Şiddetli yağan yağmurun cama sertçe çarparak çıkan ses harici her yer çok sessizdi. Fakat o, yağan yağmuru umursamayıp dışarı çıkmak için hazırlanıyordu. Gri renkte olan yağmurluğunu hızlı bir şekilde giydikten sonra ayağına büyük , yıpranmış botlarını giyerken ayakkabılığın üstünde duran anahtarlığı aldı. Eskimiş olan kapının kolundan tutup elindeki anahtarı deliğe soktu. İki kere çevirdikten sonra kapı adeta serbest bırakılmış gibi kendiliğinden açıldı.
Kapının arkasında kalan okul çantasını alıp evden çıktı. Apartmanın kapısına geldiğinde yağmurluğunun şapkasını gözünü kapatana kadar çekti ve kulağına kulaklığını yerleştirdi. Telefonundan klasik müziklerden birini açıp şiddetli yağan yağmurun altında hızlı adımlarla ilerlemeye başladı.
Bu gün de her zamanki günlerden olucağını düşünüyordu. Okulun arkasından geçerken onu bekleyen serserileri görmüştü. Yaklaşık 7-8 kişiden oluşan bu serseri grub yağmurun altında sigara içiyorlardı. İçlerinden biri onu görünce diğerlerine haber verdi. Hepsi ona döndüğünde bakışlarını hızla yere indirdi ve oradan hemen uzaklaşmak için kenardan yürümeye başladı. İçlerinden en büyüğü olan ona seslenmişti. "Hey, sen!". Duymuyormuş gibi davranıp adımlarını hızlandırdı. Fakat çantasından tutulması yüzünden mecburen durdu. Sinirlenmişti fakat eğer kavga çıkarırsa kendisinin kötü duruma düşüceğini biliyordu. Arkasına döndü ve karşısında duran kişiye baktı. Elindeki sigaradan içerken onu süzüyordu. Yüzünde p*ç bir gülüş oluştu ve sigarayı ağzından çekip dumanı yüzüne üfledi. Hızla gözünü kapattı ve bir adım geriye gitti. "Sana seslendiğimi duymuyormusun?!". Gözlerini geri açtığında karşısında duran serseri elinde tuttuğu sigarayı yıpranmış olan ayakkabının üstüne attı ve hızla onun yakasından tuttu. Yüzünü onun yüzüne yaklaştırdı ve mırıldanarak " Yüzünden iğrençlik akıyor." Dedi. Tuttuğu yakasını birazdaha sıktı ve onu yere itti.
Sert düşsede hala kalkabilecek kadar gücü vardı. Elleri ile yerden destek alarak kalkmaya çalıştığı sırada karına gelen güçlü tekme ile yeniden yere düştü. Yaralarından birine denk geldiği için normalden daha çok acıtmıştı. Sıktığı gözlerini açtığında diğer kişilerde etrafına toplanmıştı. İçlerinden biri çantasını aldı ve ceplerini kontrol etti. Cüzdanını ve cep telefonunu aldıktan sonra yeniden kalkmak için hareket ettiğinde sırtına gelen tekme ile yeniden yere yığıldı. Fakat bu sefer yere yığılır yığılmaz her dört bir yanından gelen tekmeler oluştu. Uzun bir süre dayak yedikten sonra ağzından gelen kan ile herkes durdu. İki kişi ellerinden tuttu ve açarak yere koydu. Hareket ettirecek gücü kalmamıştı. Gözleri zar zor açıktı. En büyük olan kişi etildi ve kahkaha atarak konuştu." Bu gün paramı az getirmişsin. " dedi. Geri ayağa kalktı ve yerde duran ellerin üzerine bütün gücüyle bastı. Ağzından kan çıksada bu acı yüzünden oldukça yüksek bir tonda acı çığlıkları atıyordu. Ağzından çıkan kan yüzünde yüzü kan olmuştu. Ezilen elinden ayaklarını çekti ve "Bu günkü işimiz bu kadardı, hızla gidelim." Dedi. Hepsi olay yerinden uzaklaşmıştı. Fakat arkalarında bıraktıkları beden artık kendinde değildi. Dahada şiddetlenen yağmur, yüzündeki kanları yavaş yavaş siliyordu. Etrafa yırtılıp atılan kitapları bir yandan ıslanırken kaç ayda biriktirip aldığı cep telefonu parçalanmış bir şekilde yerdeydi.
Ağlayacak kadar gücü kalmamıştı bile. Gözleri kapandığında etrafından gelen bağırışlar harici hiçbir şey duymuyordu. Artık duymamaya başladığında kendini karanlığa teslim etti.
YOU ARE READING
Forever Rain
FanfictionYağmur yağdığında Bir arkadaşım varmış gibi hissediyorum İyi miyim diye soruyor bana Ve cevap veriyorum: Ben hayatın bir rehiniyim Yaşamıyorum çünkü ölemiyorum Ama bir şeylere zincirlenmişim ~RM~ ~ Başlangıç - 05.05.2019 - ~
