01

60 10 14
                                        

_______________________________________

__Keyifli okumalar __
_______________________________________

Sabah erkenden uyanmış cariyelerden hazırlanmasını istediğim kahvaltıyı yapıyordum.


Uzun zamandır göl kenarındaki haneye gitmediğimi hatırladım ve bir süre kalabalıktan uzaklaşmak için oraya gitmeye karar verdim.

Acele etmeden kahvaltımı bitirdim ve 1.Prens Namjoon abimin odasının kapısının önüne geldim ve muhafızlardan ona haber vermelerini, onunla bir konu hakkında konuşmak istediğimi söyledim.

Kapıdaki muhafızlardan birisi içeriye girdi, bir süre içeride durduktan sonra koridora geldi ve bana içeriye girebileceğimi söyledi.

Muhafızlar İçeriye girebileceğimi söylediler.

Daha fazla oyalanmak istemediğimden dolayı hemen içeriye girdim. Sonra hemen Prens Namjoon'un önünde eğildim ve selam verdim.

Sonra konuşmaya başladım.
"Prensim öncelikle günaydın. Sizden bir ricam olucaktı. Uzun zamandır göl kenarında bulunan haneye gitmedim ve biraz kalabalıktan uzaklaşıp dinlenmek istiyorum. Eğer izniniz olursa bir süre orada kalmak istiyorum."

1. Prens Namjoon okuduğu kağıdı masanın üzerine bıraktı, elini çenesinin altına koydu ve düşünmeye başladı.

Bir süre boyunca Prens Namjoon'un karşısında bekledikten sonra aniden kafasını kaldırdı ve ciddi bir şey anlatacak gibi konuşmaya başladı. Her zaman böyle bir havaya girip konuşması biraz sinir bozucuydu.

"İlk olarak diyorsun ki kalabalıktan uzaklaşıp dinlenmek istiyorum. Bunu burada da yapabilirsin, sırf dinlenmek için oraya gitmene izin vereceğimi düşünüyorsan yanılıyorsun Prenses ChunHei. Burada odanda rahatsız eden yok bildiğime göre."

"Yani bu izin vermediğin anlamına mı geliyor?" dedim yüzümü asarak çünkü ne yaparsam yapayım izin vermeyecekti.

"Evet gidemezsin. Defalarca söyletmek gibi bir planın mı var!"

Ben ne diyeceğimi bilemez bir şekilde beklerken yine konuşmaya başladı.

"Öyle başımda dikilecek misin hadi git odana!"

Abim bana bağırmıştı ilk defa. Bunu beklemiyordum. Daha fazla sinirlendirmeden yavaşça kapıya yürüdüm ve aynı yavaşlıkla kapıyı açtım, odadan yavaş yavaş dışarı çıktım.

Ama benim oraya gitmem gerekiyordu. Bir yolunu bulmam ve o haneye bir süre gitmem gerekiyordu.

Koridor boyunca yavaş yavaş yürüyor bir yandan da ne yapabileceğimi, nasıl oraya gidebileceğimi düşünüyordum. Aklıma general gelince bir an duraksadım. Aslında evet. General Park ile gitmeme izin verebilirdi Prens. Çünkü her gittiğimde General Park oluyordu ve o olmadan hiçbir yere gitmeme izin yoktu.

Sonuna geldiğim koridorda birden geldiğim yöne döndüm ve hızla abimin odasına doğru yürümeye başladım.

Kapının önüne geldiğimde biraz bekledikten sonra yine kapıdaki muhafızlar beni görünce bu sefer diğer muhafız içeri girdi ve bir süre içeride durdu. İçeriden muhafızı dışarı çıkmasını beklemeden içeriye daldım.

Bu yaptığım şeyin farkına sonradan vardım ama iş işten geçmişti. Prens Namjoon ilk başta biraz şaşırsa da fazla bir süre geçmeden bana ne olduğunu sorar gözlerle bakmaya başladı.

"Prensim biliyorum rahatsız ediyorum. Lütfen kusuruma bakmayınız. Sizden son bir kez rica etmek için gelmiştim. Bari General Park ile beraber gitmeme izin verseniz olmaz mı?"

My Prince | Jung Hoseok Stories to obsess over. Discover now