"Sence de sana verdiğim süre zarfı dolmadı mı?"
"Huh?" biraz bekletti sevdiği adamı. Ardından,
konuşmasına devam etti. Ukala bir tavırla. "Doldu mu?" Dolmuş muydu? "Beynim ve aklım bir olmasına rağmen farklı teoriler üretiyor." Ağlamaklı bir tavırla, sevdiği kadına sıcak cümlelerini devam ettirdi. "Moon!"
Sevdiği kadın adamı takmıyor, daha doğrusu takmamaya çalışıyordu. Her ne kadar gözlerinden minnak yaşlar süzülsede...
"Bana bak. Lütfen bana bak." Gözyaşları
sinirini de alıp gidiyordu. Kadın bu konuşmaya artık bir son vermek istedi. "Yeter artık. Bu aşkı sen bitirdin. Hem, hem belki de ortada bir aşk yoktu ha? Yalandan ibaret. Sana ait aşk sandığın sahte bir aşk." Adam daha fazla gözyaşlarına hâkim olamadı. İlk defa birinin karşısında böyle kavrularak ağlıyordu. "Ağlama! Ağlama dedim." Kadın zorda olsa konuşmaya çalışıyordu. Sevdiği adam, karşısında böyle ağlarken o nasıl olabilirdi ki? Tek yapabildiği, bir zamanlar
sevdiği adamın ona yaptığı sahtelikti. Sadece buydu... "Bu kadar mı düştün? Artık karşımda ağlayacak kadar mı bitiksin!? Hemde sahte..." adamın tek yaptığı şey göz yaşlarına hâkim olmaktı. Beceremiyordu da. "Ağlayan ben değil, kalbim Moon... kalbim ağlıyor. Duymuyorsun değil mi? Duyma zaten. Biliyor musun? Kalbimi sessiz ağlatıyorum. Gözlerinin ve senin de, aşka sahte kalbinin, farklı bakması için." dedi adam. Sonlara doğru sesi kısık kısık çıkıyordu. Kalbinin ağlamasından. Kadın her ne kadar acı çeksede bu dediklerinden sonra ağırlığını koruması gerekirdi sevdiği adam için. Yere bakan yüzü kaldırdı kadın "Hoşçakal." dedi. Onu, sevdiğini, hayatını terkedip kıyıdan uzaklaştı...
***
"Bitirdin mi kitabı?"
"Ahh.. evet sonunda bitti."
"Peki neden ağlıyorsun?"
"Onun olma ihtimali."
"Efendim?"
"2.sayısını bekliyorum. Çok duygusal bir yerde bitti. Kadının böyle bırakmaması gerekirdi. İstersen al, baştan oku. Sende seviceksin. Ama ağlama olur mu? Bidaha bırakamazsın."
"Ahh Moon, anlatmak istediğin birşey var mı?
Şuan ne hissettiğini bilmek istiyorum."
"Yok ama birşey söyleyeceğim. Bu kitabı ben yazdım. Daha doğrusu hayatımı. Tüm ecdatımı değil. Hayatımı, kalbimi, sevdiğim adamı."
"Moon, üzülme olur mu?" Daha fazla dayanamadı. İkiside ağlamaya başladı.
"Gerçek benliğimi özledim abla. Adımı ve aslımı.
Onu, onu, onu çok özledim. Her gece ağlamaktan bıktım! Kokusunu, ellerini, gülüşünü, gözlerini tüm benliğini ve benliğimi özledim. Kim bilir şimdi nerdedir? Evlenmiş midir? Yada..."
"Tamam yeter artık ablam. Aradan 3 sene geçti.
Hem, nasıl olabilir ki? Ahh.. tabi ki muhteşemdir."
"Ahhh...
Abla, biliyor musun? Bir kere bana 'seni kaybetsem dâhi kalbime uymasa dâhi bulurum' demişti. Acaba yine bulur mu?" İçten ağlıyor ama yüzüne bir gülüş konduruyordu Moon.
"Ablam. Seni bulduğun da sen onu kabul eder misin? Onu sen bıraktın."
"Bilmiyorum abla. Bilmiyorum... bana bir gülüşü yeter. Uzaktan baksam yeterli olur... Hem sen artık git. Çok sık geliyorsun, yakalanmak istemiyorum."
"Daha ne kadar böyle saklanacaksın. Başka bir kimlikle, senin adın Mina değil Moon. Saçlarını hatırlıyor musun?"
"Jimin bayılırdı. Jimin, o bayılırdı. Abla onu çok özledim." Tekrar ağladı ablasına sarılarak.
Küçük oda onun ağlama sesleri ile yankılanıyordu...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AĞLA KALBİM ● PJM
FanfictionHayatın mâhluklarından bir tanesi, engel oldu bu aşka. Şimdi tekrar yaşanır mı başka kimlikle bu aşk? Bu hikâyeye başlamadan önce mendillerinizi hazırlayınız! İyi okumalar🌸
