-1-

2.7K 48 10
                                        

Taehyung tam olarak nereye gideceğini bilmeden kampüsün içinde geziyordu
neredeydi ki bu Güzel Sanatlar Fakültesi birilerine sorsaydı daha iyi olurdu, kayıt başka bir binada yapıldığı için Taehyung ilk kez 4 yılını geçireceği fakülteyi görecekti hem korku hem de heyecan bir arada zorluyordu onu karmaşık duygular içinde yürümeye devam ederken fakülteleri gösteren tabelaları takip etmeye karar verdi ve birkaç takip sonrası nihayet fakültesini buldu. Bina toz pembe ve oldukça marjinal bir görünümdeydi ve bu Taehyung'un hoşuna gitmişti buraya alışması kolay olacak gibi hissetti. Sırada girmesi gereken sınıfı bulmak vardı fakülteye girip öğrenci danışma merkezi yazan odaya girdi ve Resim bölümü birinci sınıf olduğunu söyleyip ne yapması gerektiğini sordu ve yönlendirmeler ile öğrenci işlerine gelip ders programını aldı, böylece derslik 1'e doğru yol alabildi. Üniversitenin Taehyung'a ne getireceği çok büyük bir soru işaretiydi ne kimseyi hayatına almak istiyordu ne de kimsenin hayatına dahil olmak. Üniversitesiteyi kazandığını öğrendiğinde kendine bir söz verdi 'kimselere yaklaşma, kimsenin sorumluluğunu alma' diye yaşayacaklarından bihaber, kendinden emin bir şekilde sınıfına girdi. Kendisi için kalabalık sayılacak sınıfa göz atmadan boş bir yer bulup oturdu ve kimse ile konuşmadı. Diğer öğrenciler ise isimlerini sorarak çoktan arkadaşlık kurma evresine geçmişti. Nihayet hoca gelip ufak bir tanışma yaptıktan sonra dersi bitirip çıkmıştı.

Taehyung acele etmeden çantasını alıp sınıftan çıkıp kantin ya da kafeterya gibi bir yer aramaya koyuldu nihayet aradığı kafeteryayı bulup oluşan sırada bir sıra daha oluşturdu. Bu esnada etrafına bakıyordu demek üniversite böyle bir şeydi gerçi henüz ilk günüydü ama heyecanı dolup taşıyordu her yerinden. Soğuk bir şeyler alıp dışarıda sakin bir yer bulma ümidi ile fakülteden çıktığında çimler kitap okuyan, sohbet eden ve uzanan öğrenciler ile şenlenip can bulmuştu ama şu an kesinlikle Taehyung'a hitap etmiyordu ona daha sakin bir yer lazımdı. Etrafı gezdikten sonra fakültenin sol tarafında bir açıklık gördü orayı fark edince daha iyi görmek için gittiğinde kuytu bir alan ve bir bank ile karşılaştı ve yerde tek tük sigara izmaritleri. Belli ki sigara içmek için bazı öğrencilerin tercih noktasıydı ama burayı sevdi Taehyung oturup soluklandı ve diğer dersin saatine baktı hala 1 saat vardı, hiç bilmediği bu üniversitede güvenli alanı bulmuşken çıkmak istemediği için kulaklığını çıkarıp müzik dinlemeye koyuldu.

Ne ara uyumuştu bilmeden alel acele saate bakıp derse yetişmeye koyuldu. Biraz geç kalmış olsa da ilk gün olduğu için hocalar anlayış ile tüm öğrenciler ile tanışıp dersi bitiriyordu. Sadece iki dersi olduğu için Taehyung rahat bir nefes alıp sınıftan çıktı ve aniden birinin ona seslendiğini duydu.

"Hey, Taehyung! Kim Taehyung?"

Arkasına dönüp baktığında küllü sarı saçları ile ilkokul arkadaşı Park Jimin'i görmesi bir oldu. 
"İnanamıyorum sen bu üniversitede ve bu fakültedesin!"

Jimin şaşkınlığını gizleyemeyerek Taehyung'a aniden sarıldı. Şaşkınca gözlerini açan Taehyung ne tepki vereceğini bilemeden sadece gülümsüyordu.

"Evet resim bölümündeyim yeni birinci sınıfım. Ben de şu an çok şaşırdım seni gördüğüme ama iyi görünüyorsun"

Taehyung şaşkınlık evresini aşınca rahat bir nefes aldı. Şaşkındı çünkü Jimin ile yakındı çocukken hatta sıra arkadaşıydı ama aniden okuldan kaydı silinmiş ve bir daha hiç görüşememiştiler.

"Vaktin varsa biraz oturalım mı açıkçası seni merak ediyorum?"

Jimin'in bu teklifini kabul eden Taehyung onu takip etti ve bir kafeteryaya gelip oturdular.

"Çok değişmişsin ama hala çok yakışıklısın"
jimin sohbeti bir yerden başlatmak için sözü almıştı.

