Son kez nefesimi dışarıya bıraktım, karanlığın bedenimi götürmesine izin verdim.

"Ayıldığında ona ne söyleyeceksin?"

"Bilmiyorum."

"Bu kızdan hoşlandığını tahmin etmeliydim"

"Her neyse, olan oldu artık."

Göz kapaklarımı açıp, nerede olduğumu, ne hakkında konuştuklarını, odada başka kimin olduğunu soramayacak kadar yorgun ve halsizdim. Vücudum uyuşuktu ve uyku sürekli beni kendine çeker vaziyetteydi. Dudaklarımı zoraki hareketlendirerek "Cüneyt.." diye fısıldadım, yüzümde hissettiğim sıcak gün ışığı soğuyunca ışığımın önüne birinin geçtiğini anladım. Gözlerimi zorla açmaya çalıştım, göz kapaklarım sancılıydı, açtığım küçücük aralıktan karşımdaki Cüneyt'e baktım. Yine çok karizmatik ve yakışıklıydı, saçları dağınıktı ve sakalları birbirine karışmıştı. Salaş olmayı cidden seviyordu. Karşımda onu görünce hafif tebessüm edemeden yapamadım, aslında kahkahalar atmak istiyordum fakat cidden hiç halim yoktu.

"Kendini nasıl hissediyorsun?"

"İyiyim" dedim tebessümle, ortada gülünecek bir şey yoktu sadece onu özlemiştim ve mutluydum.

"Su ister misin?" dedi, sen içireceksen neden olmasın? Ellerimi örtünün altından çıkartmadan kafamı salladım. Suyu uzattı bende kafamı uzattım

"Kendin içebilirsin." dedi, az kalsın ölüyordum o bana bir su bile içirmiyordu. Evet, az kalsın ölüyordum, nasıl geldim ben buraya? Suyumu içerken bardağın tabanından odada birinin daha olduğunu gördüm, bardağı indirdiğimde camın önündeki koltukta, arabayı süren siyah sakallı adamın oturduğunu görünce şok oldum. Onun burada ne işi vardı? Boynumu kesiyordu az kalsın o herif beni başkana getirmişti. Başkan nerdeydi? Ona noldu? Az önceki tebessümümden hal yoktu, Cüneyt'e döndüm

"O beni kaçıran adam, az kalsın boynumu kesiyordu. Onun burada ne işi var? Başkana ne oldu? Sen baygın haldeydin senin canını kurtarmak için yaptım Cüneyt-"

"Ben gidiyorum, sende Edis'i eve bırak." dedi Cüneyt. Beni ona mı emanet ediyordu? Eve mi? Eve gidersek başkan beni tekrar öldürmeye çalışırdı? Korku dolu gözlerle ağzımı açamadan Cüneyt odadan hızla çıktı. Siyah sakallı adamla tekrar başbaşa kaldım.

"Adım Buğra" dedi ve elini uzattı

"Sana kötü davrandığım için özür dilerim, her şeyi açıklayabilirim." dedi. Kendini Buğra diye tanıttığı ama benim için siyah sakallı boğazımı iple koltuğa bağlayan adama mal gibi bakıyordum, gerçekten mal gibi. Bakışlarımdan şaşkınlığı anlamış olacak ki benden cevap beklemeden sözlerine devam etti.

"Ben ölü değilim fakat evde başkanın emirlerine uyarım çünkü o evde benim gibi daha bir sürü yaşayan insana yardım etti, o olmasa kalacak yerim yoktu. Başkan seni getirmemizi emretti, ben aşağıda arabada bekliyordum görevim seni başkanın mekanına getirmekti fakat yanında Cüneyt olduğunu bilmiyordum. Kapı açılıp başkan seni içeri aldığında Cüneyt'i sandalyede gördüm ve o zaman anladım. Başkan beni kapıdan almadı, bende bir plan yapıp başkanı etkisiz hale getirdim ve sizi kurtardım, başka sorun var mı?"

Sadece ağzım açık bakıyordum, ama bize iyilik yapması hoşuma gitmişti. "Bana ne oldu?"

Seni son saniyede kurtardım, dedi.

Kendimden ziyade Cüneyt'i merak ediyordum, nereye gitti, nasıl, başkan ona neler yapmış sormak istiyordum ama hala gücüm yoktu ve bunları ondan dinlemek istiyordum.

-

Yol boyunca uyudum ve Buğra bana Cüneyt'in odasına kadar eşlik etti. Aklımda milyonlarca soru vardı, neden geri eve gelmiştik? Beni şuan öldürmeleri daha kolay olmaz mıydı? Ayrıca başkana ne olmuştu? Her an odaya gelip canımı alabilirdi? Öyle değil mi?
"Şimdi ne yapayım?... Tamam" dedi telefonu cebine koydu ve dinlenmemi söyleyip odadan ayrıldı.
Yalnız kalmak istemiyordum korkuyordum ve Cüneyt beni nasıl yalnız bırakırdı? Hala yaşadıklarımızdan ders almamış mıydı yoksa sikinde mi değildim tam olarak anlayamadım. Her ne kadar korksam da Cüneyt'in bir bildiği vardır dedim ve rahatlamak için küvete sıcak su doldurdum, köpüklerin arasına kendimi bıraktım.

-

Saatin kaç olduğunu bilmiyordum ama bayadır odada tek başıma sıkılıyordum, bir kağıt ve kalem bulmuş karalama yaparken içeri Cüneyt girdi. Girer girmez parfüm kokusu odayı kapladı, üstünü değiştirmişti yine salaş ve yakışıklıydı. Onu görür görmez ayağa kalktım bir konuşma beklercesine baktım ama beni takmadı onun konuşmayacağını anlayınca derin bir nefes alarak aklımdaki milyonlarca soruyu önem sırasına göre dizerek sormaya başladım.

"Hala neden bu evdeyiz? Bizi öldürmeleri için çok iyi bir fırsat değil mi bu? Başkana ne oldu? Başkan sana ne yaptı? Peşimizdeler mi? Şimdi ne yapaca-"

"Sakin ol Edis'cim ben her şeyi halletmeye çalışıyorum." dedi yumuşak sesiyle, biraz gergin gözüküyordu fakat sesi fazla yumuşaktı. Ona sarılıp bütün soruları silmek istedim ama tabii ki yapamadım.
"Sana anlatmam gereken şeyler var, ama bu kadar olağan dışı şeyleri kaldırabilir misin bilmem." dedi, bunu söylerken gözlerime acı çekiyormuş gibi bakıyordu.

VOTE VERMEYİ UNUTMAYIN, TEŞEKKÜRLER ♡

ÇİLBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!