Bölüm Bir | Ela Gözler

3.1K 269 91
                                        

Herkese merhaba! Yeni hikaye, yeni heyecanlar, yeni maceralar ve güzel karakterlerim...
O kadar heyecanlıyım ki, umarım bu yolculuğumuzun başında beraber olduğumuz gibi sonunda da beraber oluruz ve umarım beğenirsiniz..❤️

'Keyifli Okumalar'☀️

Bölüm Bir -Ela Gözler-

Gecenin karanlığı tüm sokağa hükmetmiş, rüzgar ılık ılık suratıma çarpıyordu. Sokağın her zamankinden daha sessiz oluşu dikkatimi çekmiş, beni bir nebze ürkütmüştü. İster istemez kafamın içinde oluşan kötü düşünceleri yok saymaya çalışarak hızlıca eve doğru ilerledim.

Çalan telefonum tüm sessizliği bozmuştu arayan kişinin Duru olduğunu anladığımda beklemeden açtım. Çünkü Duru sadece ev arkadaşım değildi, olmayan kız kardeşim, ablam, sırdaşım, yeri geldiğinde de şefkatli bir anne. Üniversite de bir arkadaşımız vesilesiyle tanışmıştık ve tam 8 yıldır birbirimizden hiç ayrılmamıştık. Her zaman hep yan yana olmuştuk. Nöbete kaldığım günler ne zaman gece dönecek olsam ben eve gelene kadar uyumaz ve aramadan duramazdı.

Duru mimar olduğu için gece çizim için mesaiye kaldığında bende aynı şekilde uyuyamazdım...

Sonunda çalan telefonumu açtım ve konuştum.

"Efendim canım"

Önce derin bir oh çekti ve hiç beklemeden konuşmaya başladı "nerdesin sen aklım çıktı, neden hemen açmadın?" diye sitemkâr sözlerle cevap vermeme müsaade etmeden sorularını sıraladı.

Bu haline gülmeden edemedim. "İyiyim güzelim 10 dakikaya evde olurum, merak etme istersen uyu." dedim.

Tekrar derin bir nefes aldı. "Nasıl merak etmeyeyim, uyumayı denedim ama sen şu eve girmeden uyuyamıyorum hadi çabuk ol, neyse dikkatli gel tamam mı?"

Güldüm. "Tamam dikkat ederim, hadi görüşürüz Allah'a emanet ol" diyerek ekledim ardından telefonu kapattım.

Konuşmamızın ardından 5 dakika sonra kendimi apartmanın önünde buldum. Bu eve 5 sene önce taşınmıştık ve iki kişi için oldukça büyük bir evdi hem çalıştığım hastaneye hemde Duru'nun çalıştığı mimarlık ofisine yakın olması bizim için en büyük avantajdı.

Sonunda çantamın içinde arayıp durduğum anahtarı zor da olsa buldum. Siyah demir kapıyı anahtar yardımıyla açarak apartmana girdim.

Ardından merdivenlere yöneldim 6 katı çıkmaya başladım. Asansör fobim olduğundan küçüklüğümden çıkacağım kat ne kadar yüksek olursa olsun asansör kullanamaz merdivenlerden çıkardım.

Nefes nefese ve söylene söylene merdivenleri çıktığımda bittiği için şükür edip hemen zile bastım. Birinci basışımla Duru'nun kapıyı açması bir oldu. Kapıyı açar açmaz derin bir oh çekti. "Hoş geldin" dedi.

Onun bu hareketine gülmeden edemedim."Selamın Aleyküm, hoş buldum" dedim.Hemen içeri geçip kendimi koltuğa bıraktım.

☀️

Eve geleli yarım saat olmuştu. Üstümü değiştirmiş salonda Duru ile oturmuş konuşmadan sessiz bir şekilde kahvelerimizi içiyorduk. Bu sessizlik ve kahve ikilisi ikimizinde yorgun olduğunu apaçık gösteriyordu.

Çünkü başka zaman olsa kahve içerken susmadan konuşurduk, ne zaman yorgun olsak konuşamazdık..