"Büyüdük ve değiştik" aslında gergin bir ortam oluşturmak istememişti Taehyung ama aklına ilk gelen cümleyi seslendirmiş oldu.

"Evet öyle oldu. Eee nerede kalıyorsun yurtta mısın?" Jimin sanki Taehyung'un gerginliğini hissetmiş gibi hemen neşeli bir sesle başka sorular yöneltmişti.

"Evet yurttayım şu an, aslında evde kalmayı tercih ederdim ama tek bir kişi için evlerin kirası çok fazla. Bu arada sen ne okuyorsun?"

"Ben müzik bölümündeyim, bilirsin küçükken beraber hep söylerdik, ikinci sınıfım, sen ara mı verdin neden birinci sınıfsın?" Böylece Taehyung yine gerilmiş oldu.

"Kişisel sebepler işte bir yıl beklemeyi daha uygun gördüm, sen de yurtta mı kalıyorsun Jimin?"

"Aa hayır asla öyle bir hata yapmam bir daha. Kötülemek istemem ama yurt kesinlikle benlik değil. Şu an iki arkadaşım ile yaşıyorum onlar da müzik bölümünde." Bu esnada Jimin'in telefonu çalmış kısa bir görüşme yapmıştı.

"Taehyung çok özür dilerim evde çocuklar beni bekliyor akşam program yapmışlar da kalkmak zorundayım"

"Tabi benim de yurda gitmem lazım yine görüşürüz zaten" bu kısa vedalaşmadan sonra Jimin gitmiş Taehyung da yurda gelmişti. Jimin' in dediği gibi ne sıkıntısı olabilirdi ki buranın neyse bunu yaşayıp görelim dercesine elini sallayıp duşa girdi.

Ders 8'de olmasına rağmen Taehyung fakültesine 10 dakika uzak olan yurt odasında saat 5'te uyanmıştı. Yurt odaları 4 kişilikti ve aynı odada uyuduğu üç kişiden sadece kırmızı saçlıyı sevmişti sürekli gülümseyip olumlu enerji dağıtıyordu ama adını bile sormamıştı aslında hiçbiri sormamıştı, Taehyung'un işine gelen bu durum diğerlerinin işine de gelmiş görünüyordu. Tekrar uyuyamayacağını anlayan Taehyung sessizce odadan ve yurttan çıktı sessiz kampüste uyanık olan tek canlıydı sanki, kampüsünün en sevdiği yerlerinden biri olan ve kolaylıkla gidilen sahiline gidip güneşin doğuşunu izledi. Hiçbir zaman yanında eksik etmediği eskiz defterini çıkarıp bu anı hatıralarına eklemeliydi, erken uyanmıştı ama şu an aldığı zevk karşısında bir daha asla uyumamayı tercih edebilirdi. Resim çizmek Taehyung için nefes almaktı, özgürlüğün temsili, can damarıydı adeta.
Yurttan erkenden çıktığı için kahvaltı saatini kaçırmıştı Taehyung ve şimdi aç olduğunu hissediyordu derse 30 dakika vardı ve kesinlikle bir tost yiyebilirdi hızlıca siparişini verip masasına oturdu. Tam bu esnada tanıdık ve içini rahatlatan o yüzü gördü yine Park Jimin ona doğru yürüyordu ama yanında tanımadığı iki kişi daha vardı.

"Günaydın Taehyung, ah seni hergün böyle göremeyi kesinlikle özlemişim, oturabilir miyiz?"
Taehyung cevap vermeden sadece eliyle izin vermişti.

"Ev arkadaşlarım Jungkook ve Jin hyung, Jin hyung diyorum çünkü tembel bir öğrenci olduğu için geçen sene sınıfta kalmış bu yüzden bizimle yeniden ikinci sınıf." bu açıklama karşısında Taehyung sadece sessizliğini korumuş ve tanıtılan kişilere kafası ile merhaba demişti.
Jungkook, uzun boylu ve bir ikinci sınıf öğrencisine göre hayli yapılıydı, kahverengi saçları alnına düşüyor ve yakışıklı bir görüntü oluşturuyordu. Jin ya da Jin hyung ise siyah saçları ve dolgun dudakları ile dikkat çekiyordu. İkisine de en fazla iki saniye bakan Taehyung Jimin'e döndü hemen.

"Bu arada ben ve Taehyung aynı yaştayız ama o bir yıl ara verdiği için birinci sınıf." Bu sefer jimin açıklamasını diğer ikiliye yapmıştı ama onlar da pek tepki vermemişti. Tostunu yedikten sonra derse giden Taehyung üniversite hayatının tek renginin Jimin olacağını sanarak üçlüyü arkasında bıraktı.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Sizi ve Taejin'i seviyorum
Sizler de Taejin'i çok sevin

Eternal~taejinDonde viven las historias. Descúbrelo ahora