1 bölüm

646 12 5
                                        

" oğlum ben sana kaç kere diyeceğim benim bardağımdan içme diye. iğreniyorum anasını satayım!" Dedi ve yüzünü buruşturup karşısındaki çocuğa baktı. "Az temiz olun lan, kaç yaşınıza gelmişsiniz bunudami ben öğreticem?"

Ortamda bir gerginlik oluşmuş, karşı taraftaki arkadaşı ortamı eski haline getirmek için dudağını aralamıştı. " Sakin olsana ege, Alt tarafı kahvenin tadına baktı." Dedi ve eliyle omzuna dokundu. " Kaç yıllık arkadaşlarız biz."

" Kahve 10TL'ye satılıyor gidip alabilir." Ege'nin haklı cevabına karşılık göz devirirken herkes bir birine bakmaya devam ediyordu. Belkide quruptan atılma vakti gelmişti ama hiçbirinde bunu yapicak cesaret yoktu. Beş kişilik küçük bir quruptular ve arkadaşları aynı zamanda okulun göz  bebeği egeyi yanlarından uzaklaştırmazlardı. Herne kadar bu temizlik hastalığından bıkmış olsalar da.

Herşeyin bir zamanı vardı.

" Burak hoca sözlü yapacakmış bir sonraki ders hazırsınız değilmi?"
Fatih alttan alttan gülerken Ege onu onaylamıştı. Aralarında tek ders çalışan oydu aslında

"Abicim az etrafa bak bir, sürekli ders çalışarak gençliğini heba edicek halin yokya!" Hah sohbet dönüp dolaşıp yine Ege'nin olmayan aşk hayatına gelmişti yine. Bu konuyu ulu orta yerde konuşmayı doğru bulmuyordu, bundan ziyade uzak durmaya çalışıyordu. Bu işler ona göre değildi, önceliklerinin arasında iyi bir meslek edinmek yatıyordu. Sonra neslini devam ettirmek için bir mantık evliliği yapacak ve en sonunda hayatını çocuklarına adayacaktı. Duyguya yer yoktu, akıllıca davranmak esastı. Birgün mantığıyla değilde hisleriyle haraket etmek en büyük korkusuydu.

Ama bilmediği bişey vardı: hayat sürprizlerle doluydu

Kantinin kapısı büyük bir gürültüyle açıldı ihtişamlı topuk sesleri tüm alanı kaplamışken, herkes kafasını kaldırmış ağzı açık bir şekilde izliyorlardı.

Hickimse tek bir yorum yapmıyordu, sanki beyinleri durmuş gibiydi, ne bir söz nede bir haraket vardı tek mimik bile oynamıyordu.

" Kahve alabilirmiyim?" Dedi ellerini ve bedenini tezgaha yaslarken şekilli poposu şimdi ortadaydı hafifçe gülerek " şekerli olsun " dedi

Isteği yerine yetirilirken, ege kafasını oyundan dahi kaldırmamıştı. O an orada değildi, oyundaki stratejiyi öğrenmek için ileri seviye matematik sorusuna odaklanmıştı. Nihayet Fatih onu dirseğiyle dürtünce kendine gelebilmisti " kim lan bu?"

Ege başını kaldırıp en yakın arkadaşının baktığı yere baktı. Siyah hafif topuğu olan bir bot Bacaklarını tamamile saran sekilli poposunu ortaya çıkaran siyah bir kot kotun içine sıkıştırılmış kırmızı siyah çizgili bir kazak deri ceketle çok enfes gözüküyordu.

yavaşça arkasını döndü. Elinde tuttuğu kahve bardağından bir yudum almış, tezgaha yaslanmıştı. "Oha lan rujmu sürmüş bu?" Dedi fatih fısıldar bir şekilde ardından kahkaha patlattı, ardından bütün gözler ona dönmüş, daha sonra ise herkes kendi grubunda takılmaya başlamıştı.

Kantinde yine bir uğultu hakimken ege telefonuna dönmüştü.dudakları kıp kırmızıydı çok guzellerdi ruj sürmüş veya sürmemiş, onu ilgilendiren bişey yoktu burada. Öğle arasını daha verimli geçirmek amacı içerisindeydi. Dedikodu yapamak değil."oğlum senlede bir muhabbet edilmiyor ha! Gidiyorum ben" ağaya kalkmış, telefonunu ve cüzdanını cebine sıkıştırmıştı bile. Gurubun diğer üyeleride onunla beraber haraketlenmişlerdi.

Yanlarından geçen kızıl saçlı yeni çocuğu gördü herkes arkasından bakıyor ve fısıldıyolardi acaba kimdi bu çocuk?

KIZILWhere stories live. Discover now