-1-

16.6K 633 277
                                        

Kulağımda çalan şarkıya ritim tuttururken elimde duran, yeni aldığım sigaranın paketini açtım ve içinden bir tane çıkararak dudaklarıma koydum. Üzerimdeki deri montumun ceplerinde çakmağı ararken sonunda buldum. Tam yakacakken çalan telefonum bana engel oldu. Gece gece arayana sinirlenerek telefonu cebimden çıkarırken arayanın annem olduğunu görünce içimden bildiğim bütün duaları okumaya başladım. Zaten az olduğu için kısa sürdü ve telefonu açarak yavaşça kulağıma götürdüm.

"Anneciim, ne oldu?" Sesimi bilerek uykulu tutmaya çalışıyordum. Belki bir ihtimal odama girmemiştir de, orada olmadığımı görmemiştir diye.

"Oğluşum uyuyor muydun? Özür dilerim oğlum, uyu sen." Annemin cevabını duyup rahatlamayla nefesimi bırakırken boğazımı temizledim ve

"Tamam annecim, iyi geceler." Dedikten sonra telefonu kulağımdan uzaklaştırarak kapatmaya yeltendim,

"Bak bir de dalga geçiyor köpeğin evladı benimle. Çabuk eve gel, ben sana gece gece habersiz çıkmayı göstereyim." Annemin sinirli sesini duyunca 'of'ladım ve oturduğum banka yaslandım.

"Ne oldu anne, gece gece nasıl anladın evde olmadığımı?" Odama girdiyse bir sebebi olmalıydı, dimi?

"Bak bir de hesap soruyor. Çabuk eve gel alt kata komşular taşınıyor. Yardım edeceksin onlara. Beş dakikan var, sayıyorum. Bir dakika bile geç kal, tüm tişörtlerini yakarım Melih, ona göre!"

"Tamam geliyorum." Dedikten sonra cevap beklemeden telefonu kapatıp ayağa kalkarak sigaramı yaktım. Milletin derdi bizi germişti iyi mi. Şimdi git, gece gece hiç işin yoksa eşya taşı. Ameliyiz ya zaten biz...

Sızlanarak  eve ulaştığımda, büyük bir eşya arabasının kapının önünde olduğunu fark ettim. Lan altı üstü iki dakika sigara almaya çıktık, ne ara geldi bu.

Sigaramı söndürüp eşya taşıyan insanların yanına ulaştığımda, annemin de orada olduğunu sonradan fark ettim. Yanında fazla uzun boyu bir kadın vardı. Annemle gözlerimiz buluştuğunda hemen gülümsedi (?) ve

"Bak Zehracım. Bu da benin oğlum Melih." Kadın gülümserken "hoşgeldiniz" dedim ve teşekkür ederek anneme döndü.

"Maşallah, ne büyük oğlun var." Diyince konuşmanın onlar arasında devam edip beni sarmayacağını anladım.

"Zehra abla yardım edilecek bir şey varsa söyle." Derken bir yandan da arabada elime gelebilecek şeyleri göze kestiriyordum.

"Yok Melihcim. Zahmet vermeyelim sana da gece gece." Valla canıma minnet. Geriye doğru bir adın attım ve gülümseyerek 'ta' demiştim ki annem,

"Ne zahmeti Zehracım. Söyle Melihe sen. İşi yok gücü yok. Afedersin ama  öğlene kadar kıçını devirip uyuyor zaten. Azıcık bir elmaya sap olsun." Sağol yaa anne. Yılın 'çocuğunu en kısa sürede gömen anne ' ödülünü, çok sevdiği tabak takımına fırlatmak isterdim ama en azından biraz daha yaşamam gerektiğini düşündüğümden, bunu daha sonraya erteledim.

Hala kinayeyle anneme bakarken arkadan bir gülme sesi gelince, apartman girişine doğru baktım ve genç bir çocuk ile gözgöze geldim. Kaşlarımı çatıp yüzüne dik dik bakarken, sanki gülmemek için kendini sıkmış da ağzından kaçan birkaç kıkırtı için özür diler gibi bakıyordu. O sırada Zehra ablanın,

"İşte benim oğlum da geldi." Demesi üzerine çattığım kaşlarımı kaldırarak çocuğa baktım. Bu anneye göre fazla kısa değil miydi? 'Küçüktür' diyen iç sesime onay verdim.

Çocuk gözlerini kaçırarak annesine doğru yürürken yanımdan geçti ve benden de kısa olduğunu görerek güldüm. O kadar kısıktı ki kimse duymamıştı.

"Melihcim, bu da benim oğlum Tuna." Ardından gözleri bana dönen çocuğa bakarak " Tunacım, Melihler bizim üst kat komşumuz. Artık bol bol görüşürsünüz." Dedi ve ikimize de sırayla bakarak gülümsedi.

Başımla çocuğa selam verirken, kaç yaşında olduğunu çözmeye çalışıyordum. Karanlık yüzünden yüzü seçilmese de küçük duruyordu. Sekizinci sınıf.... veya yedi?

Oda bana başıyla selam verince arkadan bir adam, "abla bitti bu eşyalar. Daha bir şey yoksa biz gidelim." Demesiyle ve zehra abla anneme doğru gülümseyip 'pardon' diyerek onların olduğu tarafa doğru yürüdü. Ardından, uzun boylu bir adam da Zehra ablaya doğru yürürken beline elini koyunca kocası olduğunu anladım.

Telefonu cebimden çıkarıp saatin ikiye geldigini görünce "hadi annecim benden bu kadar." Diyerek annemin yanağını öptüm ve bir şey demesine izin vermeden merdivenlere doğru atak yaptım. Dönüp öbür merdivenleri de çıkacakken arkamı döndüm ve birkaç basamak inerek Tuna'ya baktım. Bana bakıyordu.

"İyi geceler velet."

•••
Yeni hesabımdaki ilk kitabımla herkese selam. Bu hesabı tamamen LGBT temalı kitaplar için açtım. Umarım begenirsiniz ♧

komşu çocuğu || boy×boyHistórias para pegar e não largar. Descubra agora