiğim sesin Pual'a ait olduğu anladım. Sesi endişeliydi. Kimseye haber vermeden buraya geldiğim aklıma gelince kendime kızdım. Haber vermeyi unutmuştum. Diğer yanımda Corden ve Nathan vardı. Nathan'ın mahcup bakışlarını hissedebiliyordum. Halen emanetini koruyamadığını düşünüyor olmalıydı.

"Gezintiye çıktıydım."

"Kimseye haber vermeden mi?!" Corden'i ilk kez sinirli ve ciddi görmek şaşırmama neden oldu. Omuz silkip yanlarından geçip kamyonetime ilerlemeye devam ettim.

"Unutmuşum."

Corden'ın umursamaz tavrıma sinirle hırıldadığını işittim. Umursamayıp kamyonetimin olduğu yöne ilerlemeye devam ettim. Diğerleride yanımda ilerlemeye başladılar. Omzumdan arkama göz attığımda Nathan geriden geliyordu.

"Canını sıkmayı kes Nathan. Beni gözünün önünde tutamaman senin hatan değil transtayken kimse beni fark etmiyor."

Koyu kahve gözlerinden azda olsa rahatladığını gördüm.

"Teşekkür ederim Gabriella. Sen gezeceğin zaman gene de haber vermeyi unutma."

Başımı eğip gülümseyerek karşılık verdim. Corden burnuyla omzumu dürttüğünde elimle ittim.

"Hadi gene iyisin aileye yeni biri geliyor!"

Sinirinin çabuk geçmesine göz devirdim. Büyük gözlerinden yansımamı gördüğümde gözlerimde yıldızlar parti yapıyordu. Sırıtmadan edemedim. Gözlerimi ayaklarıma çevirip "Babası gibi güçlü bir erkek olucak." diye mırıldandım.

"Erkek mi laan?!! Aron bunu öğrenmeli!" Corden büyük cüssesine bakmadan yanımda zıplamaya başladığında Pual korur gibi önüme geçti.

"Tebrik ederim." Nathan'ın içten sesini zihnimde yankılandı. Pual da Nathan gibi tebriklerini sunduğunda ikisinede utanarak teşekkürlerimi ilettim. Hep erkek kardeş istemiştim, bu boşluğu Corden ve Liam kapatırdı ama onlarla yaşıttım. Onları da çok sevsemde ailemizin yeni üyesi ile doğmadan aramızda sağlam bir bağ oluşmuştu.

Sonunda asfalt yola çıktığımda kamyonetimden önünde telefonu kulağında öfke soluyan Step'i gördüğüm, tekrar bir dejavu yaşadım. Leydi Megan ile ilk tanıştığımda bu durumu yaşamıştık. Step beni hissetmiş olmalı ki bana döndüğünde kararmış gözlerinden tehlikeli pırıltılar geçti. Haber vermeden çekip gitmem oldukça sinirlendirmiş olmalıydı.

"Nerdesin sen?!"

Kükreyerek üstüme yürümesine tek kaşımı kaldırarak baktım.

"Hiç geziyordum."

Başını yana çevirerek güldü. Gülüşü öfke doluydu. Ne olduğunu anlamadan dibimde bitti. İki kolumuda sıkıca tutup yukarı kaldırdığında ayaklarım sallandı. Kollarımda ki sızı ile yüzümü buruşturup inledim. Corden hırıldayarak ağaçların arasından çıktığında öfkeli bakışlarını ona dikti. Tekrar bana çevirdiğinde canımın acısına kıyamamış olmalı ki tekrar yere indirdi ama kollarımı bırakmadı.

"Ne sikim haber vermeden çekip gidiyorsun!" Öfkeden kararmış gözleriyle yüzüme doğru kükredi. Artan öfkeme engel olamayıp "Benden gizlemeseydiniz belki de tek başıma ormanda ruhlarımla konuşmazdım!!" diye yüzüne çığırdığımda beklemiyormuş gibi şaşkınlıkla bakakaldı. Kollarımın acısını umursamayıp silkeleyerek parmaklarından kurtuldum. Ya da kendisi kurtulmama izin verdi. Bir anlık öfkeyle canımı yakmış olsada iki haftadır canımı acıtmaktan korkarak özenle dokunuyordu. O anları hatırlayıp gelen öfkemi köreltmesine izin vermedim.

"Liam kaçırılmış, haberim yok! Süvariler soyut güçleri varmış bana savaşmayı öğretebilirler ama bundanda haberim yok!" Derin nefesler alarak içime birikenleri kustum. "Neden?" Kısık mırıltım yorgun çıkmıştı. "Onlarla önceden tanışsaydım bu gücü en kolay nasıl kullanacağımı öğrenmiş olurdum. Belki bu iki haftayı yaşamazdık! Annem hiç ölümle burun buruna gelmezdi." Bir saniyeliğine bile ayırmadığım gözlerinden kara bulutlar kaybolup sis kapladı. Ne hissettiğini ya da ne düşündüğünü göremez oldum. Kendini çekip bana kapatması içimi burktu.

"Sana bu işe burnunu sokma ben sana haber vereceğim dedim!"

Bak bak! Bir de haklıymış gibi çemkiriyor! Kaşlarımı çatıp bir adım geri gittiğimde elini bana doğru kaldıracak gibi oldu. Çenemi yükseltip kendimden emin bir şekilde durdum.

"Yarın süvariler ile toplantı yapıyoruz ve ben onlara yardıma gidiyorum!"

Yeni bir bölüm daha bitti!! Birazcık sona yaklaştık gibi.. sankii.. ^.^ neyse yaklaşınca size haber ederim. 😁

Görelim şu süvarileri bakalım çok lafı geçiyor ama kendisi ortada yok. Benim aklımda canlanan güçleri oldukça farklı ve güzel ilerleyen zamanlarda siz de nasıl güçleri olduklarını öğreneceksinizz!! ☺️

Aramıza yeni bir bebiş geliyor. Bebeğimiz erkek, isim önerileri alayım!! 🙈

Yıldıza dokunun ve şüncelerinizi bana aktarın lütfen ben yorumlarınızı okumaya bayılıyorum. ❤️ şimdiden öpücüklerimi gönderiyorum... ^.^

Devam Edecek..

Continue Reading

You'll Also Like

70.6K 2.8K 39
Tarihi Kurgu Kategorisinde 1numara -11.11.2023 Zaman -11.01.2024 1numara. Mila, hayatının en zor anını yaşarken kendini birden 1682'de Aysima olarak...
41.4K 2.7K 66
Modern dünyadan eski çaglara gelmiş kızın başına gelenleri okumak ister miydiniz?
120K 8.3K 65
Kurtadam içinde #1 Yepyeni bir yıl, kısmen de olsa yeni bir düzen ve yeni bir hayat....ÜNİVERSİTE... Yorucu bir mezuniyetin ardından hayat deva...
96.1K 4.2K 34
"Tenindeki o kavurucu nefreti her hücremde hissediyorum Kadın... Ama diz çöktüğünde ve vahşi arzum seni esir aldığında, dudaklarından dökülen tek şey...
Wattpad App - Unlock exclusive features