Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
❝Senin telaffuzun, nazik hareketlerin, her şeyin... ❞
🖇
En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içine kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey; bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
• Ahmet Hamdi Tanpınar
🧷
Aidiyet, canlıların bulundukları yaşam koşulları içinde yaşamlarını devam ettirmek ve daha iyi yaşayabilmek için birlik olma, birlikte yaşama dürtüsünün dışa yansımasıdır.
Aidiyet; bir kişiye, bir topluma, bir aileye mensup olma diye de adlandırılabilir.
Yukarıda bahsini açtığım o 'kelime' hiçbir zaman kapıma uğramamış, hayatıma bir kez bile olsa dahil olmamış bir bulguydu. Soğuk bir kış gecesi, Busan'ın okyanus kenarlı kasabalarından birinde, küçük ama sıcak müstakil bir evde dünyaya gözlerimi açmıştım. Annem, küçük bir tuhafiye dükkanı işletirken babam, büyük bir holdingte temizlik görevlisi olarak çalışıyordu.
'Aidiyet' o sıralar hayatıma uğramış olmalıydı belki de, belki de tamamen küserek benden uzaklaştığı zamanlardı.
Busan'daki yaşantımız altı sene kadar süregeldiğinde gözlerimi açtığım o küçük dünya ve kasaba hayatı beni mutlu edebilecek yegane şeylerin başında geliyordu. Babamın, babasından kaynaklı görüşmediği erkek kardeşi -ve tek aile üyemiz- Joon amca, babama kendi şirketinde güzel bir pozisyon ayarlayarak erkek kardeşine bir zeytin dalı uzatmıştı.
Şahsen babam, gururlu bir adamdı.
O zamanlar altı yaşındaydım lakin etrafımızda dönen her şeyin farkındaydım. Küçük kalbim gümbür gümbür atarken daha o yaşlarda büyük bir şehre taşınma fikri beni heyecanlandırıyordu. Yine de içten içe babamın bu teklifi kabul etmeyeceğini biliyordum.
Ve fakat, Byun Bohyun beni ilk kez böylece yanıltmış oldu.
Joon amcanın Seoul'deki evine taşınmamız yalnızca bir haftamızı almıştı, belki daha kısa bir süreydi. Şimdi tam olarak o günleri hatırlamıyordum. O ev, düşündüğümde bile hala daha gözlerimin ışıldamasına sebep olacak kadar ihtişamlı ve gösterişliydi. Seoul yaşantımız ise benim lisedeki ikinci yılıma kadar devam etmişti, kendimi yeni yeni bir yere ait hissetmeye başlıyordum.
Annemi acı bir hastalığın son evresinin pençesindeyken kaybetmiş, kendimi yalnızca derslere adamış ve ona tutunarak devam etmiştim.
Babam bir gün çat kapı Çin'e taşınma fikriyle geldiğinde ona hayır, diyemezdim. Onu red edemezdim. O, bu hayattaki son varlığımdı.
Ve şimdi onu da kaybettim.
Ben, Baekhyun.
Byun Baekhyun.
Çin'in en iyi üniversitelerinden biri olan Xiamen'de son sınıf Ekonomi Bilimi öğrencisiyim. Babamı yaklaşık beş ay önce bir trafik kazasında kaybettim. Böylece hayatımdaki o aidiyet bulgusu da tamamiyle yok oldu. Üçüncü sınıfın son zamanları girdiğim depresyon her ne kadar notlarımı derinden etkilese bile okul yönetimi bunu anlayışla karşılamış, finaller konusunda bana yardımcı olmuşlardı.
Şimdi Joon amcanın ısrarları sonucunda buradaki hayatıma, okuluma, yaşantıma ve tüm hayallerime tekrardan veda etmek zorundayım.
Ben, Byun Baekhyun.
Benim sorunum, hiçbir yere ait olamıyorum.
Ben, Byun Baekhyun.
Hayattan tamamiyle koptuğumu düşündüğüm bu günlerde, geçmişte olduğu gibi beni hayata bağlayan O'na yeniden bağlanıyorum.
Hiç ayrılmamış gibi.
Ve ben, Byun Baekhyun.
Bugünden sonra tekrar diriliyorum.
🎴
yazar notu: selaaammm✌🏻 irei geldi hanım ;)) - loey4byun bu hesap artık meftaa oldu. sebebi şu 'şifre sıfırlama' muhabbeti ve kalbimde büyük bir yara bıraktı.
yine de burada beraberiz... en azından buna tutunabilirim. 💖