BENİM İŞİM BU!

3.7K 168 416
                                        

ఌ︎Roséanneꨄ︎

Babamın harika azarlarını dinleyip zar zor evden çıkmıştım. Annemin hasta olduğunu bildiği halde kumar oynamayı bırakmıyordu. Bu ayda annemin hastane masraflarını ödeyemezsek tedavi süreci dondurulacaktı.  Eğer tedavi süreci dondurulursa kanser olan annem tedavi aşamasını tamamlayamaz ve ölebilirdi. Bu korku ile yaşamak istemediğim için yaklaşık bir hafta önce bir klüp barında çalışmaya başlamıştım.

Her türlü vizyonsuzun bulunduğu kulüp barında arka odalar, sevişme tabureleri ,sex odaları ve daha fazlası mevcuttu. Bu barda her ne kadar çalışmak istemesemde annemin tedavi parasını karşılamak için çalışmak mecburiyetindeydim.

Maaşı iyiydi. Aylık diğer işlere karşın zamlı para kazanıyorduk. Benim en çok işime yarayan şeyde buydu sanırım. Bu işe girmeden önce patron ile sözleşmeler imzalamıştık.  Tamamen patronun yetkisi altında olduğumuz için sürekli olarak onun istediği şeyleri yapıyorduk.

Bazen bazı adamlara  bile yardımcı olduğumuz zamanlar bile oluyordu! Tabi ben hiç yardım etmedim çünkü buraya gelenler beni değil benim ile beraber çalışan dahyunu istiyorlardı. Bu benim için büyük bir avantaj gibi birşeydi.

gelmiş olduğum barın içerisine girmeden önce kapının önünde duran iri yarılı adamlara burada çalıştığıma dair bir yaka kartı gösterdim ve barın ince cam kapısını açtım.

Yüksek sesli müziğin kapladığı koridorda ilerleyip müziğin ana noktasına ulaşmıştım. Kulak tırmalayıcı bir şekilde çalan dj şarkıyı boşvermeye çalışarak bar tezgahının olduğu yere doğru ilerlemeye başladım.  İlerlerken aynı zamandada çılgınlar gibi dans eden insanları izliyordum.

Bu hayatta dertleri olmadan sadece eğlence yaşayan insanlara özeniyordum.  Bazen bu barda sabahlayıp gün boyu içki içiyorlardı. Tabiki bizde onların hizmetini yapmak için sabahlıyorduk!

Bar tezgahının arka tarafına geçtim ve tezgahın alt tarafında bulunan önlüğümü üzerime bağladım.  Dahyun hâlâ gelmemişti yada geldi ve geri yukarı odaya çıktı!

Bu bara sürekli olarak gelen yakışıklı bir adam vardı. Buraya her geldiğinde dahyunu yukarı odaya götürüp işlerini hallediyordu. Tabiki dahyun bu işten şikayetçi değildi.  Hatta bu işi yatığı için daha fazla para bile kazanıyordu. Bazen banada bu iş denk gelsin diyorum ama dahyundan kimse beni farketmiyordu bile. O gerçekten çok güzel...

Önceden hazırlamak adına içkileri ve kokteylleri hazırlamaya başladığım vakit barın patronu eli ayağı titreyerek bar tezgahının yanına geldi ve konuşmaya başladı.

"Dahyun nerde!?" Patron o kadar telaşlı konuşmuştu ki bir süre sessiz kaldım sonrada konuşmaya başladım.

"Bilmiyorum efendim, henüz gelmedi" patron yutkundu ve bir sağa bir sola yürümeye başladı. Şaşkınca ona bakarken o bana kafasını çevirip kaşlarını çatarak bakmaya başladı.

"Dahyun kadar olmasada idare eder işte" kaşlarımı çattım ve dediklerini kavramaya çalıştım.

"Bırak şimdi işi! 105 numaralı odaya gidip oradaki adamı tatmin et! Eğer bunu yapamazsan işten kovulursun!" Sert bir şekilde konuşup basıp gitmişti. Gözlerimi kıprıştırıp yutkundum.  Daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım!

İşimden olmakta istemezdim. Belimdeki önlüğün iplerini çözdüm ve üzerimi düzelttim. Etrafa bir bakış atıp merdivenlerin bulunduğu yere doğru ilerlemeye başladım.

Içimde bir sıkıntı olsa bile ek maaş benim için çok iyi bir avantajdı.  Merdivenlerden çıkıp numaralı odaların bulunduğu yere gelmiştim.

Koridoru aydınlatan kırmızı ışık ve duvarlardaki ürkütücü tablolar buranın nasıl bir yer olduğunu açıklıyordu!

Yavaşça etrafıma bakarak koridorda yürümeye başladım. Her geçtiğim odaların içinden sesler geliyordu.  Son tarafta bulunan "105" numaralı odanın kapısının önüne geldim ve derin bir nefes aldım.

Kapıyı çalmadan içeri girdim ve arkamı dönüp kapıyı geri kapattım.  Ön tarafıma vücudumu tamamen çevirip arkası dönük bir şekilde duran adama bakmaya başladım.

Adam kafasını çevirdi ve beni incelemeye başladı. Kaşlarının çatıp konuşmaya başladığında sertçe yutkunmuştum.

"Sen kimsin!? Seni değil dahyunu istiyorum!!" Yüzüme o kadar sert bakıyordu ki resmen dilim tutulmuştu.

"Dahyun yok, gelmedi" ben cümlemi bitirdikten sonra bakışlarını yüzümden çekmeden yanıma geldi.

"Ne demek yok!?nerde benim sürtüğüm!!?" Tıslarcasına konuştuğunda bir adım geriledim ve konuşmaya başladım.

Bu iş cidden zordu yalnız!

"O-o gelmedi, nerde olduğunu bilmiyorum " sinirle kafasını salladı ve ellerini gömleğinin düğmesine götürdü.

"Anlaşıldı, bugünlük senin ile idare edeceğim!!"

Umarım beğenmişsinizdir ❤Vote verip yorum yapmayı unutmayın felicitylerim

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Umarım beğenmişsinizdir ❤
Vote verip yorum yapmayı unutmayın felicitylerim

𝙉𝙤: 105Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin