Yine yalnızlığın dibine vurmuştum. Kaybettiklerimden sonra hayatıma yön vermem gerektiginin bilincindeydim.
Duygularımı yoğun yaşamıştım hep. Hepte gizli saklı. Birbirinden kopuk bir aileyle büyümüştüm. Annemle pek anlaşamazdık. Pek dertlerimi açamazdım kimseye. Annemde vardı hep ama oda hep mutlu gormek istedigini dusundugumden belli edemezdim. Cogu kez yalan soyledim. Ama kalbini kirmaktan hep cekinmistim.
Su son bir aydir yokluğunun acısını çekiyordum. Yakalşık bir yil önce babamın annemi aldattığını öğrenmiştik.Uzuntuden ve caresizlikten kansere yakalanmisti. Aci cekiyor, gozlerimin onunde acıyla yok oluyordu.
Hep icim acıcaktı o zamanları hatırlayınca.
Babam aslında dunya tatalisi bir insandi. Sonradan zengin zuppelere donusmustu. Alkollu kumarli ortamlar derken geldigimiz durumlar belliydi.
Biz iki kardeştik abimle aramizda yaklaşık uç yaş vardı. Az yaş olmasına ramen hiç abi kardeş gibi değildik. Hep ciddi bir mesafe vardi aramizda. Yapı olarakta çok kıskanç bi insandı. Üniversite secimini iyi olması için iki yıl mezuna kalmıştı. O iki yıl hayatımın en depresif yıllarıydı.
Normal insanlar gibi dışarıya çıkamıyor,sosyal medyayı da her şey gibi kısıtlı yasıyordum. Cogu şeye de annem için katlanıyordum. Annem de bu tür insanlar gibiydi. Kısıtlayıcı insanlar.
Poşetleri kayaların arasına bırakıp cantayı da yanına koydum. Sahilin biraz daha ıssız yerleriydi buralar. Kumların bulundugu yere oturup sırtımı kayaya yasladım. Bacaklarimi icime cekip kollarimi bacaklarıma sardım. Kafam istemsizce dizlerimin ustune dusuyordu.
Hava diğer gecelere göre biraz daha serindi.Dusunemiyordum artık. Ne oldugunu, ne yapicagimi. Havanin serinligiyle kısarıp uyusan yanakalrımdan yaslarin süzüpdüğunu hissedebiliyordum. Elimin tersiyle yanaklarımı sildım. Esen ruzgarla dagilan saclarimdan bikarcasina bilegimdeki siyah tokayla daginik sekilde topuz yaptim. Derin bir nefes alip verdikten sonra
"Amaan" dercesine sırıtıp kafa salladım kendi kendime.
Bu zamana kadar hep hayatıma yon verirken, seçim yaparken korkmustum. Kaybetmekten acı cektirmekten Artık korkmuyordum.
Posetten siseleri ve paketi cıparıp kot ceketin ceplerini yoklayıp çakmak arandım. Yavaşca sıgaranın zelatinini acarken
"vay be ne hallerdeyim, oysa sigara zararliyd"dercesine kendime dalgasında iç geçirdim. Hep zararlı bulmuştum oysaki. Bunun bilincinde yaşardım. Çıkmazlardayken tesellli ederlermiş de farketmemisim oysa.
Esen ruzgarla karışan dumanlar, içimi isitan sıcaklığı, yakamozun dinlendirici uyuşturucu sesleri bi nebze olsun sakinleştirmişti.
Kumlara basarak sondurdugum kacinci izmalit oldugunun farkinda degildim. Soğuktan titrediğimi sanarken sişelere yoneldiğimde babamın aradığından telefonun titrediğini farkettim."Derdin ne, rahat burak" dercesine soylenip meskule attim. Ilk araması olmadığını analyınca devamı gelicegini farkedip uçak moduna aldim telefonu. Oscar and the wolf'un princes şarkısı açtım.
Şişenin kapağını açarken "kızım, janset çokta uzak değilmissin bu sişelere, bak dostun olmuşlar" dercesine bir daha alay ettim kendimle.
Siselerin sonlarına geldikce sarki sozleri karışıyordu. Ay ışığıyla gözlerim kamaşıyor, olanlar annemin son halleri gozumde canlaniyordu. Agalamamın hizlandigini hissediyordum, nefesim kesiliyor bobregimdeki agri siddetleniyordu. Acılı kıvranışlarımdan sonra gücüm kalmamıştı. Ay ışığı gözlerimi kamaştırmaya devam ediyordu sımsıkı gözlerimi kapattım. Annemin silueti gozlerimde canalnıyordu...
CITEȘTI
Missipsk
Ficțiune adolescențiAcılar. Bazen yeni fırsatlardır. Kendiniz olmada. Özgür olmada. Janset hep özgürlük aramıştı. Ne oldugunu bilmeden acısıyla cıkmıştı bu yola. Sonunu bilmeden, özgürlüğün sonsuz olmasını umut ederek. Ama asla burakmiyordu acıları pacasini. Bu yolda h...
