Başlanan tarihi şöyle bırakınız 👉
"Beni biraz idare edebilir misin? Çok önemli lütfen "
Dakikalardır dil döktüğüm Eun sonunda eliyle kapıyı göstermiş ve minnettar bakışlarla adımlarımı kafenin çıkışına doğru yöneltmiştim. Geri dönüş yapacağını söyleyen Bighit sonunda aramıştı. Konuyu bir özet geçeyim.
Yaklaşık 2 ay önce, makyöz olarak başvuru yaptığım Bighit 1 ay sonrasında mail yoluyla geri dönüş yapacağını bildirmiş ve iki ay sonrasında da çağrı yoluyla ulaşmaya çalışıyordu.
Tanrı aşkına milyar dolarlık serveti bulunan Birgit hala çağrı mı yapıyordu. Dakika başı ucretlendirmeleri biliyordum eğer bunun içinse oha falan diyebilirdim.
Hızlı bir şekilde tekrar geri dönüş yaptığımda müşteri hizmetleri gibi kayıt edilmiş bir ses edasıyla konuşan kadına aldırış etmeden dinledim.
"Tebrikler mina-shi. Yarın Bay Bang ile anlaşma detayları için randevu vermem gerekmekte. Öğleden sonra 13.00 uygun mudur? "
" ay şey evet evet uygun."
" onaylandı, bol txt'li günler efendim."
"Teşekkür - bekle NE!"
- ÇAĞRI SONLANDIRILDI-
"iyi de ben txt için değil BTS için başvuru yapmıştım. Cidden inanamıyorum ya!"
Yolun ortasında bir telefonla yüz yüze konuştuğumu gören insanlar deli görmüş bakışları atarken, türkçe bir şekilde söylenerek içeri girdim.
" asıl deli sizsiniz, cahiller."
Girer girmez elime tutuşturulan bir fincan kahve ile Eun'a ters bakışlar atarken " bırak şunu da gel anlat hadi" dediğinde çoktan bırakıp dönmüştüm bile.
-
Olanları anlatmış, ondan yardım istemiştim.
TXT ile bir sorunum yoktu ve Eun'a göre iş işti.
Dükkanı kapatma saati geldiğinde, yavaş yavaş toparlandık ve ben kendini Eun'UN zoruyla alışverişte buldum.
Eun, karşı komşumdu. Ve bana taşınırken epey bir yardımı dokunmuştu. Hatta kendi çalıştığı kafede bana da iş bulmuştu ve ona ciddi anlamda minnettardım. Bu devirde (2030) zor bulunan kaliteli insanlardandı.
Çok güzel bir kızdı, bir Korelinin ideal tipi olabilecek kadar hemde...
ben ise bildiğiniz gibi 1 yıl once Türkiye' den gelmiştim, saçlarım omuzlarımda, sağ kulagımın çevresindeki saçlarım beyaza boyalı ve Eun'un tabiriyle Tanrının cetveliydim. Görüntüm ve yüzüm fazla orantiliymış.
Eun tarafından cekilmem ile yüreğim ağzıma gelirken kendimi tekrar bir kıyafet olayının içinde buldum.
"Buyrun efendim" diyerek bize yaklaşan kadını süzüp Eun 'u dinlemeye başladım
"Merhaba arkadaşım için, etek/ceket yada etek/gömlek takımı bakıyoruz. Diz altında olmasın lütfen yeni genç kreasyonlarında ki gibi olsun."
Genç kreasyonları?
Genç gibi?
"Eun ne yani ben yaşlı mıyım? "
" 26 yaşındasın, yani evet! Ama 18 veya 16 gösterdiğine yemin bile ederim."
Kore de 25 yaşını doldurmuş her insan yaşlı sayılıyormuş. Bu saçmalığı kim uydurduysa saçını başını yolabilirdim. Ve gösteriş konusunda gerçekten buraya geldiğimden beri herkes beni 18 yada 16 civarı bir yaş aralığında zannediyordu, hatta Eun 'u ablam zannedenler bile vardı.
Tanrı aşkına Eun benden iki yaş küçüktü!
" minah bunları dene! "
elime tutusturdugu iki takıma bakıp içeride ki kabinlerden birine girdim. Ilk giydiğim takımın duruşuna bakıp dışarı çıktım.
" Eun bunun üzerine kussam farkedilmez bile."
Kusmuk rengi olduğunu iğrenç bulan Eun beni yollarken mavi bir takımla geri döndüm.
Eun'un gözleri adeta yerinden çıktı ve transa girdi
" inanamıyorum tanrının cetveli bu ne hâl, kesinlikle bunu alıyoruz. "
dediklerine sadece göz devirebilmiştim. Bu sırada bizimle ilgilenen kadın gelip hızlı bir sekilde beni süzdü. Gözleri parıldadığında, tek temennim birinin elinden bir kaza çıkmadan buradan çıkabilmek olmuştu.
-
Nihayet evime vardığımda yaklaşık bir saat sonra dış kapı açıldığında gelenin gece maskelerimizle Eun olduğunu anlamıştım. Birbirimizde anahtarlarimız vardı.
Nihayet yuzlerimizi dinlendirebildiğimizde mutluluğa kavuşmuş iken, endiselenmiyor değildim.
"TXT de insan grubu Minah, hem bulmussun hemde beğenmiyorsun." Diyen Eun düşüncelerimi anlamış gibi konuştuğunda dudaklarımı büzdüm.
" a-ama ben BTS'i istiyordum, buraya kadar TXT için gelmedim ben. Erkek makyözlüğü bölümünü onlar için okudum, yüksek lisansı da onlar için okudum. Tirnaklarimı onlar için Jin 'in tırnakları gibi eşsiz biçimler verdim. Her akşam onlar için masaj yaptım ellerime."
Eun inanamaz gözlerle bana baktığında
" gerçekten benden nasıl 2 yaş büyüksün anlamıyorum " dedi.
Hiçbir şey demeden önüme döndüğümde devam etti
" ben anlamam. Yarın gidiyorsun ve o işi alıyorsun. Tek onemli şey kariyerin BTS ile hayallerin değil. "
Içimden tek geçirdiğim şey yapacak bir şeyim olmadığı ve bu işi kabul etmek zorunda olduğum.
" ah kim taehyung ahhh"
diye son kez yakındığımda
" o da Minah neredesin diyerek yollarını gözlüyordu zaten"
demişti Eun gülerek.
Yüzümüzde ki maskelerden kurtulup yatağa girdiğimizde son kez dua etmiştim.
"Allahım lütfen bir kez Tae'yi göreyim"
Eun ne dediğimi bildiği için taklidimi yapmış ve kikirdayarak arkasını dönmüştü.
" sana bir daha ettiğim duaları cevirmeyeceğim." Diyerek sırtımı döndüğümde söylediğim şeyin komikliğine aldırış etmeden uyumaya çalıştım.
Eun 'un titremesinden güldüğünü anladığımda vurdum " gülmesene ya"
Merhaba! Bir gece odamda otururken aniden gelen fikirle yazmaya başladığım bu kurguyu umarım beğenirsiniz. Benim içime çok sinen bir kitap olacak gibi :)
Yorum ve oy hayati önem arz etmektedir.
YOU ARE READING
PINK CANDY ~ KTH
Fanfiction...kendi düşüncelerimde boğuluyorken yabancı bir el ve gözümün önüne getirilen pembe bir şeker ile duraksadım. " ağlama küçük kız, şeker ister mısın?" başımı kaldırmadan konuştum. " üzgünüm bayım, ama 26 yaşındaki bir kıza şeker uzattığınızın far...
