Masmavi gökyüzünde ışıldayan yıldızlar.Öyle güzellerdi ki hangi yıldıza bakacağınıza şaşırıyordunuz.Yıldızların parlayıp sönmesi çok güzeldi.Ayın yanında küçük kalsalar bile yıldızları severdim.O yıldızlara dokunmayı çocukken çok istemiştim.Ama dokunamayacağımı anladığımda çok üzülmüştüm.Sonrada bir yıldıza sahip olmak istedim ama o kadar güzellerdeki seçemiyordum.
Gökyüzüne dalmış bir şekilde bakarken Komutan Namjoon beni çağırmıştı.
"5. Er Taehyung " demişti otoriter çıkan sesiyle.Bende gecikmemek için geminin balkonundan çıkmış ve içerde olan komutanımın karşısına geçip asker selamı yapmıştım.
"Emredin komutanım" dedikten sonra Komutan Namjoon ufak kahkaha atmıştı.Bende neden güldüğünü anlamak istercesine biraz kaşımı çattım.
"Taehyung artık öyle seslenmene gerek yok.Neyse seninle konuşmam gereken konu var.Gelde şuraya oturalım" diyerek cam kenarındaki tabureleri göstermişti.
Bende hafif kafamı eğerek gösterdiği yere oturmuş ve dikkatli şekilde yüzüne bakmaya başlamıştım.
"Taehyung biliyorsun ki askerliğinin bitmesine neredeyse 1 ay kaldı.Senin aileni çok özlediğine eminim.Ama sana teklifim var.Eğer kabul edersen seni subay olarak atayacağız.Hemen itiraz etme düşün. askerlik hayatın boyunca güzel sonuçlar elde ettik.Ve bu başarını gördüğümüz için bu teklifi sunuyoruz." Demişti Komutan namjoon.
Çok güzel teklifti ama ya ailem? Ailem ne derdiki bu işe? Gurur duyacaklarına emindim ama ailemi çok özlemiştim.Onları görmeyeli 2yıl olacaktı ve ben onların sesini 2 ay önce duymuştum.
"Taehyung ďüşün taşın öyle karar ver." Diyerek bacağımı pat patlayarak kalktı.
Bu kararı kesinlikle tek başıma veremeyecektim.
●○
Sabahtan beri silahlara kurşun doldurmuş ve hiç yemek yememiştim.
Kurt gibi açtım resmen.
Mutfağa girip buzdolaptan yemek tenceresini çıkardım.kapağını açtığımda sabah yediğimiz tavuk çorbasıydı.Ocağa koyup ısındıktan sonra tezgaha koymuş ve içmeye başlamıştım.Sadece üç kaşık içtikten sonra 3.er Jungkook seslenerek yanıma gelmişti.
"Taehyung gemi arızalandı ve senin yardımın gerekli.Acale et " diyerek geri gitmişti.Bende tencerenin kapağını kapattıktan sonra koşarak en alt kata inmiştim.Herhalde bugün yemek yiyemeyecektim.
"Ahh geldin sonunda.Hemen oradan kargaburunu getir" demişti yüzbaşı Yoongi.
Bende o ne isterse vermiştim.Yüzbaşı yoongi aramızda en ciddi olanıydı ve işinde her zaman başarılıydı.Bu yüzden bu konuda ona hayranlığım vardı.
Yüzbaşı Yoongi ve benim yardımıyla başarmıştık.Yüzbaşı "Sonunda çalışıyor" demesiyle hepimiz sevinmiştik.Hatta bazıları birbirine sarılmıştı.
Bende alnımdan akan teri elimin tersiyle silerken Yüzbaşı yoongi elini omuzuma koyarak "iyi iş yaptın" diyerek odadan çıkmıştı.
Bende burada fazla kalmamak adına her zamanki yerim olana geçmiştim.
Gökyüzünü izlemek askerlik hayatımda en güzel şeydi.Aynı balkonda aynı gökyüzünün yıldızları altında olmak çok güzel ve huzurlu hissetiriyordu.
Ama huzurumu bozan yani Jungkook gelmişti.Jungkook'u severdim ama çok konuşkandı.Konuşmaya başladığında susmaz başını şişirirdi ama yinede severdim onu.
"Burada ne düşünüyorsun hyung?" Demesiyle bakışlarımı ona sabitledim.
"Hiç.Sadece yalnız kalmak istedim."
Demiştim sessiz bir şekilde.
