thank you Hyunjin for everything...

92 8 3
                                        

H: bu kadar Jisung senden ayrılıyorum.

J: ne demek senden ayrılıyorum ya geç bile kaldın seni şerefsiz. Aldatıp sonrasında benimle konuşmak istediğini söyleyip ayrıldığını söylemeye mi geliyorsun? Tam bir gerizekalısın Hyunjin. Piçin tekisin. Peki o Changbin denen çocuğu iyi sikebildin mi? Hakkını ver bari.

H: senden kat kat daha iyi inliyor Jisung.

J: pekala o zaman siktir olup gidip altında benden bin kat daha iyi inleyen o bücürü sik Hyunjin! ŞİMDİ SİKTİR GİT HAYATIMDAN!!

H: pekala görüşürüz Jisung.

J: görüşmeyelim mümkünse!

Arkasına bile bakmadan gitmişti. O gittikten sonra yanıma gelen garsonun beni kafeden çıkarmak için olduğunu tahmin edebiliyordum. O başlamadan konuştum.

J: biliyorum biliyorum  şimdi burdan gitmem gerek hesabı alabilir miyim.

Garson hafifçe kafasını salladı ve hesabı getirdi. Bu kavgada ne yiyip içmiş olabilirsiniz ki diyebilirsiniz ama biz birlikte yemedik ve içmedik. Onu beklerken ben bir dilim kek ve bir karpuzlu içecek yiyip içmiştim. Parasını ödeyip çıktım.

Nereye gittiğimi bilemeden rastgele sokaklarda gidiyordum. Arada caddeye çıkıyor karşıdan karşıya geçiyordum. Sonra bilmediğim ara sokaklara giriyordum. Bulduğum her köşeden sanki bin kere geçmişim gibi dönüyordum. Sonrasında karşıma bir çocuk parkı çıktı. Oradaki bankaların birine geçip gözlerimi karşımda olan ağaca diktim. Gözümden akan yaşı fark ettiğim zaman kendimi toparlayıp gözlerimi sildim.

O sırada rahatlamaya ihtiyacım vardı. Bir arkadaş tesellisi iyi olabilir diye düşünerek Seungmin'i aradım. Açmıyordu, yine her zaman olduğu gibi telefonlarıma cevap vermiyordu. Bunu çalıştığı işin yorgunluğu olarak yorumluyor ve ona kızmıyordum. Aklıma Jeongin'i aramak geldi ama o da tam sınav senesindeydi ve derslerine fazla önem veriyordu. Onu rahatsız edip dersini bölmek istemedim. Arayabileceğim üç kişi daha vardı.
Birisi Felix
Birisi Chris
Ve diğeri de Hyunjin'di
Hyunjin'in üstüne parmağımı basılı tutup numarayı sildim.
Artık arayabileceğim iki kişi kalmıştı.
Ya Chris Hyung'u ya da Felix'i arayacaktım. Felix ile Chris Hyung ile olduğumuzdan daha yakındık. Bu yüzden onu aramayı seçtim ve numaranın üstüne tıkladım.

Telefon çalıyordu.
Biraz bekledim ve telefonu açtı.
Telefona her şekilde ağladığım belli olan bir ses ile konuşuyordum.

"Felix,  "

"Efendim Jisung"

"Nerdesin?"

"Chris ile dışarıdayım, neden?"

"Yanıma gelebilir misin?"

"Üzgünüm Sung ama dediğim gibi Chris ile birlikteyim ve onu bırakamam"

O sırada sinirlerim tepeme çıkmıştı.

"Hay sikeyim seni de Chris'i de, 40 yılda bir senin teselline ihtiyacım var ve sen gelmiyorsun. Sana inanamıyorum Felix. Hyunjin benden ayrıldı ve sen kendi sevgilinden iki saniye bile ayrı kalmıyorsun. Umarım siz de ayrılırsınız Felix, Umarım!"

Telefonu sinirle kapatıp 'rahatsız etmeyin' modunu açtım. Artık kimse arayamaz mesaj atamazdı. Çünkü biliyordum ki Felix geri arardı. Konumumu da kapatıp yerimden kalktım.

'Teselli için illaki bir arkadaşa ihtiyacım yok ya içerek de kendimi teselli edebilirim'  diye düşünüp rastgele girdiğim sokaklarda bir bara gelmeyi umarak yürüdüm. Yaklaşık 10 dakika süren arayışın ardından bir bar buldum.

• idiot • >minsung < [SKZ] Stories to obsess over. Discover now