The First,

15 5 4
                                        

Eğer akşam perdemi tam kapatmış olsaydım şu an tatlı uykuma devam ediyor olurdum. Ama maalesef kapatmamıştım. Perdemin arasından sızan güneş ışıkları "Yeter ulan kalk artık" der gibi üzüme vuruyordu. İnat edecek halim olmadığı zor da olsa kalktım. Başucumdaki telefonu saate bakmak için elime aldım. Tam ekranı açtığımda Ha Eun beni aramaya başladı. Onu fazla bekletmeden telefonu açtım.

"Min Jİ! Sabahtan beri seni bekliyorum burda!"

"Eem, hemen geliyorum"

"H-

Ha Eun'un bana bir on laf edeceğini bildiğimden buna izin vermeden telefonu yüzüne kapatıp yataktan kalktım. Elimi yüzümü yıkayıp dolabımdan bir kaç parça kıyafet alıp üzerime geçirdim.

Çantamı sırtıma takıp koşarak dışarıya çıktım

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Çantamı sırtıma takıp koşarak dışarıya çıktım. Ha Eun hayattan bezmiş bir şekilde kapının önünde beni bekliyordu.

"Bi an hiç gelmeyeceksin sanmıştım"

"Ya o kadar uzun sürmüş olamaz"

"Hı hı"

İkimizde sessiz bir şekilde okula doğru yürümeye başladık. Okula varmamıza birkaç sokak kalmıştı ki arkamızdan birinin bize bağırmasıyla durduk.

"Hey! Kızlar beni de bekleyin!"

Bu Jun Wooydu. O da yanımıza geldikten sonra yola devam ettik. Sınıfa girince her zamanki yerim olan en arka köşeye oturdum. Telefonumu elime alıp internette gezmeye başladım. Her yer gereksiz magazinlerle doluydu. Bunları görmekten sıkıldığım için telefonumu kapatıp çantamdan defterimi çıkardım ve bir şeyler karalamaya başladım.

Beni anlamsız karalamalarımdan ayıran şey Jun Woo nun bana doğru bağırarak koşması oldu. Arkasından da Ha Eun koşuyordu. Jun Woo nun elindeki telefonda bir fotoğraf vardı ama uzakta oldukları için fotoğrafta ne olduğunu anlayamıyordum. Sonunda yanıma vardıklarında fotoğrafta ne olduğunu anladım. Ha Eun un rezil rüsva ifşalarından biriydi ve gülmeme hatta kahkaha atmama sebep olmuştu. Bu fotoğrafı nasıl çekmişti ve ya nerden bulmuştu bilmiyorum ama benim galerimde de olması gerekiyordu.

"Bana da göndersene!"

"Yaa sakın öyle bir şey yapma!!"

"Hemen atıyorumm"

Jun Woo attığında tekrar fotoğrafa baktım ve yine gülümsememe engel olamadım. Fakat Ha Eun'un bizim kadar mutlu olduğu söylenemezdi. Bu fotoğrafın galerimde çok güzel duracağına emindim.

Biz eğlenirken yanımıza daha önce görmediğim 1.85 boylarında bir çocuk geldi. Büyük ihtimalle okulda yeniydi. Ben bunları düşünürken elini bana doğru uzattı ve "Merhaba dedi. Ben bir çocuğa bir de eline bakıyordum.

"Sınıfta senden başka yanı boş olan biri yok da yanına oturabilirim herhalde"

"Hıhı"

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 09, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Let's Meet In the Rainbow 🌈Stories to obsess over. Discover now