Bu sessizliği bozan Duru'nun aniden hareketlenmesi oldu. "Aa Ferza bak unuttum Zehra teyze yine bize kurabiye getirdi, getireyimde kahveyle birlikte ye."

Kalkmak üzere olan Duru'yu elini tutarak durdum."Yok kuzum sağol aç değilim hem bu saatte yemiyeyim."Dedim.

Duru'da üstelemeden yerine oturdu.

Zehra teyze bizim üst katımızda ki dairede tak başına yaşıyordu. Altmış yaşlarındaydı. Taşındığımız günden bugüne bize her gün bir şeyler getirmeyi ve halimizi hatırımızı sormayı ihmal etmezdi. Bizde onu her zaman komşumuz değil teyzemiz olarak gördük. Zaten haftanın 2 günü yalnız bırakmamak adına birlikte oturur bir şeyler yapar, vakit geçirirdik.

O kadar enerji dolu bir kadındı ki altmış yaşında olduğuna kimse inanmıyordu.

Ortamın sessizliği Duru'nun telefonunun sesiyle bir anda bozuldu.

Bu saatte çalması garibimize gitmişti çünkü saat gecenin bir yarısıydı.

Duru beklemeden telefonunu açtı.

Konuşmaya başladı bende meraklı gözlerle onu izliyordum.

"Tamam ablacım iniyorum" dediğinde arayanın Duru'nun ablası olduğunu anlamam çok zaman almadı.

Merakla koluna dokunup "Ne oldu? Bir sorun yok inşallah" dedim.

Duru bana bakıp "Eniştemin annesi fenalaşmış ablamlar oraya gidiyorlarmış, Elif'i de bize bırakacaklar, ben aşağıya almaya gideyim" Dedi.

Bende gülümseyerek kafamı salladım "Tamam sen git bende yerini hazırlayayım bıcırığın"

Duru güldü ve hemen şalını kafasına bağlayıp aşağıya indi. Çok değil iki üç dakika sonra zil tekrar çaldı. Bende başıma başörtü alıp her ihtimale karşı kapı dürbününden gelene baktım gelen Zehra teyzeydi.

Bu saatte önce biraz şaşırsamda Bekletmeden hemen kapıyı açtım. Gözlerimi Zehra teyzenin gözleriyle buluşturdum. "Zehra teyze hoş geldin. Hayırdır bir sorun yok inşallah." Dedim, kötü bir şey olmamasını dileyerek.

Zehra teyze pekte sakin olmayan halleriyle gözlerime bakıp "Kızım koş yetiş torunum, torunum ölüyor" dedi.

Önce bu dediğini anlayamasamda, hızlıca kendimi toparladım. "Ne? Nerede?" Dedim.

Sorumla birlikte gözünden akan yaşa engel olamadı ve tekrar konuşmak için ağzını araladı. "Üst katta be-benim evimde, kızım hadi gel." Dedi çaresiz bakan bakışlarıyla.

Başka bir soru soramadan Zehra teyzeyi dinleyip anahtarımı aldım, ev terliklerimi bile çıkartamadan aceleyle kapıyı çekip çıktım.

Hızlıca üst daireye koştum. Hatice teyzede arkamdan geliyordu hemen daireye girdim evin koridorunu 2 adımda geçip, salona adım attığımda gözlerim direkt karşı koltukta üstü başı kana bulanmış, bilincinin kapanmaması için büyük bir çaba sarf eden adamı buldu. Tahminimce 25 yaşlarındaydı. Daha sonra bakışlarım hemen koltuğun başında onun uyumaması için ona bir şeyler söyleyen 1 kız ve 1 erkeği buldu...

Uzun süre onlara baktığımı fark edince daha fazla bakmadan hızlıca bakışlarımı çektim. Adımlarımı koltukta yaralı olarak yatan adama doğru yönlendirdim.

Hemen yanına gidip dizlerimin üstüne çöktüm. Bakışlarımı başındaki genç kıza çevirdim o anda göz göze geldik tam yarasının nerede ve nasıl olduğunu sormak için ağzımı açacaktım ki... Kapının gürültülü bir şekilde çalınmasıyla hepimizin bakışları kapıya yöneldi...

AFİTAP | Güneşin DoğuşuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin