6.Sır_Part-2

3.8K 360 75

12 Eylül Cuma

Bizi teker teker bir odaya alıp sorular sordular. Bu programda böyle bir bölüm vardı. Önceden geldiğimizde komik sorular sormuşlardı. Biz de komik cevaplar vermiştik.

Ne mutlu günler ama..

Şimdi sordukları soru hiç hoşuma gitmemişti.

"Kardeş nedir?"

Eğer bu soru bana diğer 10 üye yanımdayken sorulsaydı galiba kendimi tutamazdım. Ben saçma bir radyo programında ağlamış biriydim. EXO benim için önemliydi. Herkes bizi 2 yıldır görüyordu ama ben onları 6 dan fazla yıldır görüyordum. Ben onları iş arkadaşından çok öte görüyordum.

Kardeş gibi.

Kardeş neydi? Hep sana destek veren, seninle eğlenen, ağlayan, gülen... Seni yalnız bırakmayan biri. Birileri.

Üyelerin ne cevap verdiğini merak ediyordum. Lay kesin edebiyat yapmıştı. Tao sinirlenmişti. Çünkü Kris in gidişi sebebiyle saçma bir intikam hırsı kaplamıştı her tarafını. Daha çok konuşur olmuştuk onunla. Çok vakit geçirir olmuştum. Sanki boş kalan bir yeri doldurmaya çalışıyordu.

Sanki kardeş olarak beni seçmişti artık.

Kai göründüğü salak haline kıyasla mantıklı cümleler kurmuştur. Çünkü adam yazar. Kaliteli görüşleri var hep. Suho 11 ile ilgili bir şeyler demiştir. Ne olursa olsun bizi korumaya çalışan narin lider..

Baek, Chen, Xiumin, D.O nun ne dedikleri pek de önemli değildi benim için. Ya da Chanyeol un..

Ben Luhan ı merak ediyordum. Ne diyecekti? O da kardeş değil miydi? Tıpkı Kris gibi. Ama neydi şimdi o?

Yine fanların gülmesini sağladığımız saçma programlardan sadece bir tanesiydi bu. Fanların yüzde yirmisi bizi sırf dış görünüşümüz için beğeniyordu, yüzde onu güzel şarkılarımız için, yüzde beşi hikayesindeki karaktere uyuyoruz diye, yüzde on beşi sıkı arkadaşlık örneğimiz için, yüzde ellisi ise onları kahkahalara boğduğumuz için...

Kaç kişinin umuduyduk? Kaç kişinin hayaliydik kim bilir... Kaç kişi bizim sayemizde hayata tutunmuştu? Kaç kişi ağlıyordu şimdi bizim için?

Ben de ağlamak isterdim. Kris gitti diye. Luhan bizden büyük şeyler saklıyor diye, boş bir hayatım var diye..

Yavaş yavaş, zemine çarpıp her tarafa dağıldığımız için ağlamak istiyordum. Umudu olanları yalnız bıraktığımız için, hayali olanların hayallerini yıktığımız için. Açıkça boğazlarından sıkıp öldürdüğümüz insanlardan dolayı oluşan pişmanlık sebebi ile ağlamak istiyordum.

Baekhyun ve Chanyeol yine moment vermeye çalışıyordu. Fanların çığlık atışı kulaklarımdaydı. Luhan hemen uzağımdaydı. Nasıl onunla mutlu mutlu gülecektim? Sadece yanında olsam bile fanlar mutlu olurdu. Kai ve D.O zaten fanlar arasında resmi evli çift konumundaydı. Neyse ki bu düşünce onların sağlam arkadaşlığına zarar vermemişti. Çünkü ben ve Luhan ın arkadaşlığı sırf onlar yüzünden berbat olmuştu.

Bunları yapmaya zorlanmış olmak kötü ama Kris in yokluğu başka nasıl silinir akıllardan? Baekhyun ve Chanyeol hiç zorlanmıyorlar. Baekhyun zaten kendi skandalını unutturma peşinde olduğu için isteseler kız kılığına bile girer.

Gerçi kız kılığına girmek Kore de utanç verici bir şey değil. Neyse.

Programın sonunda bize gizli odada sorulan soruların cevapları yayınlandı. Stüdyodaki gergin ve üzgün atmosfer kalbimin içine girip eritiyordu.

Çince konuşuyorlardı. Çince... Çince. Hep Çince.

Koreli üyeler olarak ne konuşulduğunu anlamadığımız için sadece ayakta dikiliyorduk ama Çince bilenler pek de sakin duramıyordu.

Tao nun arkasını dönüp gözlerini sildiğini fark ettim. Baek onu sakinleştirmeye çalıştı. Lay mikrofonu almış cidden hissettiklerini söylüyordu.

Luhan dayanmaya çalışıyordu. Ağlamak istemiyor gibiydi. O da üzgündü. Nasıl olmasın?

Yapacak bir şey yoktu. Yine bilindik EXO  olarak önce kahkahalara boğmuş sonra herkesin içine hüznü koymuştuk. Lay in günler önce dedikleri aklımdaydı sadece..

Hepimiz birer katil gibiydik. Ama acı çektirenlerden.

Moral düzelten bir program olur diye düşünmüştüm oysaki. Ama kaldığımız otele geldiğimizde kimsede ruh yoktu. Nefes alamayacak kadar yorgun olmak istedim. Belki böylece mutlu olabilirdim.

*****

"Chen sakin ol!"

Suho nun kızgın bağırışını duyduğumuz anda Tao ve ben pratik odasına girdik.  Bir süredir gelen sesler sebebi ile hemen koşup gelmiştik.

"İstemiyorum artık! Bu haksızlık!" Chen sinirle telefonunu yanımdaki duvara doğru fırlatınca dağılan parçalardan korunmak için gözlerimi kolumla kapattım.

"Sadece sabretmen gerek. Sıkı çalışırsan bu tür hatalar asla yapmazsın." Luhan Chen e yaklaşmaya çalıştı.

"Olmuyor tamam mı? Başka dilde söylemek tüm şarkı söyleme yeteneğimi yok ediyor!"

"Tao, Sehun." Lay geldi ve bizi odadan çıkardı.

"Hyung ne oluyor?" dedi Tao merakla.

"Chen sözleri unutunca detone oldu. Biliyorsunuz bu durumlar çok seyrek oluyor ama oldu mu da aşırı sinirli oluyor. Merak etmeyin biz onu sakinleştiririz." geri odaya girdi.

Büyükler olarak olayı halledeceklerdi ama biz küçükler yine habersiz ve iradesiz kenarda duracaktık.

Tao ile kafeteryaya gittik. Yanlışlıkla Xiumin e çarpınca özür dilemek istedik ama o yüzümüze bakmadan gitti.

Xiumin pek konuşmazdı. Bizim aramızda da.. Üstelik diğer büyükler gibi olaylara da karışmazdı. Umursamaz biriydi. Üstelik Chen den daha fazla söz unutuyor olmasına rağmen bu onu sadece güldürüyordu. Önemsizdi onun için.

Birkaç abur cubur depolayıp Kai nin yanına gittik. Müzik açmış telefonuna bakıyordu. Chanyeol da kenarda oturuyordu.

"Yine hikaye mi yazıyorsun Yazar-Jongin?" dedim saçlarını nefret ettiği şekilde karıştırıp.

"Hikaye mi?" dedi Chanyeol ve Tao aynı anda.

"Sehun!"

"Oh! Kusura bakma ağzımdan kaçtı." gülmeye başladım ama Kai peşimden koşmaya başlayınca maalesef ki büyük bir kovalama içine girdim.

Tüm binayı turladıktan sonra yorulduk ve soluklanma ihtiyacı duyduk.

"Sehun seni hikayede öldüreceğim oğlum görürsün sen!" nefes nefese kaldığından düzgün konuşamıyordu.

"Kai bilerek demedim biliyorsun." sevimli olmak pek de sorun ettiğim bir şey değildi.

"Chanyeol kesin 24 saat başımın etini yiyecek."

"Ne yapıyorsunuz burada?" dedi D.O yangın merdivenine açılan kapıdan içeri girip.

"Sen ne yapıyordun? Orada?" kapıyı hemen kapatınca dışarıyı göremedik.

"Senaryo okuyordum." dedi biraz duraklayıp. Sonra ruhsuz yüz ifadesini yüzüne takıp çekti gitti.

"Neyi var bunun?" dedim Kai ye.

"Ne bileyim abi?"

"Siz iyi anlaşıyorsunuz." dedim sırıtıp.

"Of Sehun." Kai gözlerini devirdi.

D.O nun orada olmasının üç nedeni olabilirdi;

1-Sevgilisi ile konuştu (Bu biraz mantıksız gibi ama eğlenceli bir seçenek)

2-Dediği gibi senaryosunu okudu (Bu çok sıkıcı asla kabul etmem)

3- Sigara içiyordu. (Sadece komik.)

En iyisi uğraşmamak düzgün seçenekler bile bulamadım.

*12gen*✓Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!