Öyle Bir Yerdeyim Ki

15 1 0
                                        

Sezen Aksu- Yetinmeyi Bilir Misin?

Bir şehirde en fazla bir, belki bir buçuk sene kalmışımdır. Hiçbir yerin insanı olamamak, ait olduğum yeri tanımlayamamak hayatım boyunca beni yoran ve umudumu kaybettiğim şeylerden biri olmuştu. Ancak insan bazen bir şeyin farkına biraz zaman geçtikten sonra varır.  Ben de elime bir şans geçebileceğini ancak geçen sene fark etmiştim. Şans, talih ya da kafanıza dışkılayan kuş, ne derseniz olur, her zaman herkesi bulamaz. Bazılarının, bazı hayata bilmem kaç geriden başlayanların onu kendi elleriyle yaratabilmeleri ve bunu yakalayabilmeleri gerekir. Bu yüzden yaşadığım aydınlanmadan beri, yani yaklaşık 8 aydır çabalıyorum. 

Annem bendeki bu ani çalışma hırsını iyiye yormayı seçiyor. Bu benim açımdan da oldukça sevindirici. Bu şekilde hiçbir aksiyonda bulunmamasına rağmen birilerinin bir şekilde yanımda olduğunu hissediyorum. Ve bu da kendi kendimi daha fazla motive etmemi sağladı. 

Babam nerede olursak olalım hep saat yedi buçukta eve gelir. Genelde o saate kadar canımın istediğini yapsam da babamın gelişiyle ev bir tiyatro sahnesine döner. Ben ders çalışıyor gibi yaparım ve babamın ayak seslerini beklerim. Ancak artık sürekli ders çalıştığım için babam gerçek çalışmanın ne olduğunu yeni anlıyor. Daha önceleri -mış gibi yaparak günlerimizi geçirdiğimizi fark etse de yolun neresinden dönersek kar olduğu fikrini desteklediği için sessizliğini sürdürüyor. Ve bence bunu yapması oldukça mantıklı. Üniversite sınavı açıklandıktan sonra sonucuma göre defterimi dürüp dürmeyeceğine karar vereceğini hissedebiliyorum.

Sınava yaklaşık beş ayım kaldı ve bu sıralar ikinci temel bilim kitaplarımı bitirmeye çabalıyorum. Bu sırada belli aralıklarla sözel derslerinin ve son senenin konularının kitaplarını da eritiyorum. Ve bu düzenimi giderek zorlaşan sorularla devam ettiriyorum. Şimdilik her şey yolunda gibi. Okul denemelerim ve şehir denemelerimde de belirgin olmasa da gelişme gösteriyorum. Henüz kimse bilmiyor galiba, ama ben tüm umutlarımı bu emeğimin karşılığına bağladım. Bu sınav ve kazanacağım okulda en az dört sene kalacağım. Orada temel atabileceğim. Belki kalıcı arkadaşlıklarım olacak, belki de çok sevebileceğim bir sevgilim... Oradaki pek çok yeri gezip görebileceğim ya da göremeyeceğim ama bunu sorun edemeyecek kadar çok vaktim olacak. Ailemden uzakta olmak bana iyi gelecek. Konfor alanımdan dışarı çıkacak ve ailemi özlediğim için ağlama ihtimalim bile olacak. Ama işin sonunda kendi kararımın sonucunu yaşayabiliyor olacağım. Ailemin kararlarıyla ömrümü tüketmek ve onların yarattığı imkanları yaşamaktan yoruldum. 

Daha öncesinde hiç sorun olmuyordu ama artık büyüdüm ve bir şeylerin sorumluluğunu resmi olarak üzerime almamın gerekebileceği bir yaşa geldim ama kendimi yeterince tanımadığımın ve potansiyelimi bilmediğimin farkındayım. Bu, bir şeylere geç kaldığımı düşünmeden önce çözmem gereken, daha önemli bir problem. 

Ertesi gün, evden çıkmadan önce yüzüme bir bb krem, dudaklarıma da bir parlatıcı sürdüm. Üniversite sınavı için düşük çözünürlüklü bir kamera ile fotoğraf çekineceğim için ultra çirkin görünmek istemedim. Sınıfa girdiğimdeyse beni ilk gören Hajin oluyor. Ancak yüzünde bir memnuniyetsizlik var, kesinlikle merak etmiyorum. Ancak iki dakika sonra yanıma gelmesiyle merakım filizleniyor.

"Jimin, merhaba. Açıkçası yakın olmadığımız için fikrimi belirtmem hakkında ne düşünürsün bilmiyorum ama..."

Biraz durdu, tepkimi ölçmeye çalışıyor. Onu tersleyip terslemeyeceğim konusunda emin değil çünkü. Ama tepki vermemem ve ilgimi ona yöneltmem onu cesaretlendiriyor.

"BB kremi pek iyi yaymadığın için yüzün olmasını planladığın gibi durmuyor. Sana yardımcı olmak isterim, fotoğrafların üniversite kartlarında da kullanılacağını duydum."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 08, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

IRREPLACEABLE - YoonminWhere stories live. Discover now