07,11,12

35 2 0
                                        

Uyanmak, göz kapaklarım için hiç bu kadar zor olmamıştı. Sanki senelerdir uyuyor ve hiç hareket etmiyor gibiydim. Gözlerim hâlâ açık değildi fakat nerede olduğumu hissedebilirdim. Avuçlarımı sıkmaya çalıştığımda avuçiçime çimenler dokundu, parmaklarım ıslandı ve o an sırtımın da ne kadar ıslak olduğunu fark ettim. Bir parkta mıydım? Üşüyordum, vucüdumdaki ıslaklık beni rahatsız ediyordu, beynim kalkmam için komut veriyor fakat bedenim kalkmak istemiyordu. Birkaç dakika daha dayandım. Sonra sağa dönerek ellerimden güç alıp hâlâ gözlerim kapalıyken dizlerimin üstünde doğruldum. Derince bir nefes aldım. Hareket etmek daha şimdiden beni yormuştu. Bu sırada içime çektiğim havayı tanımlamaya çalışıyordum.  Burnuma rutubet kokusu geliyordu, soğuk, kir, pas... yüzümü buruşturup gözlerimi açtım çöplükte olmamak için dua ederken. Şanslıydım ki ne çöplükteydim ne de pis bir yerde... karşımda kocaman bir ev vardı, camlarının önünde saksılar ve içlerinde kurumuş çiçekler, ya mevsimi degildi hiçbirinin ya da susuzluktan, bakımsızlıktan kurumuşlardı. Onun dışında evin duvarları mor renge boyanmıştı, bazı yerlerde duvarlar soyulmuştu, köşelerde de kırıklar vardı, ama neresinden bakarsanız bakın bu eve güzel derdiniz çünkü pencerelerin üst kısımlarına el yapımı süsler asılmıştı ve eve çok hoş bir görünüm kazandırıyorlardı, hepsinde emek olduğu hissediliyordu... bir tanesi küçük bir kasnağa sarılmış mavi bir ip ve tığ ile örüldüğünü düşündüğüm çiçeklerin büründüğü çok hoş bir  rüya kapanıydı... Bu evi incelerken ayağa kalkmış, evin etrafında dolanıyordum. Pencerelere, içerideki süsleri görebilmek için epey yaklaşmıştım. İçeride birisinin benim evi incelememden rahatsız olabileceği düşüncesi aklıma bile gelmemişti, bir kadın kapıyı açıp 'burada ne yaptığımı' sorana kadar. Sahi ya, benim de sormam gereken öncelikli soru buydu. Kadına 'bilmiyorum' dedim, sanırım onu rahatsız etmiştim, 'ben neredeyim?'
Kadın ayak bileklerine dolanan kediyi biraz okşayıp yüzüme baktı, gri uzun bir geceliği ve bordo rengi, el örmesi bir hırka giyiyordu, ayağında da siyah ev terlikleri vardı, içine bir de renkli patik giymişti.  "Burası bayan S'in malikânesi, sahi nasıl geldiğini hatırlamıyor musun, geceden beri orada yatıyorsun." Dedi. Şaşkınlığımı gizlemedim, ne zaman evden çıkmıştım, nasıl buraya gelmiştim, neden hatırlamıyordum..?
'Ne zaman geldiğimi gördünüz mü?'
"Hayır, hadi gel sana sıcak bir şeyler ikram edeyim, içeride devam ederiz..."
O kadar kibardı ki, red etmek ayıp olurdu. Onu tanımadığım halde samimiyetine güvenip içeri girdim. Kapının önündeki çürük tahta merdivenlerden çıkarken, neyle karşılaşacağımın farkında bile değildim....



Devam edecek....


E-      

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 30, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

labirent Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin