Elleri yavaşça saçlarında sonra yüzünde dolaşıyordu, yavaşça siktir çekti . Karşısındaki ayna bütün gerçekliği ile orada duruyordu ve yansıması da doğal olarak oradaydı. Elleri bir daha saçlarına geçti, çekiştirdi ve saçlarını serbest bırakmadı . " Hayır, hayır, hayır, hayır ..." Karşısındaki adamı tanımıyordu . Dudakları şaşkınlık ile açıldı. 1 Bu dışarıdan bakan herhangi birine muhteşem bir ziyafet olabilirdi ama genç adam daha da küfür edip yüzüne suyu vurdu . Su kirpiklerinden aşağı yol izledi ve ıslak yanaklarına tekrar dokundu. Üçüncü kez yüzüne su tuttuğunda bundan kurtulamayacağını anlamıştı. Ellerini boynuna götürdü ve daha sonra omuzlarını yokladı . Çelimsiz değildi fakat yapılı da değildi . Bu kesinlikle kendi vücudu değildi. Sadece boxer ile durduğu için üşüyordu ve bu onu hızlıca dolaba atmasına neden oldu . Beyaz duvarlar ve mavi çarşaflı yataklar hastanede olduğunu gösteriyordu. Dolabı açtı ama hüsrana uğradı çünkü burada hiçbir şey yoktu . Genç adam kaldığı odada başka bir kişi olmadığı için mutluydu. Bu odanın özel bir oda olduğunu anladığında neden birisinin onun için böyle bir masrafa gireceğini düşünmedi .
Sinirliydi, kanı kaynıyordu ve eğer 2 saniye daha bu yüzü görürse kendini dövebilirdi. Yatak çarşaflarına oturup dışarı böyle çıkamayacağını düşündüğünden boğazından bir haykırış çıktı . "Bu ne lan böyle ?" Kamera şakası değildi ve kesinlikle eski Tolga değildi .
Odadan içeri giren hemşire telaşla gözlerini genç adama iliştirdi daha sonra hemen dışarı çıkarak bağırmaya başladı. " Doktor Aktunç! 17 numara uyandı . Çabuk buraya gelin " . Doktor hemşire ile içeri girdiğinde hastasının gayet sağlıklı yatakta oturduğunu gördü. Ağzı şaşkınlık ile açıldı ve gözlükleri burnundan aşağı kaydı. Hemen kendine gelerek gözlüklerini tek parmağı ile yukarı ittirdi ve hemen çocuğa yaklaştı. "Aron, kötü hissediyor musun ,nasılsın ,ah dur! Kalkma bu iyi olmaz..." heyecandan kekeleyerek genç yüze baktı. Kumral kirpiklerinin arasından ona boş bakan o gözler ile garip hissetti . "A-aron?" genç adam ağzını açıp kekelediğinde doktor elini alnına vurarak hemşireye bir şeyler söyledi ve hemen çocuğa döndü. " Genç adam , hafızanızı... Ee şey nereye kadar hatırladığını sorabilir miyim? Sadece tedbir alacağız. Yaşın veya babanın adını söyleyebilir misin?" doktor az öncekinin aksine kontrolü eline alarak sakince konuşmuştu . Genç adama 'Aron' diye de hitap etmemişti . Genç adam kafasını biraz daha kaldırdı ve gözleri karşıdaki lavaboya kenetlendi. Artık ne Tolga'ydı ya da Aron . Hiçbir anısı yoktu . Bu çocuğu tanımıyordu ve karşısındaki adamın bunu bildiğini de biliyordu . Yine de denedi. Ağzını açtı ve birkaç kez tereddüt ederek yanıtladı . " B-ben, ş-şey bilmiyorum " . Az önce aynaya içinden küfür eden çocuk şu anda kim olduğunu bilmediği için korkuyordu . 'Kimim ben ?' aklından geçen tek cümle buydu.
Doktor öksürdü ve muayene etmek için izin aldı. Çocuğun 1 yıl önce olan kazadan sonra gayet iyi olduğunu gördüğünde onu orada kalması için uyardı ve çocuğun uyandığında söktüğü serumlara ve alete baktı. İç çekti ve yavaşça kapıyı kapadı . Aron ayaklarını sallayarak başını indirdi. Derin bir nefes aldı ve ciğerlerine değen temiz hava ile rahatladığını hissetti. Tolga olarak en son anısı neydi ? Tolga olarak yaşadığı son dakikalar aklına bir türlü gelmedi. Önemli olduğunu savunan iç sesine karşın beyni bomboştu . Son anıları artık yoktu. Doktor bir kadın ile içeri girdi . Kadın hızlıca konuşmayı böldü ve elinin tersi ile gözlerini sildi. Kafasını kaldırdı ve genç adam ile bakıştılar. " A-aron iyi misin bebeğim?" devrik cümleleri ve zor duyulan kısık yabancı aksanı havaya karıştı . Genç çocuk kadını inceledi . Kumral dalgalı saçları , yeşil hafif çekik gözleri ve çıkık elmacık kemikleri Aron'un yüzünün kopyası gibiydi. Kadın birkaç adım atarak genç çocuğa baktı. Gülümsemeye çalıştı ve oğlunun yaşadığını düşünerek kendini sakinleştirdi. Halbuki pembe yanakları ve gözleri orada ağladığında inat duran yaşlarla süslüydü . Kadın hemen hızlandı ve Aron'u kucakladı. "Aron bak uyanman , bu bir mucize ! Yani hatırlamak zorunda değilsin değil mi ? Ben yine yanında olacağım ve yine sen uyanık olacaksın" kadın kendini inandırmak için hızlıca konuşup oğlunun omzuna kafasını gömdü . Uzun parmakları ve yüzüğü Aron 'un saçlarına girdi. Yumuşak dokunuşlar saçında asılı kaldı ve birkaç yaş çıplak omzuna düştü . Daha sonra kadın kalktı ve yüzünü silip ellerini toz silkeler gibi kotuna vurdu . " Ah evet pekala . Aron bunları giymelisin daha sonra Akif Bey ile konuşacağız tamam mı hayatım?" . Umutla torbayı Aron'a uzattı ve hemen kapıdan dışarı çıktı . Aron bu kadını gördüğü anda nefes alamamış, üzüntüden kelimeler boğazında dizilmişti. Torbayı nazikçe açıp büyükçe bir sweat çıkardı . Sarı renki civcivli şey onu gülümsetti. Üstüne hemen geçirip altına kotlarını ve ayakkabılarını geçirdi. 1 saattir boxer ile geziyordu ve bu felaket bir şekilde onu utandırmıştı . Aynı zamanda oda esiyordu ve Aron uyandığı zaman hastane kıyafetini yırtmıştı . Nefesini vererek kapıyı çekti ve dışarı doğru yürüdü. Bedeni hala alışkın değildi ve yalpalanıyordu . Hastane midesini berbat etmişti ama belli etmedi . Ayrıca vücudu sürekli serum ve vitaminler ile ayakta durduğu için acıkmıştı. Annesi, Aron'u kolundan nazikçe tutup 'Akif Aktunç' yazan kapıdan içeriye soktuğunda hemşire doktora karşı teşekkür edip elindeki kağıtları masaya bıraktı. Aron'un annesine geçmiş olsun dileyerek kapıdan çıktı ve ardından da kapattı . Odada gergin bir ortam oluştu ve Aron, annesinin yine kötü bir durumda olduğunu sezdi yavaşça kolundaki eli sıktı ve gülümsedi . Annesi gözündeki yaşlar ile Aron'a şaşkınlık ile baktığında doktor dosyayı çıkararak Aron'a baktı . "Lütfen oturun " . Bu söz ile annesi kendini ilk koltuğa ve karşısına da Aron'u oturttu .
"Bakın ben lafı dolandırmak istemiyorum . Oğlunuz geçici olarak birtakım şeyler hatırlamıyor . Bunun kalıcı olmamasını umuyoruz . Sadece bu süreçte iyi dinlenme ve piskolojik yardım gerekiyor. Ayrıca 2 ay boyunca da buraya kontrole gelseniz iyi olur . " Kadın rahat bir nefes aldı ve ellerini yüzüne götürdü. "Akif Bey gerçekten hakkınız çok yani nasıl teşekkür edebilirim, inanın bilemiyorum. " 40'larındaki adam gülümsedi.
Aron tüm bunlar olurken gözlerini kapattı ve annesinin çıkış işlemlerini halletmesine kadar da gözlerini açmadı . Doktor Akif annesine de yardım ederek Aron'un odasında kalmasına izin vermişti. Daha sonra kadın heyecan ile Aron'un koluna girdi . Arabasına geldiğinde Aron'u yine nazikçe arka koltuğa oturttu ve sürücü koltuğuna oturup kapıyı kapadı.
Dışarısı soğuktu ve ayrıca karanlıktı . Kadın ellerini esnetirken, Aron'a şişe şu uzatırken, arabayı çalıştırmaya çalışıyordu. " Ah işte böyle eh, tamam . İşte evimize gidiyoruz . Sen yine uyanıksın ve sağlıklısın ." Mutluluk ile konuştuğunda Aron suyu püskürtecekti. Hayır diye düşündü . Aron ölmüş olabilir ama bu kadın onun için ağlamayacaktı. Suyu geri boğazına gönderdi ve şişeyi dikti . Elleri boş şişede ve gözleri karanlık yol ile kenetlendi.
İşte şimdi bir başlangıç şansı vardı . TolgaBüyüker olarak değildi belki ama Aron olarak bu şansı kullanacaktı...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
İvanevladım yeşil gözlerine kurban ♡♡♡♡♡♡♡ OYŞŞ YERİM BEN BUNU BEEEE