prologue

254 41 148
                                        

Kapalı bale odasında bara tutunarak bedenimi geriye doğru esnettim. Tek elimi havaya kaldırarak sırayla kollarımı gerdikten sonra odanın kapısı açıldı ve kendinden eminliğiyle yeri sarsar adımlarla içeriye Bayan Tempeste* girdi. Benimle beraber yedi sekiz genç kız daha barların önüne, orada olmamaları çok büyük suçmuş gibi telaşla, birbirinden güzel tütüleriyle sıraya dizildi. Bayan Tempeste kafasının tepesinde sıkıca bağladığı tamamen kusursuz topuzu, diz altı kalem eteği, kalın çerçeveli gözlüklerinin altında Fransızlara özgü simacını saklayan, tamamen baş belası bale öğretmenimizdi. Kaba gözlükleriyle birleşerek daha keskin bakışlar atan ve üstümüzde en ufak kusuru dahi bile fark edebileceğini belli eden gözlerinin altında sabah sabah ezilmeye alışmıştım.

"Bonjour, bayanlar." Fransız aksanını abartılı şekilde yansıtmaktan hiç çekinmeden, suratlarımıza tükürürcesine konuştu. "Eğer hazırsanız kaldığımız yerden devam edelim."

Dizildiğimiz sırada Bayan Tempeste'nin işareti ile sağımıza döndük. Sağ elim ile bara tutunarak arama mesafe koydum. Vereceği komut için hazır pozisyonumda bekledim, topuklarıma yıllardır bale kurslarıma rağmen alışmanın imkansız olduğu ufak ama rahatsız edici sızı girmişti bile.

"Birinci pozisyon!"
Topuklarımı birleştirdikten sonra sol ayağımı gergince kaldırdım.

"Plie!"
Topuklarımı ayırmadan dizlerimi bükerek vücudumu aşağıya indirdim. Baldırıma giren keskin ağrı ile yüzümü ekşittim.

"Üçüncü pozisyon!"
Sol bacağımı tekrar yukarıya kaldırmaya çalıştım. Ancak çok başarılı olamadım. Birazdan olacakları çok iyi biliyordum.

"Plie!"
Tekrar topuklarımın üstünde eğilmeye çalıştım. İnatçı bir şekilde baldırımı bırakmayan ağrı kendini tekrar belli ettiğinde ağzımdan istemsizce küçük bir inilti kaçtı. Sanki engelleyebilirmişim gibi dudağımı ısırdım ve kafamı Bayan Tempeste'ye çevirdim. Dedim ya, olacakları biliyordum. Pek gevşek kurallarımız olduğu söylenemezdi.

Bayan Tempeste uzun ve bakımlı tırnaklı eli ile kalın çerçeveli gözlüğünü ittirip altından beni gerginlikten titretecek bir soğuklukla bakış attıktan sonra bu soğukluğa tezat kızgın ve harlı sesiyle konuştu. "Bayan Abella*, çıkabilirsiniz."

Özür dilememin ve başımı eğmemin ardından ecelimden kaçıyormuşcasına hızlı adımlarla patiklerimin üzerinde uzaklaşarak bale odasından çıktım. Kapının ardında bir cennet vardı adeta ve buram buram özgürlük kokuyordu, şayet kapının diğer tarafı Bayan Tempeste ile adeta bir cehennem azabı idi. Bir kaç adım ötemde bize ait soyunma odası bir başka özgürlüğümün kapısıydı sanki, bir an önce bu iç organlarımın yerini unutturacak kadar dar ve bir taraflarımla fazla haşir neşir olan çıt çıtlı mayodan, kuduz gibi kaşındıran tütüden kurtulmak ve eşofmanıma kavuşmak istiyordum. Savsak adımlarla kapıya yürürken kafamı hissedemeyeceğim kadar sıkı saran topuzumdan kurtarmaya çalışıyordum ancak kapıyı aceleyle açtığımda karşılaştığım sahne ağzımı bir karış açmama neden oldu.

"Tanrım, Abella! Fransa'da kapı çalma adeti yok mu?" Calum Mükemmel Hood, kucağına zevkle oturtturduğu sürtüğünün altından sinirle bağırdı.

"Tanrım, Calum! Buranın soyunma odası olduğundan haberin yok mu?"

Gözlerimi devirerek dolaplara doğru ilerledim. Şu koskoca okulda, belki de haz etmediğim tek insandı. Hiçbir vasfı olmayan, geri zekalı müzisyenin tekiydi. Ayrıca çavuşuna harcadığı gereksiz efor da düşünüldüğü zaman kafamın içinde annem tarafında kodlanmış alarm çılgınca ötmeye başlıyordu; uzak dur, uzak dur!

"Açtığın kapılara dikkat et kasıntı. Ardında fazla ateşli şeyler olabilir."

Kucağındaki kızı kaldırdıktan ve poposuna bir şaplak atıp, at dehler gibi açık kapıdan kızın koşarak gitmesine neden olduğunda bana doğru yaklaştı ve o yaklaştıkça midemde engelleyemediğim hareketlenmeler meydana geldi. Nasıl tarif etsem... Öğürme isteği?

Bana yaklaşan yüzüne dönüp söylediği üzerine hayret ve alayla tek kaşımı kaldırarak, konuşma zahmetine girmeden cevap verdim.

Sinsiliği kilometrelerce öteden sezilecek bir şekilde sırıtışını büyütürken açık soyunma odasının kapısından çıkmadan önce son kez konuştu.

"Mesela... Calum Hood gibi ateşli şeyler."

Odadan çıkmasına rağmen arkasında bıraktığı ego parçalarının ardından şaşkınlıkla baktım.

Tanrı aşkına, açtığım kapıların ardından o çıksa, kapıyı kilitler ve muhtemelen kilidi... Onun götüne sokardım.

-

Tempeste: Fransızca isim anlamı asi, sinirli kimse.
Abella: Fransızca isim anlamı nefes, soluk.

abella :: chWhere stories live. Discover now