Daha yolun başındayız Refika.
Yolun başındayken insan korkar. Korkudan küçülür hisseder kendini. Küçülürken de içinde bir yanardağ gibi kabaran heyecanından yerinde duramayıp bir nefeste yolun sonuna varmak ister. Yol söylenildiği gibi uzun ve ince değil artık Refika. Saklambaçlı olmuş yollar. Saçının her teli gibi kıvrım kıvrım kapı açıyorlar bana. O yüzden korkuyorum Refika, yolun kıvrımlarına takılıp kalmaktan ,takılıp da sonuna varamamaktan.
Bana sürekli kapılar açıp durma Refika. Bütün kapılar senin. Zamana sarmalanmış anahtarlarını ilk seferde bulmak tabi kolay gelir sana. Bırak hangi kapıyı açabileceğimi, belki de en sona kalan doğru anahtarı tutana kadar ben deneyeyim.
Şu köpüren, kabaran ve kabardıkça iştaha gelip, deniz kenarına sığınmış gidecek başka yeri olmayan kayalıklara doğru yükselip silleyi çakan dalgaları görüyor musun Refika, işte bende şu an yolun başındayken o kayalıklar gibi burada bekliyorum. Sürekli etrafıma bakınıp benim için iştahla kabarıp koşan dalgadan kaçmak istemiyorum artık. Bıraktım kendimi, gelsin, gelsin de çarpsın bana. Kıvranmaktan giremediğim şu yollardan birine sürükler de bende bilmem hangi yolun kıyısında açarım gözlerimi.
O yüzden bırak artık önümde dalga kıran olmayı Refika. Her kestiğin dalganın sakinliğinde tanımadığım kimseler hüküm sürdü denizimde. Onlar rahat yüzsün, boğulmasın, tuzlu suyu yutmasın ya da kayalıklardan ayaklarını rahatça sallayıp parmaklarını okşayan sularla sarmaş dolaş olacaklar diye benden esirgediğin, hayır hayır benden çaldığın dalgalar başka kayaların yüzünde yıllanmışlığın çizgilerini, yaşanmışlığın izlerini bıraktı.
Şimdi duyuyor musun beni, görüyor musun beni Refika. Ver benden aldın dalgalarımı. Senin sandığın gibi yüzüme çarpacak tokatlar, ya da içime yaralar açacak gibi acımasız değildi onlar. Senin ince ve uzun diye vaat ettiğin ama bilmem kaç parçaya ayrılan yolun sonuna doğru giderken yorulduğumda sırtımdan itecek götürecek yoldaşlarımdı onlar benim.
Daha yolun başındayız Refika...
Kırk yılın hatırını çıkınıma doldurmuşsun gibi ahkam kesip, dilim damağım kurur diye aldığım birkaç su buklesini neden döktün? Rüzgarın sürüyerek bir araya getirdiği ve her biri farklı özlem dilini konuşurken bir sonraki rüzgar otobüsüne binip belki geldiğimiz yere geri döneriz umuduyla tutuşan kum tanelerini söndürmek için mi?
Ya ben ne olacağım Refika ya ben. Ya o söylediğin buz gibi akan çeşmeler, ya benim geçtiğim yolun kenarında yoksa. Asma suratını Refika asma işte. Şu göz alabildiğince uzayıp giden, mevsimlerin yeryüzüne bıraktığı gök kuşağı bahçelerine gözlerimi kapatıp bir kuru çalıya dalsın diye çizme defterime. Çizme Refika, yapma.
YOU ARE READING
REFİKA
Short StoryDaha yolun başındayız Refika. Yolun başındayken insan korkar. Korkudan küçülür hisseder kendini. Küçülürken de içinde bir yanardağ gibi kabaran heyecanından yerinde duramayıp bir nefeste yolun sonuna varmak ister. Yol söylenildiği gibi uzun ve ince...
