Lana Del Rey - Born To Die
Jonathan elindeki Morgenstern kılıcını kardeşine doğrulturken kılıcın üstündeki yıldız sembolleri parlıyordu. Zafer kazanmış bir edayla konuştu.
"Sizi kurtarabileceğini sanarak karşıma çıkma cüretinde bulunan o büyücü arkadaşınıza da söylediğim gibi bu savaşı asla kazanamayacaksınız."
Clary yüzünde anlamayan bir ifadeyle Jonathan'a bakıyordu. Jonathan, tiksinti dolu bir sesle konuştu.
"Ah, hani şu biricik Nefilim dostu, iblis efendinizden bahsediyorum."
Magnus? Alicante'ye mi gelmişti? Ama neden gelmiş olabilirdi ki? Belki de çıkan savaşı duydu ve Alec için geldi diye düşündü Clary. Öyleyse bile onun Jonathan'la ne işi olabilirdi ki.
"Aslında gelmişti demek daha doğru olur. O yaşlı büyücü benimle boy ölçüşebileceğini sanıyordu."
Alaycı sırıtışı artarken devam etti.
"Oysa sizin beni durdurabileceğinizi sanmanız kadar boş bir hayal içindeydi. Sonunda da kılıcımda can verdi."
Clary yüzünde inanamayan bir ifadeyle ona baktığında Jonathan bu durumdan aldığı zevki saklamaya gerek duymuyordu.
"Bu savaşı durdurmanın bir yolu yok Clary. Ama eğer sen daha fazla arkadaşın ölmeden anlaşmayı kabul edip benim prensesim olmaya karar verirsen, diğer arkadaşlarını bağışlayabilirim."
Clary boğazının düğümlendiğini hissetti. Bunu gerçekten yapmış olabilir miydi? Jonathan, Magnus'u öldürmüş olabilir miydi?
Yaşadığı şok ve acı karışımı hisle yere çöktü. Jonathan'ın az önceki sözleri kafasının içinde dönüyordu.
"Seninle hep hayalimizdeki gibi bir aile olabiliriz Clary. Birlikte Edom'a ve tüm dünyaya hükmedebiliriz. Tek yapman gereken bana katılmak."
Clary, sadece Magnus'u düşünüyordu. Her zaman etrafına ışık saçan halini, annesini aradığını söylediğinde ve onunla ilk tanıştıkları andan itibaren onlara her koşulda yardım edişini... Sırf Alec'i sevdiği için bunca şeyi yapmasını...
Alec.
Magnus'un öldüğünü biliyor muydu?
Uğruna bütün kuralları hiçe saydığı, hayatını tamamiyle değiştiren o insanın artık olmadığını.
Clary yavaşça başını yerden kaldırdı ve ateş saçan gözleriyle Jonathan'a baktı. Kalbi göğüs kafesini dövercesine atıyordu.
"Asla." dedi kararlı ve bir o kadar da korkusuz bir sesle.
Çizmesinin içine sıkıştırdığı hançerinin sapını kavradı. Tam Jonathan'a doğru bir hamle yapacaktı ki Jonathan'ın şaşkınlıkla ona bakan yüzünü gördü. Elindeki Morgenstern kılıcı yere düşerek tiz bir ses çıkardı.
Clary'nin gözleri biraz daha aşağıya kaydığında Jonathan'ın tam kalbine saplanan okun ucunu gördü. Okun ucu kızgın bir demir gibi parlıyordu. Adamas'ın iblislerin üzerinde yakıcı bir etkisi vardı ve Jonathan da damarlarında dolaşan iblis kanı sayesinde buna dahildi.
Jonathan sendeleyerek dizlerinin üstüne çöktüğünde arkasında elindeki yayı sımsıkı tutan ve buz gibi bakışlarla onları izleyen Alec'i gördü.
Üstü başı kan içindeydi. Yayı tutan eli titriyordu. Yanağında sanki biri kanlı elleriyle yüzüne dokunmuş gibi bir leke vardı. Magnus. diye düşündü Clary.
Yüzündeki ifade Clary'nin kalbinin sıkışmasına neden olmuştu.
Alec hiç görmediği kadar nefret doluydu. Enstitüye geldiği ilk günlerde ona öfkeyle bakan ve boğazına yapışan çocuktan bile daha nefret dolu gözüküyordu.
VOUS LISEZ
KISA DRAM HİKAYELERİ
NouvellesBirbirinden bağımsız kısa dram hikayelerinden oluşan bir kitaptır. TW: Kendine zarar verme ~ Bir Medusa romanıdır.
